Bosna-Hersek'in efsane cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç,
1995 yılındaki Srebrenitsa Katliamı için;
'Katliamlar unutulursa tekrarlanır' demişti...
Katliamda yaşamını yitiren 8 bin 373 kişinin aziz hatırası önünde bir kez daha eğiliyoruz...
İzzetbegoviç'in bu sözünü,
Yaşamın her alanına ve anına uyarlamak mümkün...
Kötülük için de iyilik için de...
Güzellik için de çirkinlik için de...
Ama maalesef daha çok, kötülükler tekrarlanıyor, unutulunca...
Bu öyle bitmek tükenmek bilmez kin tutmak demek değil...
Aksine her zaman bağışlayıcı ve hoşgörülü olmakla ilgili...
***
Peki bu her zaman mümkün mü?
Ya da bir tahammül eşiği yok mu?
O eşik ne kadar yüksek olursa olsun, aşılmaz olabilir mi?
Elbette olamaz...
Srebrenitsa Katliamı unutmayacağız tamam da,
Tekrarlanmaması için ne yapacağız?
Maruz kaldığımız çirkinliklere sonsuza kadar tahammül edebilmek mümkün mü?
Peki orada yaşamını yitiren 8 bin 373 kişi?
Canavarca hislerle ellerinden alınan yaşama hakları ne olacak?
Bu yapılanın bir bedeli, bir karşılığı olmayacak mı?
Gerçi,
O katliamda aktif rol alanların bir kısmı yakalandı, yargılandı, hapse atıldı...
Ancak büyük bir kısmının isimleri tarihin tozlu raflarındaki kağıtlarda unutulup gitti...
***
Biz gazetecilerin kafalarının üzerinde sallanan Demokles'in Kılıcı her daim olmuştur ve olacaktır...
Her ne olursa olsun sonunda günah keçisi olanlar gazetecilerdir...
Kendisi hakkında haber yapılan ya da yazı yazılan hiç kimse ya da hiçbir kurum;
Haberin yapılmasına ya da öyle bir köşe yazısına neyin neden olduğuna bakmaz,
Ben ne yaptım da böyle oldu demez...
Onların tek dertleri, haberin yapılması, yazının yazılmasıdır...
Çünkü gerçekler genelde insanın canını yakar...
Ama hiçbir zaman da saklanamaz...
O nedenle işte,
Katliamlar unutulursa tekrarlanır...
Tekrarlanmaması için unutulmamaları gerekir...
Utulmamasını sağlamak da gazetecinin işidir...
Kamuya haber ve yazı yoluyla bilgi aktaranlarındır...
***
Yoksa dünyaya at gözlüğü ile bakanların, görebilecekleri çok sınırlıdır...
Onlar,
Bileklerine taktıkları saate sahip olabildikleri gibi, zamana da sahip olduğunu düşünürler...
Bileğimizdeki saat bizimdir, ama zaman asla bizim değildir...
Unutmamak zamana karşı verilen bir savaştır...
Unutulursa tekrarlar...