Eskişehir’de dün “Arabasız Pazar” uygulaması hayata geçirildi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin 2026 Eskişehir projeleri kapsamında başlatılan bu uygulama, çevreci bir amaçla yola çıkıyor.
Toplu taşımanın teşvik edilmesi, karbon ayak izinin azaltılması ve bu konuda toplumsal farkındalık oluşturulması hedeflenen proje, aslında daha yaşanılabilir bir kent için atılmış önemli bir adım.
Hava kirleniyor, şehirler her geçen gün daha fazla ısınıyor. Daha çok araba; daha çok trafik, daha çok stres anlamına geliyor. Gürültü kirliliği artıyor, hareketsiz yaşam obeziteyi ve beraberinde birçok sağlık sorununu getiriyor. Küresel ısınmanın artık “kapıda” değil, doğrudan hayatımızın içinde olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla listeyi uzatmak mümkün.
Bu nedenle, Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği ve dünyada ilk örnekleri 1970’li yıllara kadar uzanan arabasız gün uygulamasını ilkeler ve amaçlar açısından kesinlikle destekliyorum.
Ancak…
Uygulamadaki eksiklikler ise görmezden gelinecek gibi değil…
Zaten hafta sonları trafik sorununun had safhaya ulaştığı kentimizde; Atatürk Bulvarı, Gündüz Ökçün Bulvarı ve Ali Rıza Efendi Bulvarı gibi ana arterlerin trafiğe kapatılması, planlama eksikliğiyle birleşince ciddi bir karmaşaya yol açtı.
Elbette trafik sorununun bir günde ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil. Bu konuda geliştirilmesi gereken pek çok başlık olduğu da ortada. Ancak en azından duyuru ve bilgilendirme süreci layıkıyla yürütülmüş olsaydı, evinden arabayla çıkan birçok vatandaş kapalı caddeler karşısında şaşkınlık yaşamayacak, ani yön değişiklikleriyle trafik daha da içinden çıkılmaz bir hal almayacaktı.
Dahası, yeterli bilgilendirme yapılmış olsaydı proje asıl amacına daha fazla yaklaşacak; insanlar o gün için toplu taşımayı tercih edecek ya da kısa mesafelerde yürümeyi düşünecekti.
Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Ayşe Ünlüce’nin uygulamadan yalnızca üç gün önce yaptığı duyurunun, Eskişehirlilere yeterince ulaşamadığı ortada.
Toplu taşıma kullanmak için sokağa çıkan yaşlılardan da mağdur olanlar oldu…
İleri yaştaki vatandaşların sosyal medya kullanım oranı da düşünüldüğünde, bu tür bir uygulamanın duyurularının ayın başından itibaren daha yoğun, daha yaygın ve farklı mecralar üzerinden yapılması gerektiği açık.
İnsanların Pazar günü planlarını buna göre yapabilmesi için yalnızca sosyal medya paylaşımları yeterli değil. Evet, Ayşe Ünlüce bu projeyi daha önce açıklamıştı, bazı basın organları da günler öncesinden konuyu gündeme taşıdı. Ancak söylediğim gibi bu duyurular, kentin tamamına nüfuz edecek ölçekte ve süreklilikte olmadı.
Öte yandan esnafın en fazla iş yaptığı zaman diliminin genellikle hafta sonu olduğu da unutulmamalı. Bu nedenle uygulama hayata geçirilmeden önce esnafla bir araya gelinmesi, kaygıların dinlenmesi ve önerilerin alınması son derece önemli. Belki onların katkılarıyla saat aralıkları yeniden düzenlenebilir, belki de sokakları daha canlı hale getirecek küçük ama etkili adımlar atılabilir.
Tramvay sefer sayılarının artırılmasına ek olarak, o gün toplu taşımayı gerçekten cazip kılmak adına bilet fiyatlarında indirim yapılması da ciddi bir teşvik sağlayabilir. İnsanların arabayı bırakması, ancak kendilerine sunulan alternatifin kolay, ulaşılabilir ve ekonomik olmasıyla mümkün.
Kötüye giden dünyamızda yaşanan çevresel sorunlara gözlerimizi kapatmanın zamanı değil! Bu nedenle yaşanan eksiklikler gerekçe gösterilerek uygulamadan tamamen vazgeçilmesi de doğru değil. Aksine, ortaya çıkan aksaklıklardan ders çıkarılmalı; her yeni uygulamada daha güçlü, daha kapsayıcı hamleler geliştirilmeli…
Özellikle Eskişehir trafiği için kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmek zorundayız. Arabasız Pazar uygulaması, doğru planlama ve etkili iletişimle desteklendiği takdirde, bu kentin geleceğine dair önemli bir başlangıç olabilir.