Salgın başlangıcından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), eğitim yönetimi ve planlamasındaki kararsız, değişken ve öngörüden yoksun izlemi, son alınan kararlarla bir kez daha açığa çıktı.
Okullarımızın salgın ile mücadele kapasitesi geliştirilmeden, düşük riskli, kontrollü ve seyreltilmiş bir eğitim ortamı hazırlanmadan açılması; eğitim çalışanlarının aşı uygulamalarının yetersiz kalması ile 'toplumsal vurdumduymazlıklar' birleşince okullarda yüz yüze eğitime başlamak mümkün olmadı. Artık 'göstermelik' hale gelen uzaktan eğitim ise sürüyor.
UZAKTAN EĞİTİMİN YAKINDAN SINAVI!..
Lise 12. sınıflarda yüz yüze sınavlar tamamlanmıştı. Ancak, lise hazırlık, 9, 10 ve 11. Sınıflar ile ortaokul öğrencilerinin çoğunluğunun ikinci dönem sınavları yapılamamıştı.
MEB, lise ve ortaokullar ile ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yüz yüze sınavları ve dönem notları ile ilgili bir dizi yeni (!) karar aldı. Liselerde ikinci dönem sınavları zorunlu olmaktan çıkarılıp 'öğrencinin isteğine bağlı' bir hale getirildi.
İlkokul 4'üncü sınıf ile ortaokul öğrencilerinin ikinci dönem derslerinin sınavları ve dönem notları ise yine öğrencilerin 'tercihine' bırakıldı.
SINAVLAR İPTAL EDİLMEDİ!..
MEB'in, 'sabahtan akşama' sürekli değişen kararları ile kafalar iyice karıştı. Öğrencilerin çoğu sınavların iptal edildiğini sanıyor. Açıklamaya göre, dilekçe veren öğrenciler sınava katılmayacak ve yılsonu notları birinci dönem notlarına göre değerlendirilecek. Dilekçe vermeyenler ise sınavlara girmek zorunda.
Sınavlara dilekçe vermeden ve geçerli bir mazereti olmadan girmeyen öğrenciler hak kayıplarına uğrayabilirler. Bu nedenle, öğrenciler okul yönetimleri tarafından mutlaka ayrıntılı bilgilendirilmelidir.
EĞİTİM FİİLEN SONA ERMİŞTİR!...
Ülkemiz, ne yazık ki, okullarını yüzü yüze eğitime açık tutamayan, hatta en uzun süre kapalı tutan ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı.
MEB'in, sınavlar ve dönem notlarına ilişkin son düzenlemelerine bakıldığında; salgın sürecindeki 'acul' uygulamaların yarattığı olumsuzlukların, öğrencilere ve velilere 'çoklu seçenekler' sunularak örtülmek istendiği anlaşılıyor.
Bu koşullarda özellikle lise sınıflarında öğrencileri herhangi bir eğitim sürecinde ders başında tutma olasılığı artık iyice zayıflamıştır.
MEB, sınavlar ve dönem notları ile ilgili son aldığı kararlar ile uzaktan eğitimi de yüz yüze eğitimi de fiilen bitirmiştir.
FATURA YİNE ÖĞRETMENLERE Mİ?
MEB, ilgi ve güdüleri azaldığı için dersleri takip etmeyip devamsızlık yapan öğrencilerin faturasını yine öğretmenlere çıkarıyor ve ders ücretlerini kesmeye çalışıyor. Bu konularda çok hızlı hareket eden MEB, aynı hızı öğretmenlere aşı uygulamasında gösteremiyor.
Çok sayıda eğitim çalışanını kaybettiğimiz bu süreçte, henüz 1 milyon 259 eğitim çalışanından 40 yaş üstünde olanlara ancak 'randevu alabilme hakkı' tanımlanabildi. Yüz yüze eğitim Haziran'da başlasa bile en az 650 bin öğretmen aşı olamadan okullarda eğitim vermek zorunda kalacak.
KAÇ YIL GERİYE GİTTİK?..
Salgının sosyoekonomik vurgunlarıyla okulların kapalı kalmasının birleşimi; öğrencilerde çok fazla öğrenme kayıpları yaşanmasına neden oldu ve çocuklarımızın örgün eğitimden kopuşları hızlanarak arttı. Çocuklarımız ve ülkemiz artık 'öğrenme yoksulluğu' tehdidi altına girmeye başladı.
Bu koşullarda, tüm eğitim çalışanlarının aşı uygulamasının tamamlanmasıyla birlikte, yüz yüze yapılacak telafi programları, destekleme ve yetiştirme kurslarına yönelik; uzaktan eğitimin hangi ders kazanımlarında daha fazla öğrenme kaybına neden olduğunun belirlendiği okul temelli çalışmaların acilen programlanması gerekmektedir.
Eğitime erişimlerini bile tam olarak sağlayamadığımız öğrencilere; bir şey öğretmeden sınavlar yaparak 'düşsel' notlar vermek; 'nükte ve şirinliklerle' başarı yanılsamaları yapmak kendimizi kandırmaktan öteye geçmez…