Belli bir şeyden kendisinde olmayana, belli bir şeyin yokluğunu yaşayana 'yoksun' denir.
Bir çeşit eksikliktir. Sahip olamamak, olanak bulamamak; yakınmadan, sızlanmadan mahrum olma durumudur.
Önemli bir nedeni olsa da yoksulluk, tam olarak yoksunluk anlamında değildir.
Uzun süreli gelir yoksulluğunun neden olduğu, çağdaş yaşam standartlarından uzak kalmaya ise 'şiddetli maddi yoksunluk' denir.
***
Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSAT), ülkelerdeki haneler için 9 kriter belirlemiş ve maddi yoksunluğu buna göre tanımlamıştır:
'Kira ve faturalar ödeniyor mu?'
'Evin ısınma ihtiyacı yeterince karşılanıyor mu?'
'Beklenmedik harcamaların masrafı karşılanıyor mu?'
'İki günde bir et ve balık gibi proteinli gıda tüketiliyor mu?'
'Evden uzakta bir haftalık tatil yapılıyor mu?'
'Bir arabaları var mı?'
'Evde renkli televizyon var mı?'
'Çamaşır makinesi var mı?'
'Aile (cep telefonu dahil) bir telefona sahip mi?'
İşte bu kriterlerden '4'ünü yerine getiremeyen' hanelerde yaşayan bireyler 'şiddetli maddi yoksun' olarak kabul ediliyor.
***
BETAM
'Boğaziçi Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi' EUROSAT ve TÜİK'in verileri doğrultusunda bir araştırma yaptı ve rapor halinde yayınladı.
Sonuç Türkiye açısından çok çarpıcı!
Avrupa'daki çeşitli ülkeler içinde, 0-15 yaş grubundaki çocukların şiddetli maddi yoksunluk oranının en yüksek olduğu ülke % 36,2 ile Türkiye.
28 AB ülkesinin oranı % 10,3 iken, bize en yakın ülke % 32'lik oranla Macaristan. Komşu Yunanistan'ın oranı %23,3….
Ülkemizdeki 0-15 yaş grubundaki yaklaşık 20 milyon çocuktan, 7 milyondan fazlası; Kuzey Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu'da yaşayan çocukların ise yarısından fazlası şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşıyor.
Bu bölgelerdeki uçurumu ise 'gelirler arasındaki devasa farklar' ve hanelerdeki 'çocuk sayısının çokluğu' yaratıyor.
***
Ülkemizdeki bu yaş grubu çocukların bireyi olduğu hanelerin:
% 51.3'ünde kira ve fatura ödemede,
%19,1'inde ısınmada,
% 33,3'ünde beklenmeyen harcamalarda,
% 39,2'sinde beslenmede,
% 74,6'sında tatil yapmada sorunlar yaşanıyor.
Bu hanelerin:
% 53'ünün arabası,
% 2,3'ünün çamaşır makinesi,
% 0,3'ünün renkli televizyonu,
% 0,1'inin telefonu yok.
Ve biz 'gelişmiş ülke' sayıyoruz kendimizi!
***
Neo-liberalizmin parası olanı öne çıkardığı sistemi ve ücret dağılımındaki adaletsizlik, bazılarını zengin ederken; yoksulluk sınırının altına itilen hane sayısını da artırmakta, 'şiddetli maddi yoksunluk' yaşayanların oranını da yükseltmektedir.
Devleti yönetenler, asli görevlerinin 'sosyal devlet' ilkelerine uymak olduğunu kavrayabilse, yurttaşlar arasında ücret uçurumunu azaltacak politikalar üretebilse sorunun çözümüne doğru adımlar atılmaya başlanır.
***
Tam da 'Çocuk Haftası'nda yayınlanma isabetini gösteren, çocuklarla ilgili bu araştırmadan alınacak çok ders var.
Yoksulluğun körüklediği şiddetli maddi yoksunluğun, ülkemizdeki terörün ve diğer suçların besleyicisi olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.