Covid-19 salgını nedeniyle 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı 31 Ağustos'ta açıldı. Birinci sınıfa yeni başlayanlar hazırlık dönemi geçirdiler. 21 Eylül'de seyredilmiş yüz yüze eğitime başlandı.
Pazartesi-Çarşamba ve Cuma günleri öğrenciler okula gitti. Diğer günler uzaktan eğitimle derslere katıldılar.
Çocukların yüz yüze eğitime katılmaları velilerin isteğine bırakılmıştı.
İsteyen veliler çocuklarını yüz yüze eğitim alması için okula göndermeyi, istemeyen velilerde dijital ortamda (uzaktan eğitim) derslere katılmasını tercih ettiler.
* * *
Mevsim şartlarının da etkisiyle artan Covid-19 salgını nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı'nda alınan karar gereği, resmi ve özel örgün eğitim ile hayat boyu öğrenme kurumlarındaki tüm eğitim ve öğretim faaliyetlerine 20 Kasım ile 4 Ocak arasında uzaktan eğitim yoluyla devam etmesi kararlaştırılmıştı.
Okullar da yarıyıl tatili 22 Ocak cuma günü başladı.
İkinci dönem için takvimi açıklayan Milli Eğitim Bakanlığı 15 Şubat 2021 pazartesi günü ikinci dönemin başlayacağını duyurdu.
* * *
Alınan önlemler sayesinde vaka sayılarında ciddi düşüşler sürüyor.
Yüz yüze eğitim tarihi vaka sayısının durumuna göre netleşecek.
Okulların yeniden kademeli olarak yüz yüze eğitime başlayacakları gündemde.
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'ndan 'okullar yüz yüze eğitime açılabilir' şeklinde tavsiye kararı çıkması halinde yüz yüze eğitim yeniden başlayacak.
Ancak sorun burada başlıyor.
* * *
Çin'den getirilen Covid-19 aşıları sağlıkçılardan başlanarak belirlenen takvime göre sırası gelenlere yapılmaya başladı.
Açıklanan 'aşı takvimi' içerisinde 'öncelikliler' içerisinde öğretmenler yok.
Sıralarının gelmesini bekleyecekler.
Eğer okullar 15 Şubat'ta eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine yüz yüze eğitime başlayacaksa o zaman öğretmenler, okul idarecileri ile okullardaki tüm görevlilere de aşı yapılması gerekmez mi?
Çünkü bir öğretmen veya bir öğrenci taşıyıcı ise okullardaki diğer öğretmen ve öğrencilere virüs bulaştırabilir.
Bir öğretmen veya bir öğrenci okullardaki yüzlerce kişiye virüs bulaştırırsa, onlar da etrafındakilere, aile bireylerine bulaştırabilir. O zaman salgının önüne geçmek daha da zorlaşabilir.
* * *
İşte bu konuda bir uyarı geldi.
ETO Eğitim ve Rehabilitasyon Komitesi Meclis Üyesi Serkan Can Zengin, 'Sağlık çalışanlarının ardından yüz yüze eğitim veren kurumların öğretmenleri önceliğe alınıp bir an önce aşılanmalı' öneriyor.
Zengin, sürücü kursları, rehabilitasyon merkezleri, özel anaokulları, dil kursları, mesleki eğitim kurslarında görev yapan öğretmenlerin risk altında olduklarını belirtti.
FAZLA YAKIN TEMAS HALİNDELER
Serkan Can Zengin'in yaptığı yazılı açıklama şöyle:
'Sürücü kurslarında verilen direksiyon eğitimi araçlar içerisinde yan yana yapılan bir süreç ve yakın temas gerektiriyor. Rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler de, öğrenciler ile zorunlu olarak öz bakımlarına kadar ilgileniyor ve yakın temasla eğitim vermek durumundalar. Anaokullarında öğretmenler çocuklarla iç içeler, fazla yakın temas halindeler.'
KURUM ÖĞRETMENLERİ RİSK ALTINDA
'Özel sürücü kursları, rehabilitasyon merkezleri, özel anaokulları, dil kursları, mesleki eğitim kursları yüz yüze eğitime devam ediyor. Bu kurumların öğretmenleri büyük risk altında. Yüz yüze eğitim veren kurumların öğretmenleri bir an önce aşılanmalıdır.'
ÖNCELİK VERİLMELİ
'Geçmişe dönük düşünüldüğünde de, koşullar ne olursa olsun hiçbir zaman hizmetini aksatmayan iki sektörün bulunduğunu, bunların sağlık ve eğitim sektörleri. Bu sebeple öğretmenlerin aşılanma sırasında sağlık personelinden sonra önceliği alması gereken bir meslek. Hele ki şu anda yüz yüze eğitime devam eden ve niteliği bakımından yakın temas gerektiren kurum öğretmenlerinin biran önce aşılanması gerekiyor. Daha sonra da diğer okul öğretmenleri önceliğe alınmalı ve aşıların yapılmasını arzu ediyoruz'.
EĞİTİM VE SAĞLIK DURMAMASI GEREKEN HİZMETLER
'Eğitimin yavaşlaması veya durmasının büyük sorunlar yaratacağınız biliyoruz. Bu sebeple yüz yüze eğitimin başladıktan sonra tekrar kapanmaması için ve aksamaması için eğitim sektöründe olanların aşılanması gerekir. Pandemide, savaşta veya en olumsuz koşullarda eğitim her zaman devam etmiştir ve etmeye de devam edecektir. Aşı yapılmasa da tüm eğitimciler görevlerinin başında olacaktır ancak görevlerinin başına dönen ve dönecek olan öğretmenlerimizi öncelikli aşılanmasını sağlamak bizlerin önemli görevlerindendir'.
* * *
Serkan Can Zengin'in bu uyarıları çok önemli…
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin, aşıda önceliklilerin başında sağlık çalışanlarıyla birlikte 'öğretmen, okul ve okul görevlilerinin de' aşı olmaları gözünden kaçmış olabilir.
Her iki gurupta önemli bir kitleye hizmet vermekte…
Eğer okullar yarıyıl tatilinin bitiminden sonra yüz yüze eğitim-öğretim verecekse, eğitim ordusunda görev yapanlarda okullar açılmadan aşılanmalı.
* * *
'SEÇİM BARAJI DÜŞÜRÜLMELİ'
Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl, partisi için her türlü fedakarlığı yapan bir siyasetçi.
Partisinin bayrağını Eskişehir'de her şartta zirvede tutmaya çalışıyor.
Bingöl, sadece Eskişehir'de değil Saadet Partisi'nin Genel İdare Kurulu üyesi olduğu için partisinin başarısı için genel merkezde de ter döken isimlerden birisi.
* * *
Bugünlerde partisinin Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Kongrelerinin sorunsuz bir şekilde yapılması için yönetim kurulundaki ekip arkadaşlarıyla ter döküyor.
Gerçi Tepebaşı ilçe kongresi geçtiğimiz hafta içerisinde yapıldı.
28 Ocak 2021 perşembe günü ise Odunpazarı ilçe kongresi yapılacak.
Bu kongreden sonra il kongresi yapılacak.
Edindiğim bilgiye göre il başkanlığına henüz aday yok.
Ancak partisi için her türlü fedakarlığı yapan Fesih Bingöl, bu kongrede tekrar il başkanlığını üstlenecek gibi görülüyor.
* * *
Cumartesi günü kendisine telefon ettim.
5 dakikaya yakın sohbet ettik.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Saadet Partisi de 'cumhur ittifakının içerisinde yer almalı' çağrısını, seçim sistemini, seçim barajını ve 2023 yılında yapılacak olan genel seçimler ile cumhurbaşkanlığını seçimlerini konuştuk.
* * *
Cumhur ittifakı içerisinde yer almak için Saadet Partisi'nin bazı kırmızılı çizgileri olduğunu, öncelikle bu konuda adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Bingöl, 'millet ittifakına' destek verdiklerini, cumhurbaşkanının Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun 'cumhur ittifakı' içerisinde yer almak için önerilerini dikkate alması halinde yeni bir değerlendirme yapabileceklerine vurdu yaptı.
'Türkiye'nin kutuplaşmadan bir an önce uzaklaşması lazım. Bu süreçte Saadet Partimizin ne kadar kritik öneme sahip olduğu bir kez daha görüldü. Bundan sonraki süreçte de parlamentodaki çalışmalarda orada olmasak da Saadet Partimizin görüş ve değerlendirmelerinin dikkate alınmasında ülkemiz açısından son derece büyük yarar bulunmaktadır' dedi.
En önemlisi de, yüzde 10 gibi yüksek olan seçim barajının kalkmasını talep ettiklerini, TBMM çatısı altında her siyasi partinin temsilcisinin olmasını önemsediklerini de söyledi.
* * *
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi ve Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl'ün söylediklerini bugün Türkiye'de birçok siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri de söylüyor.
Seçim barajının yüzde 3'e düşürülmesini, hatta sıfırlanmasını savunanlardan birisiyim.
* * *
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ekonomimizi güçlendirecek, demokrasimizin, hak ve özgürlüklerin çıtasını yükseltecek reform hazırlıkları içindeyiz' dedi.
Bunun içerisinde 'yargı reformu' da var.
Ancak 'siyasi partiler kanununda değişiklik ve seçim barajının düşürülmesi' konusunda yeni bir adım atılıp atılmayacağı konusunda net bir açıklama yok.
Madem yeni bir, 'Demokrasimizin, hak ve özgürlüklerin çıtasını yükseltecek reform hazırlıkları' yapılıyorsa bunun içerisinde, 'siyasi partiler kanunu ile seçim barajının düşürülmesi' de yer almalı.
TBMM'de her siyasi partinin temsilcisi olmalı.
Yüzde bir dahi oy almış bir siyasi partinin genel başkanı da TBMM çatısı altında partisini temsil edebilmeli.
* * *
NE YAPTIN BATTALGAZİ?
Sosyal medyada okuduğum sonra da haber sitelerinde gördüğüm bir habere çok üzüldüm.
İl Sağlık Müdürlüğü'nde 'Basın Sorumlusu' olarak görev yapan kendisini çok uzun yıllar öncesinden hep gülen yüzüyle tanıdığım sevgili kardeşim Battal Gazi Barlas vefat etmiş.
Daha doğrusu canına kıymış.
Fotoğraf çekmeyi çok severdi.
Aynı zamanda şairdi.
Fotoğraf sanatçısı idi…
Çok sayıda fotoğraf sergileri açtı.
Çektiği fotoğraflardan ödüllerde almıştı.
Çok sevecen, insan ayırmayan, cana yakın bir insandı.
Halk Şairi 'Yunus Emre' aşığı idi…
Vefatından büyük üzüntü duydum.
Ne kadar çok seveni varmış.
Sosyal Medya'da yapılan paylaşımlarda herkes kendisinden övgüyle bahsetmiş.
Allah gani gani rahmet eylesin.
Mekanı cennet olsun.
* * *
NEREDEN GELDİĞİNİ UNUTMAYACAKSIN
Ünlü Basketbolcu Hidayet Türkoğlu eşiyle birlikte Eminönü'nde geziyordu. Önce akvaryumcuları dolaştılar, Kapalıçarşı, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı, derken Yeni Camii'nin önüne kadar geldiler. Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı...
Sonra simitçiye yaklaştı:
- Simidin kaça koç?
- 3 lira abi. Çıtır çıtır...
- Tezgahta kaç simit var?
- 70-80 tane var herhalde...
- Hepsini alsam ne tutar?
- Hemen hemen 240 TL.
- Al sana 300 TL... Farz et ki hepsini aldım...
-Sağ ol abi... Sağ ol...
Basketbolcu üç yüzlük çıkartıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı. Üç beş adım yürümüşlerdi ki eşine yaklaşıp fısıldadı.
- Hidayet sen deli misin?
- Yooo...
- Peki, yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin?
- Boş ver, sorma.
- Diyelim ki soruyorum. Hem de ısrarla soruyorum.
- Öyleyse söyleyeyim.
- Lütfedersiniz beyefendi.
- Tablanın kenarı dikkatini çekti mi?
- Hayır.
- Baksan görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.
- Nasıl bir isim?
- Hidayet!
- Yoksa?
- Evet... O tezgah eskiden benimdi.
- - - - - -
(Bu hikayeyi, Hidayet TV8'de katıldığı bir programda kendisi anlatmıştı)
* * *