ES TV’nin sosyal medya hesapları için son günlerde hazırladığımız nostalji videoları beklediğimden çok daha fazla ilgi gördü.
Yaklaşık 30 yıllık arşiv görüntülerini bugünkü halleriyle buluşturuyor, kısa bir zaman yolculuğuna çıkarıyoruz. İstasyon Köprüsü, Porsuk Bulvarı, İki Eylül Caddesi, Köprübaşı, Çukur Çarşı... Her biri Eskişehir'in hafızasında ayrı bir yere sahip.
Bu videoları hazırlarken fark ettim ki, beni etkileyen şey eski binalar ya da eski caddeler değilmiş. Asıl özlediğim, o yıllardaki kendimmiş.
Çocukluğumun geçtiği sokaklar, ailemle yaptığım yürüyüşler, okul çıkışları, bayramlar, yaz akşamları... Eski görüntüler, aslında insanın hafızasında saklı kalan duyguları yeniden canlandırıyor.
Videoların altına yapılan yorumların çoğunda “Eski Eskişehir daha güzeldi” yazıyor. Ben artık bu cümleyi biraz farklı okuyorum. Sanırım insanlar şehrin eski halini değil, o yıllardaki hayatlarını özlüyor. Çünkü şehirler değişir. Köprüler yıkılır, yollar genişler, yeni binalar yapılır. Ama çocukluk bir daha geri gelmez.
Belki de nostalji dediğimiz şey tam olarak budur. Eski bir videoyu izlerken birkaç dakikalığına yılların yükünü unutup, çocukluğumuza misafir olabilmek...
BİR KASİS, BELKİ DE BİR HAYAT
Geçtiğimiz günlerde Ali Furkan Çetiner ile birlikte Yaşamkent Mahallesi’ndeki trafik kazasının yaşandığı noktaya gittik. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler gerçekten ürkütücüydü. Yaralılar vardı, hurdaya dönen araçlar vardı ama en dikkat çekici olan, bölge sakinlerinin söyledikleriydi.
Neredeyse herkes aynı cümleyi kuruyordu:
“Burada sürekli kaza oluyor.”
Ardından da aynı talep geliyordu:
“Buraya kasis yapılsın.”
Bazen çözüm milyonlarca liralık yatırımlarda değil, birkaç metrelik bir kasiste saklıdır. Elbette trafik kurallarına uymak her sürücünün sorumluluğu. Ancak sık sık kazaların yaşandığı noktalarda önleyici tedbir almak da kamu kurumlarının görevidir.
Bir canı kurtarmanın maliyeti, yaşanacak acının yanında hiçbir şey değildir. Umarım bu çağrı duyulur ve yeni bir kaza yaşanmadan gerekli düzenleme yapılır.
ESKİŞEHİR NEDEN TERCİH EDİLİYOR?
TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı iç göç verileri dikkat çekici bir gerçeği ortaya koydu. Eskişehir, verdiğinden daha fazla göç alan şehirlerden biri oldu. Yaklaşık 34 bin kişi kentimize gelirken, ayrılanların sayısı 28 bin civarında kaldı. Sonuç olarak Eskişehir, 6 binden fazla net göç aldı.
Bu tablo tesadüf değil.
Üniversiteleriyle, sosyal yaşamıyla, ulaşım kolaylığıyla ve insan ölçeğini kaybetmemiş şehir yapısıyla Eskişehir yıllardır Türkiye'nin en yaşanabilir kentlerinden biri olarak gösteriliyor.
Elbette her göç beraberinde yeni sorumluluklar da getiriyor. Artan nüfus; trafik, konut, altyapı ve sosyal yaşam açısından yeni planlamalar yapılmasını zorunlu kılıyor.
Ancak şunu da kabul etmek gerekiyor; insanlar yaşamak istemedikleri şehre taşınmazlar.
Eskişehir, eksikleri olsa da hâlâ insanların umut bağladığı, çocuklarını büyütmek istediği ve geleceğini kurmayı hayal ettiği şehirlerden biri olmayı sürdürüyor.
Dileğimiz, bu güzel şehrin büyürken sahip olduğu değerleri de koruyabilmesi.