Samuel Beckett'in ünlü tiyatro oyunu 'Godot'yu Beklerken'
Ayak takımından iki kişi...
Estragon ve Vladimir...
Birbirlerinin tam zıttı iki karakter...
Estragon sürekli unutur, Vladimir ise hatırlatır.
Biri sürekli ayaktadır, diğeri sürekli oturur...
Aralarındaki ortak nokta,
İkisinin de melon şapka giyiyor olmalarıdır...
Oyun boyunca bir ağacın altındadırlar...
Ne nereden geldikleri bellidir, ne de ne zamandır orada oldukları...
Yalnızca bir şeyi beklemektedirler...
'Godot'yu...'
Godot kimdir, nedir, ne değildir diye sorarsanız...
Ya da ne zaman gelecek, diye...
Belirsizdir...
Kimseler bilmez...
Ne oyunun başında ne de sonunda...
***
Eskişehirspor'da
Başta yönetim, teknik heyet, futbolcular ve taraftar olmak üzere herkes 'Godot'yu Bekliyor...'
Kim olduğunu, ne olduğunu, ne zaman geleceğini, niye geleceğini, gelince ne olacağını kimselerin bilmediği Godot'yu...
Bu öyle bir bilinmez ki,
Zaman zaman can havliyle atıyor kendini ortalığa;
'Dosyalar kapanıyor, transfer açılıyor...'
Ama sonra oturup bir kenara, taşlara bakıyor...
Ne olmasını bekliyorlar derseniz;
Taşın dile gelmesini ya da durduk yerde altına dönmesini falan mı?
Biri unutuyor, diğeri durmadan hatırlatıyor...
Onları bir arada tutan ilişkinin yapışkanı bu olsa gerek...
***
Galiba kulübün tek tesellisi,
Hem Eskişehirspor tarihine, hem de ülke futbol tarihine sezonu galibiyet alamadan bitiren takım olarak girmemek olsa gerek...
Bandırmaspor maçından sonra 3 maçta 12 gol yiyip 1 gol attık ama olsun...
'Godot' gelince nasılsa her şey hallolacak...
Bu arada,
Yönetim Bilal Ceylan'ı Beşiktaş'a sattıktan sonra biraz hareketlenir gibi oldu...
Ancak arkası gelmedi...
İnşallah bu hızla gidersek;
Hani NASA açıkladı; dünyadaki yaşam 1 milyar yıl sonra tamamen bitecekmiş ya,
Sanırım ondan bir kaç yıl önce borçlar falan biter, takımı refaha erer...
Bizim de gözümüz arkada kalmaz...
'Godot' anca o zaman gelecek sanırım...