2025–2026 eğitim öğretim yılının ilk yarısı, eğitimin kamusal niteliğinin ihmal edildiği; çocukların, velilerin ve eğitim emekçilerinin yine çok yönlü sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir dönem oldu.

Okullar yarı yıl tatiline girerken; çocukların şiddet, çeteler ve suç örgütleriyle kuşatılmış bir yaşamın içine itildiğini gösteren olaylara her gün bir yenisinin eklenmesi hepimizi derinden üzdü.

Olaylara basit bireysel olaylar olarak bakmak gerçeklerin üstünü örtmekten başka bir işe yaramaz. Bu konuda çocuklara kızmak yerine, büyüklere (!) sorulması gereken, “Çocuklar nasıl bu hale geldi?” sorusu olmalıdır.

Çocuklarımızın karne sevinçleri, gelişim raporlarına konulmayan Atatürk fotoğrafı, İstiklal Marşı ve Türk bayrağı tartışmaları yüzünden gölgelendi.

Eğitim iş kolundaki sendikaların, veli derneklerinin yarı yıl raporlarındaki gerçekler çocukların eğitiminden sorumlu tüm büyüklerin” karnesinin çok zayıf olduğunu gösteriyor…

OKUL TERKİ ARTIYOR!..

MEB raporlarına göre okulda olması gereken 1 milyon 470 bin 694 çocuk okulda değil. Mevcut devamsızlık verileri ise endişe verici boyutta. Her kademede okuldan kopuş var. Bölgeler ve iller açısından derinleşen tablolar var.

Çocuklar okullarını terk ediyor, büyükler seyrediyor(!).

Sürekli devamsızlık verileri çok sayıdaki çocuğun aslında okulda olmadığını gösteriyor. Bu yüzden açıklanan okul terki sayıları açıklanan sayılardan çok daha fazla. Yoksulluk arttıkça ilk kaybeden kız çocukları oluyor.

MESEM ÇOCUK İŞÇİLERİ!..

Çocuk işçiliğin yasal kılıfı haline gelen MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesi ile örgün mesleki eğitimden uzaklaştırılıp ucuz işçi/çırak haline getirilen MESEM’li çocukların sayısı 2020’de 159 bin iken 5 yılda 3 kattan fazla artarak 546 bine dayandı.

İSİG verilerine göre,2025 yılı içinde 17’si MESEM’lerde olmak üzere 94 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. TÜİK’e göre kayıtlı çocuk işçi sayısı 869 bine ulaştı. 16-17 yaşındaki 9354 kız çocuğu evlendirildi.

AÇ KARNINA EĞİTİM OLUR MU?

Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan, okulda bir öğün okul yemeği programı ülkemizde tasarruf gerekçesiyle bu yıl da uygulanmıyor. Kamuda yapılan savurganlıkları, karşılıksız, plansız giderleri görünce öğrencilere bir öğün yemeği vermekten kaçınan “büyüklerin” çok düşük not aldıkları konulardan(!) biri burası oluyor.

OKUL ÖNCESİ KİME EMANET?

Verilen sözlere rağmen okul öncesi eğitim bu yıl da zorunlu ve ücretsiz kapsamına alınmadı. Yoksulluk arttıkça okulöncesi eğitimdeki öğrenci sayısı da hızla düşüyor. Bu noktada MEB devreye girmesi gerekirken; farklı yaş gruplarında açılan okul öncesi kurumların büyük bir çoğunluğu ya özel öğretim kurumlarına ya da Diyanet İşleri Başkanlığı, belediyeler gibi MEB dışı kurumlara ait.

TEMİZLİK YOK, GÜVENLİK ZAYIF…

Kadrolu yardımcı hizmetli ve güvenlik kadroları İŞKUR üzerinden belli tarihler arasında geçici çözümlerle yürütüldü. Okullarımızda çok ciddi temizlik ve güvenlik sorunları yaşanıyor. Okullardaki şiddet olayların en fazla yaşandığı bir dönemi geride bıraktık ama gelecek dönemlere ait kaygılar giderek artıyor.

“Büyüklerin(!) zayıflarla dolu karnesi”; karma eğitim tartışmaları, ÇEDES projesi karmaşası, laiklik kavramının aşındırılması, tartışmalı müfredat, öğretmen atama yöntemleri, ileri saat uygulamasındaki ısrarlar, ikili eğitimi çözemeyişleri, norm fazlası öğretmenlerin resen atanması uygulamalarına kadar uzayıp gidiyor.

Büyüklerin” karnesinin bu haline bakınca aklımıza bir soru takılıyor;

Biz ne zaman eğitimde iyi uygulamalara sahip ülkeler gibi; eğitim politikalarını gündelik siyasetin çok dışında ve üstünde tutacağız?..