Muhsin Ertuğrul…

Önceliği her zaman tiyatro oldu…

Ancak 1920’liyılların başından 1940’lı yılların sonuna kadar 40’a yakın film çekti…

1921 ile1924 yılları arasında Türkiye’de film çeken tek yönetmendi…

Ateşten Gömlek,

Bir Millet Uyanıyor,

Leblebici Horhor Ağa,

Aysel Bataklı Damın Kızı (ilk sesli Türk filmi),

Halıcı Kız (ilk renkli Türk filmi…)

1953 yılında son filmini çektikten sonra sinemadan uzaklaşmış ve tamamen tiyatroyla ilgilenmiştir…

Ancak Türk sinemasının elinden tutup onu ayağa kaldıran,

Avrupa’yla olan yakın bağları nedeniyle sinemanın gelişimini yakından takip ediyor, hem sinema akımlarını hem de sinema teknolojisini Türkiye’de uygulayan bir dönem için tek adamdı…

Kendisinden sonra gelen Ömer Lütfü Akad, Atıf Yılmaz, Osman Faik Seden, Metin Erksan ve diğer birçok yönetmen hep Muhsin Ertuğrul’un tedrisatından geçerek sinemaya giriş yaptılar…

O nedenledir ki;

Türk tiyatrosuna verdiği katkı kadar büyük müdür bilemiyorum ama Türk sinema tarihi açısından çok önemli bir isim olmayı her zaman sürdürecektir…

***

Muhsin Ertuğrul ile sonraki yıllarda Hürriyet Gazetesini kuracak olan Sedat Simavi gençlik yıllarında çok yakın iki arkadaştır…

Bir dönem aynı bekar evinde kalırlar…

Gece uyandıklarında birinden birinin üzeri açılmışsa, hemen örtecek kadar yakındırlar…

O yıllarda Sedat Simavi de sinemaya ilgi duymakta, sinema üzerine uzun sohbetler etmektedirler…

Bir gün sohbet sırasında,

Sedat Simavi Muhsin Ertuğrul’a kendi kafasında olan bir senaryodan bahseder…

Ayrıntılarıyla anlatır…

Muhsin Ertuğrul dinledikten sonra Sedat Simavi’ye sinema ile uğraşmamasını salık verir…

Yani senaryo taslağını beğenmez…

Sedat Simavi çok kırılır…

Ve hayatlarının sonuna kadar küs kalırlar…

Sonraki yıllarda Sedat Simavi Pençe ve Casus isminde iki film çeker…

Ancak filmler pek beğenilmez ve Simavi sinemayla uğraşmayı gerçekten bırakır ve başka film çekmez…

Gazetecilik yapar ve 1948 yılında Hürriyet Gazetesini kurar…

Muhsin Ertuğrul haklı çıkmıştır…

***

Yazıyı bir başka ilginç anıyla bitirelim…

Osman Faik Seden ile Atıf Yılmaz’ın arası hiç iyi değildir…

Belki mesleki kıskançlık, belki başka özel bir mesele…

Atıf Yılmaz 1961 yılında bir film çeker…

Filmin adı “Allah Cezanı Versin Osman Bey”dir…

Başrolünü Orhan Günşıray’ın oynadığı bir polisiyedir…

Osman Faik Seden filmin adına çok içerler…

1962 yılında da Seden bir film çeker…

O filmin adı da “Erkeklik Öldü Mü Atıf Bey”dir…

İşin bir başka ilginç yanı bu filmin başrolünde de yine Orhan Günşıray vardır