Yaşanabilecek her türlü absürt duruma denk gelen nesilden olmanın mutluluğuyla (!) başlıyorum bugünkü yazıma…

Kemal Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” kararından bir gün önce ne hikmetse sosyal medya hesabından “ulusa sesleniş” gerçekleştirdi…

Siyaseti temiz tutmaktan bahsetti…

Ve sonra da beklenen oldu, “mutlak butlan” kararı verildi.

Beklenen diyorum ama bir yanımız bu kararı bekliyorken, bir yanımız yine de “bu kadarı da olmaz ya” diye düşünüyordu…

Ama oldu… Bu kadarı da oldu…

Şaşırmamayı öğrenmemiz gereken yıllardayız…

Sosyal medyada Kılıçdaroğlu’na büyük tepki var ama sokakta durum ne diye merak ettim…

Hamamyolu’nda bir röportaj yaptım.

Kılıçdaroğlu ve verilen kararı destekleyen kimseye denk gelmediğim gibi, mikrofona konuşmaya “cesaret edemeyen” ancak Kılıçdaroğlu’na demediğini bırakmayan çok kişiye de denk geldim.

Halk bıkmış, halk istemiyor.

Kılıçdaroğlu, görevi Özgür Özel’e devrettiği zamansiyasi yaşamını noktalasaydı, halkın gözünde sempatik, iyi niyetli bir siyasetçi olarak kalacaktı belki de…

Ancak bu karar ve söylemleriyle Kılıçdaroğlu, hem adeta AK Parti’nin bir temsilcisi, hem de Cumhuriyet Halk Partisi’ne en büyük kötülüğü yapan bir isim gibi görülüyor…

CHP’liler “Kılıçdaroğlu varsa, biz yokuz” diyor…

“Partinin başındayken ne kattı daşimdi ne katacak?” diye düşünüyorlar…

Öyle ki CHP’ye oy vermeyen kişiler, bu saatten sonra Özgür Özel’e oy vereceklerini söyledi!

Hem de o kadar çok kişi bunu söyledi ki…

İnsanların demokrasiye olan inançları zaten bitme noktasına gelmişti, bu kararla beraber bitti.

Dolayısıyla adalet kavramına biraz olsun değer veren insanlar, yapılan haksızlık karşısında tepkilerini Özgür Özel’e oy vererek göstereceklerini ifade etti.

Yani bu kararın verilmesinde kazanan Kılıçdaroğlu gibi gözükse de halkın gönlündeki kazanan Özgür Özel oldu…

Tabii bunun bir anlam ifade edip etmeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz…

Sonuçta hazırlanmış bir senaryonun oyuncuları olarak yaşıyoruz bu hayatı…