Son dönemlerde sık sık yaşadığım bir durum beni derin düşüncelere itti…

Yaptığım programlarda, röportajlarda konuştuğum isimlerin söylemlerini dikkatle dinliyor, önemli bulduğum noktaları haberleştiriyor veya köşeme taşıyorum…

Her meslektaşımın yaptığı gibi…

Zaman zaman haberini yaptığım konunun diğer ilgilileriyle karşı karşıya kalıyor, polemik yaşıyor, yazdığımı sonuna kadar savunuyor, deyim yerindeyse ceremesini çekiyorum…

Buraya kadar hiçbir sorun yok.

Mesleğimizin doğasında zaten böyle tablolarla karşılaşmak var.

Sorun sonra başlıyor…

Olay dallanıp budaklanıyor…

Haber kaynağı olduğunu düşündüğüm, yani haberi “kendisinin söylemleri” doğrultusunda yaptığım kişiler “Ama ben tam olarak öyle dememiştim” diyor…

Kayıtlar var, yayınlar var, en önemlisi karşılıklı bir diyalog var…

Haberin ardından aldıkları tepkiler sonrasında, bu işten nasıl sıyırılırım düşüncesiyle yola çıkıyorlar…

Söylediklerinin içinden küçücük bir nüans yakalayıp, “tam olarak öyle dememiştim” kısmı için tam da buradan cesaret alıyorlar…

Fakat bir olay hakkında konuşuyorsanız, bir düşünceyi savunuyorsanız verdiğiniz mesaj zaten bellidir, yaşanan sorun da…

Eğip bükmeye, kelime oyunu yapmaya çok da gerek yoktur…

Ben ona demedim, şuna dedim diyerek kaçmaya da…

Bu günlük hayatta, sıradan birisi için de böyle olmalıdır.

Ama özellikle bir grubu, bir oluşumu temsil ediyorsanız, vazgeçmeyeceğiniz en önemli iki unsur dürüstlük ve cesarettir.

Bir şey söylüyorsanız, bunun sonrasını da düşünmeli, öyle konuşmalısınız.

Davanızda haklıysanız, kendinizden eminseniz bir çekinceniz de olmamalı…

Korkarak temsiliyet olmaz.

Bugün ülkede en tepeden en alta yaşanan en büyük sorunlardan biri de bu işte…

Ülkedeki siyaset yaşamın her alanına ve hatta insan davranışlarına derinlemesine nüfuz etti.

Sözünden dönmek bir gelenek haline geldi, sıradanlaştı…

Dün “a” dediğine bugün “b” demek yadırganmıyor, hatta bunu demeyen bir yerlere gelemiyor.

Zaten toplumsal hafızamız maalesef balıklarla yarışıyor.

Biz de bu kaos içinde aklımızı yitirmeden yaşamaya çalışıyoruz.Bir avuç azınlık olarak kalsak da…