Yeni Parti’de kongre süreci başladı. Siyasi Partiler Kanunu nedeniyle yapılması zorunlu olan ‘formalite’ delege seçimleri Pazar günü gerçekleştirildi.

Neden formaliteden diyorum?

Çünkü Yeni Parti’de artık il/ilçe başkanlarını, milletvekili adaylarını, belediye başkanı adaylarını ve genel başkanı üyenin kendisi seçecek.

1.Olağan Kurultay süreci kapsamında ilçe başkanları ön seçimleri 26-27 Eylül’de, il başkanı ön seçimleri ise 18 Ekim’de gerçekleşecek.

*

Yeni Parti siyasi hayatına, yasal olarak yapmak zorunda olduğu kongre mekanizmasının yanında üyeyi de doğrudan karar alma sürecine dahil ederek ve ona belirleyici bir rol tanımlayarak başlıyor.

Delege sistemini eleştirirken kafa karışıklığına neden olan üye bazlı seçimin içe çok sinmemesini anlıyorum.

Ancak AK Parti’nin yıllardır uyguladığı temayül yoklamasını, tek adaylı kongreleri sayesinde delege girdabına girmemesini normalleştirirken demokrasi niyetiyle çıkılan yolda Yeni Parti’nin açığının marifet gibi eleştirilmesini çok anlayamıyorum…

*

Bir üyenin, vesayet ve biat ilişkileri içinde hazırlanan listelerin il/ilçe başkanlarına mahkum olması yerine, kendi iradesini ortaya koyması sancılı da olsa anlamlı bir başlangıç.

Temsil demokrasisinden çıkmak Siyasi Partiler Kanunu nedeniyle işi zorlaştırıyor. Diğer yandan umut da veriyor… Ki bu umudu dile getiren sandığa giden üyenin kendisi olacak.

Meşruiyeti artık vesayet zincirini kıran üyenin iradesi verecek…

Bu irade genel başkan belirlenmesine kadar da ilerleyecek.

*

Elbette burada önemli olan tek mesele üyeye sandıkta oy kullandırmak değil. Üyenin partinin siyasi ideolojisinin ve yönünün belirlenmesi sürecinde de aktif bir rol üstlenebilmesi…

Çünkü temsiliyetin delegeden üyeye geçmesi koşulsuz ve sınırsız bir demokrasi tarifini ortaya koyamıyor.

Asıl mesele siyasetin kişiler üzerinden yapılan iktidar mücadelesine indirgenmeden söz hakkının üyede olmasını sağlayabilmek.Siyaseti birkaç ismin, dar kadroların ve örgüt içi güç merkezlerinin iradesinden çıkarabilmektir.

Bu yüzden bir siyasetçinin delege sistemine kendi iradesiyle girmemesi ve savunduğu değişimi kendi kararıyla da desteklemesi önemli…

*

Yeni Parti İl Başkanı Talat Yalaz’ın da Pazar günü yapılan ‘formalite’ seçimde delege olmama iradesini ortaya koyması partisinin yeniliğiyle tutarlı bir davranış. CHP’den ilk istifa eden Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un da kanunu darbe dönemine dayandırarak açıklaması süreci kafası karışık üye nezdinde netleştiriyor…

Siyasetçinin yapması gereken de bu… Savunduğu değişimi kendi siyasi pratiğinde yaşatmak.

Öte yandan Pazar günü yapılan seçimde görünmeyen Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin çekinik tutumunun da yeni bir siyasi pratiği benimsemeye çalışan örgütte nasıl yankılanacağını göreceğiz…

Çünkü siyasette değişimden söz etmek başka…

O değişimi sahip olduğun iktidar alanından vazgeçerek hayata geçirmek başka!