Eskişehir, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu yıl da coşkuyla kutladı. Sabah saatlerinden itibaren meydanlarda, okullarda ve salonlarda renkli görüntüler vardı. Bayramın merkezi ise Şehit Anıl Gül Spor Salonu oldu. Yoğun katılımın olduğu programda çocukların heyecanı, ailelerin gururu ve bayramın ruhu bir araya geldi.
ES TV’den canlı yayınlanan törende Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’yi konuk ettik. Kendisine mikrofonu uzattığım anlarda küçük bir öğrencinin de Ayşe Başkan’dan bir talebi oldu yayına yansıyan… Küçük Lara’nın Başkan Ünlüce’nin yanına gelerek söylediği sözler dikkat çekti... “Annem belediye başkanı olsun” diyen Lara, hem bizde hem de ekran başında tebessüm oluşturdu. Başkan Ünlüce’nin “Annene selam söyle, bir dahaki seçimlerde beraber çalışalım” yanıtı da günün hafızalara kazınan cümlelerinden biri oldu.
Çocukların dili bazen en sade, en gerçek siyaseti anlatır. Onların dünyasında makam değil hayal vardır, rekabet değil samimiyet vardır. 23 Nisan da tam olarak bunu hatırlatır. Geleceği konuşurken bugünün çocuklarını dinlemek gerektiğini...
Bir gün yetmez!
Ancak Başkan Ünlüce’nin canlı yayında yaptığı başka bir vurgu da dikkat çekiciydi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olayları hatırlatarak, çocuklar konusunda tüm kurumların daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
Bayram coşkusunun içinde bu hatırlatma önemliydi. Çünkü çocuklara sadece bir gün armağan etmek yetmez; onları yılın her günü korumak gerekir.
Kentte Yeni Tartışmanın Adresi: Hava Hastanesi Arazisi
Kentte yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyebilecek karar ResmiGazete’den geldi. Yunusemre Devlet Hastanesi İki Eylül Polikliniği, halk arasında bilinen adıyla Hava Hastanesi ile İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu geniş alan özelleştirme programına alındı. Şehir merkezindeki 65 bin metrekarelik bu değerli alanın satış, kiralama ya da işletme hakkı devri gibi yöntemlerle değerlendirilmesi planlanıyor.
Bu karar sadece bir taşınmaz işlemi değil. Aynı zamanda Eskişehir’in şehir hafızası, sağlık altyapısı ve kent planlaması açısından önemli bir dönemeç.
Çünkü söz konusu alan yıllardır sağlık hizmeti verilen, vatandaşın alıştığı ve kent merkezinde stratejik öneme sahip bir bölge.
Bu alan sağlık hizmeti için mi korunacak, ticari projeye mi dönüşecek, yoksa karma bir model mi uygulanacak? Sorular şimdiden çoğaldı…
Eskişehir’in meseleleri konuşulurken artık sadece bina değil, işlev konuşulmalı.
Asıl ihtiyaç “kentlilik bilinci”
Bir başka kent gerçeği ise her gün kaldırımlarda karşımıza çıkıyor. Araçlar kaldırımlara park ediyor, bisikletler ağaçlara kilitleniyor, yayalar ise kendilerine ayrılan yolu kullanamıyor.
Özellikle çocuk arabası süren anneler, yaşlılar ve engelli bireyler için bu tablo ciddi bir sorun oluşturuyor.
Kaldırım, adı üstünde yayaya aittir. Yaya yolunda yürümek lütuf değil, haktır. Ne yazık ki bazı sürücüler birkaç dakikalık kolaylık uğruna başkalarına büyük zorluk yaşatıyor. Aynı şekilde bisiklet kullanımını teşvik etmek gerekirken, gelişi güzel bırakılan bisikletler de başka bir düzensizlik yaratıyor.
Burada sadece zabıta ya da polis denetimi beklemek yeterli değil. Asıl ihtiyaç, kentlilik bilincidir. Çünkü şehir, birbirinin hakkına saygı duyan insanların ortak yaşam alanıdır.
Vatandaşlara çağrımız net: Aracınızı kaldırıma bırakmayın. Bisikletinizi ağaca değil uygun park alanına bağlayın. Bir kişinin ihmali, başka bir kişinin çilesi olmasın.
Kıssadan Hisse: En Zor Günlerde Bile Gülümsemek
1922 yılının Haziran ayında İzmit’te çekilen o fotoğraf... Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş yıllarında sayılı gülümseyen karelerinden biri.
Cepheden cepheye koşmuş, bir milletin kaderini omuzlamış bir liderin yüzünde beliren tebessüm, aslında çok şey anlatır. Umudun en zor günlerde bile terk edilmediğini... Mücadelenin içinde dahi insan kalınabildiğini...
Bugün bize düşen de budur. Zorlukların içinde umudu kaybetmeden yürümek.