Geçtiğimiz hafta Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik bir operasyon gerçekleştirildi. Devam eden soruşturma kapsamında 15 kişi tutuklandı. Sürecin kamu vicdanını yaralamadan ve hukukun siyasi tartışmaların gölgesinde kalmadan şeffaf şekilde yürütülmesi en büyük temennimiz. Suçlu olan herkes hukuk önünde gereken cezayı almalı.
*
Ancak düzenli olarak Sayıştay tarafından denetlenen belediyelerin yalnızca CHP’li olanlarında yapılan bu ölçekte soruşturmalar ister istemez tartışmayı hukuki zeminin dışına taşıyarak sürecin siyasi boyutunu gözler önüne seriyor. Her türlü suç ve suç iddiası, parti ve makam ayrımı gözetmeksizin yargıya taşınmalı. Ve bu süreç için kimine göre doğru, bir başkasına göre yanlış zaman beklenmemeli…
Bugün soruşturmanın ‘siyasi’ olmasının temel dayanağı bu…
Bırakın sadece siyasi partileri, suç unsuru olan veya operasyon düzenlenen belediyeler aynı partiden bile olsa tutum ve eleştiriler çok farklı boyutlarda olabiliyor…
*
Tepebaşı soruşturması sadece hukuki sınırda ilerlemiyor. Çünkü belediyeler yalnızca hizmet üreten kurumlar değil, ideolojik bir yönetim aracı olmasıyla siyasetin tam göbeğinde.
Bu yüzden söz konusu operasyonlar hem kümülatif ölçekte muhalefet belediyelerine yönelik yaklaşımın niteliği hem de yerel bağlamda operasyonların zamanı ve amacı üzerinden büyüyen siyasal tartışmaları gündeme getiriyor, bence getirmeli de. Bu süreçte en büyük sorun kamu görevini yürüten kişilerin suça karışması nedeniyle kuruma duyulan güvenin zedelenmesi…
*
Tam bu noktada hukuk ile siyasetin neden bu kadar iç içe geçtiğini görmek zorundayız. Kamu yönetiminde liyakatin yerini siyasi aidiyet aldığı takdirde önce bireyin ardından toplumun adalet duygusu yıpranıyor. Partisel kadrolaşmalar denetim mekanizmalarını zayıflatırken siyasi sadakat yanlışın görünmezliğine yol açabiliyor…
Bu durum beraberinde büyüyen hataları, giderek kaybedilen kurumsal güveni getiriyor. Bu yüzden toplum olarak adalet kadar liyakat arayışımızı da güçlendirmeliyiz.
*
Liyakat, yalnızca iyi yönetim meselesi değil; aynı zamanda kamu kurumlarını siyasi tartışmaların yıpratıcı etkisinden koruyacak temel güvencedir. Ve bu anlayış, iktidar-muhalefet ayrımı yapılmadan ortak bir yönetim kültürüne dönüşmediği sürece tartışmalar bitmeyecek…
O yüzden adaleti sağlamaya çalıştığımız yerde önce liyakati sağlamalıyız. Tabii ne parti ne de kurum ayrımı yapmadan…