Beşiktaş ın yeni stadyumu üzerine yazmış olduğum '4f bir futbol bir fado bir fiesta bir de Fikret' başlıklı yazım sonrasında özellikle Beşiktaşlı olan dostlarımdan olumlu tepkiler geldi. O yazımın son bölümünü şu şeklide bitirmiştim; Beşiktaş taraftarı elbet gerekli tepkiyi verecektir. Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan tarihidir taraftar kitlesidir. Manchester United'ın efsane futbolcusu Eric Cantona'nın 'Eşini, siyasi görüşünü veya dinini değiştirebilirsin. Eğer bir futbol taraftarıysan, asla tuttuğun takımı değiştiremezsin.' Dediği gibi elbette ki Beşiktaş taraftarı takımlarını değiştirmeyeceklerdir. Ancak Fikret gibi başkanlık yapmak yerine yandaşlık yapanları değiştirecek ruhları ve güçleri her zaman vardır. İşte bu son bölüme uygun tepkilerden bir tanesi çarşı grubunun felsefesini tam olarak yansıtan Candaş Tolga Işık'ın Kafa dergisinde Ekim 2014 de yayımlanan Çarşının Vicdanı başlıklı yazısı idi. Fikret Orman beyin cüzdanından daha önemli olan şeyin taraftarın vicdanı olduğunu ifade eden bu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum;

'Van'da deprem olmuştu... Cebimizde yoktu, üstümüzdekileri gönderdik! İçine yüreklerimizi sarıp sahaya attığımız atkılarımıza 'yabancı cisim' dediler. Gülümsedik...

* Gittikçe kirlenen dünyada temiz kalmak için çabalayan binlerce insanın imdadına yetiştik... Kızılay tarihinin en büyük kan bağışı kampanyasını başlattık. 'Arabacı takımı' dediler. Gülümsedik...

* 1 Eylül Dünya Barış Günü'ydü... Yemedik, '1 gün barış 364 gün savaş olmaz' dedik. 'Ayyaş bunlar' dediler. Gülümsedik...

* 23 Nisan'dı... 9 yaşında tecavüze uğrayıp, çıplak bedeni çöplüğe atılan Mert'i hatırladık, devlet büyüklerine seslendik: 'Koltuklarınıza çocukları oturtup masal okuyacağınıza çocuk hakları bildirgesini okuyun!' 'Serseriler' dediler... Gülümsedik...

* Mısır'da 529 kişi asılmıştı, Soma'da 301 can yitirilmişti, Gazze'de bebekler katledilmişti... 'Bayram bizim neyimize?' diye sorduk. 'İyi bayramlar' dediler. Gülümsedik...

* Bakımlı - cins köpekleriyle sosyete mahallesinde turlayıp, ömrü hayatında hayvan barınağına gitmeden kendini 'hayvansever' ilan edenlerin ülkesinde yaşıyorduk. 'Hepimiz sokak köpeğiyiz' diye haykırdık. 'Çapulcu' dediler. Gülümsedik...

* Canlı yayında okul yaptırma sözü verip ertesi gün o sözü unutan olmak yerine kamyonlara doluşup köy okullarına koşan olduk... Defter olduk, silgi olduk, kaşkol olduk, kalem olduk... 'Şov yapıyorsunuz' dediler. Gülümsedik...

* 12 Eylül Davası açılmıştı. Soluğu adliyede alıp 'Sevinçlerimizi çalan faşistlerin davasında müdahiliz hakim bey' diye dilekçe verdik. O gün bize 'Helal olsun' demişlerdi, bugün vazgeçmişler, 'darbeci' diyorlarmış! Tıpkı o gün yaptığımız gibi bugün de... Gülümsüyoruz!

* Neden mi gülümsüyoruz? Güzel bir abiden öğrendik, o söylemişti: *Gülümsemek adaleti bozuk düzene sessiz bir küfürdür, gülümseyin:) *Nazım Hikmet Ran (Yanlış anlamayın önce vatan haini sonra vatan şairi!)