Çocukluğumdan beri merak ederim…

Renklerin nasıl oluştuğunu…

Fizik kurallarının ne söylediğini değil…

Onu zaten Isaac Newton bulmuş…

Gökkuşağı ve ışık tayfı marifetiyle…

Benim öğrenmek istediğim “boya”nın nasıl elde edildiğiydi…

Yani bin yıl önce insanlar giysilerine, eşyalarına, evlerinin duvarlarında kullandıkları çeşit çeşit renkleri nasıl elde ediyorlardı…

Örneğin kırmızı boya, yeşil, sarı, mavi ve daha onlarca renk…

Tabi bilerek ya da bilmeyerek, belki kazara, belki istemeden farklı renklerin birbirleriyle karıştırıldığında yeni ve bilinmeyen renklerin ortaya çıktığını fark etmeleri çok da zor olmasa gerek…

Örneğin birkaç bin yıl önce, elde edilmesi en zor renklerden biri mor imiş…

Bir gram mor boya toza elde edebilmek için özel bir böcek türünden binlercesini toplamak ve özel yöntemlerle ezmek gerekliymiş…

Doğadaki çeşitli canlılar, yapraklar, taşlar kullanılarak elde ediliyormuş renk renk boyalar…

Sonra biri kazara kırmızı ve maviyi birbirine karıştırınca, milyonlarca böceğin hayatı kurtulmuş…

***

Günümüzde renkler özel kimyasallar kullanılarak laboratuvar ortamlarında üretiliyor…

Mesela iki bin yıl önce Hindistan’da o renk cümbüşü kumaşları boyamak için gereken boyaları nasıl üretiyorlardı?

Hep merak etmişimdir…

Ha diyeceksiniz ki, neden zamanında öğrenmedin de merak edip durdun?

Çünkü o zamanlar Google yoktu…

Şimdi var…

Ansiklopedileri karıştırmak gerekmiyor artık…

***

Şaka bir tarafa,

Bence Türk insanının ağaç isimlerinden sonra en az bildiğini düşündüğüm şey renk isimleridir…

İşin uzmanlarını bunun dışında tutuyorum elbette…

Yine Google marifetiyle birkaç renk ismi aktaracağım sizlere…

Mesela magenta…

Matbaacılıkta kullanılan dört ana renkten biridir…

Kırmızı ve tonlarını elde etmek için kullanılır…

Kavuniçi…

O rengi daha çok turuncu olarak adlandırırız…

Fuşya, mint yeşili, fildişi, vişne çürüğü, vizon, saks mavisi…

Nazım Hikmet’in o ünlü şiirindeki saman sarısı…

“Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi…”

Titan beyazı, yavru ağzı, mürdüm…

Mürdüm eriğinden geliyor olsa gerek…

Limon küfü, deve tüyü, mercan, hardal sarısı…

Daha nice nicesi…

***

Sonuçta bundan önce olduğu ve bundan sonra da olacağı gibi,

Özdemir Asaf’ın dizeleriyle;

“Tüm renkler hızla kirleniyordu,

Birinciliği beyaza verdiler…”