Eskişehir’de yaygın kullanılan ismiyle TÜLOMSAŞ (TÜRASAŞ), lokomotif üreten, vagon geliştiren ve teknoloji üreten bir sanayi okuluydu.

Ancak bugün, hükümetin sektörel uygulamaları, TÜLOMSAŞ’ı demiryolu endüstrisinden tasfiye etmekten başka bir amaç olmadığını tüm şeffaflığıyla gösteriyor.

Son yıllarda, demiryolu sektöründe kamuoyunun büyük bölümünün adını dahi yeni yeni duymaya başladığı başka bir yapı dikkat çekiyor: TCDD Teknik!

Peki kimdir bu TCDD Teknik?

Şirketin resmî faaliyet alanına baktığımızda mühendislik, danışmanlık, sinyalizasyon, test ve sertifikasyon, proje yönetimi, fizibilite hazırlığı, araç modernizasyonu ve enerji verimliliği gibi oldukça geniş bir yelpaze görüyoruz. Faaliyet raporlarında, raylı sistem araç envanteri hazırlanmasından uzun vadeli ihtiyaç analizlerine kadar birçok stratejik görevin yürütüldüğü ifade ediliyor.

Buraya kadar her şey normal görünebilir.

Ancak Türkiye'de demiryolu araçlarının üretimi, modernizasyonu, bakım ve revizyonu ile teknik geliştirme konusunda onlarca yıllık bilgi birikimine sahip başka bir kamu kuruluşu zaten vardı. Eskişehir, Adapazarı ve Sivas Bölge Müdürlükleri bulunan TÜRASAŞ’a ne oldu?

Demiryolunda “yerlileşme” ve “millileşme” söylemlerinin en üst düzeye ulaştığı günümüzde TÜRASAŞ neden âtıllaştırılıyor? TÜRASAŞ'ın teknik kapasitesiyle yapılabilecek işler neden giderek artan ölçüde başka birşirket tarafından yürütülüyor?Bu soru herhangi bir kurumu peşinen suçlamak için değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını anlayabilmek için önemlidir.

TCDD ve çeşitli belediyelerin raylı sistem projelerindeki teknik süreçler, 130 yıldan fazla birikimi bulunan demiryolu fabrikaları yerine neden 2018 yılında kurulan bir şirkete ihale ediliyor? Bu tür mühendislik ve proje geliştirme hizmetleri, Türkiye’nin raylı sistem üretiminde uzman kamu kuruluşu olan TÜRASAŞ tarafından yürütülecek nitelikte görülmüyor mu?

Eğer cevap “evet” ise görev paylaşımı hangi ilkelere göre belirleniyor? Cevap “hayır” ise TÜRASAŞ’ın hangi teknik kapasitesi eksiktir?Kamuoyunun bunları bilmeye hakkı vardır.

Daha da önemlisi, son yıllarda demiryolu sektöründe yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız görünmüyor.TÜLOMSAŞ’ın kapatılarak TÜRASAŞ çatısı altında yeniden yapılandırılması...Yerli üreticinin dışlandığı yönündeki eleştirilerle gündeme gelen lokomotif alım ihalesi...

Ve şimdi mühendislik ile müşavirlik hizmetlerinde TCDD Teknik’in giderek daha görünür hâle gelmesi...

Bu gelişmeler bir araya getirildiğinde ister istemez şu soruyu düşündürüyor:Türkiye’nin onlarca yılda oluşturduğu demiryolu mühendisliği birikimi hangi kurumsal model doğrultusunda yeniden şekillendiriliyor?

Bu noktada cevap bekleyen başka sorular da var.TCDD Teknik son yıllarda TCDD, TCDD Taşımacılık ve diğer kamu kurumlarından kaç ihale aldı?Bu ihalelerin toplam büyüklüğü nedir?Kaçında rekabet oluştu?Şirket aldığı işlerin ne kadarını kendi personeliyle yürütüyor, ne kadarında alt yüklenicilerden yararlanıyor?Görev alanı ile TÜRASAŞ’ın görev alanı arasında hangi sınırlar bulunuyor?

Bu soruların hiçbiri polemik üretmek için sorulmuyor.Tam tersine, kamu yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin gereği olarak soruluyor.

Bu soruların sorulmasındaki amaç, yalnızca bir şirketin büyümesini anlamak değil. Aynı zamanda yılların bilgi birikiminin, kültürünün ve kamu yatırımlarının hangi strateji doğrultusunda yeniden dağıtıldığıdır.

Yerel düzeyde bu soru daha büyük anlam taşıyor. Eskişehir’e her anlamda kent kimliği kazandıran TÜLOMSAŞ, kimlerin hangi amaçları uğruna işlevsizleştiriliyor ve yok edilmek isteniyor?