Ekonomide rakamlar bazen her şeyi anlatmaz. Ama bazen de tek başına yeterlidir.
Eskişehir'de icra dosyaları öylesine arttı ki, artık yediemin depolarında yer kalmadığı konuşuluyor. Ev eşyaları, otomobiller, iş yerlerinden haczedilen malzemeler... Bir zamanlar alınırken umut olan ne varsa bugün depolarda sıra bekliyor.
En dikkat çekici ayrıntılardan biri ise icra mahkemelerinin sayısının 5'e çıkarılması.
Bu aslında sadece adliyenin iş yükünün arttığını göstermiyor.
Ekonomik sıkışmanın artık mahkeme koridorlarına taştığını gösteriyor.
İcra dosyalarının büyük bölümünü kredi kartı ve banka kredileri oluşturuyor.
Çünkü insanlar lüks yaşadığı için değil...
Hayatı çevirebilmek için borçlanıyor.
Elektrik faturası, okul masrafı, kira, market alışverişi derken kredi kartı artık birçok aile için ek gelir gibi kullanılmaya başlandı.
Sonra asgari ödeme...
Sonra yapılandırma...
Sonra icra.
Bugün depolar doluyor.
Yarın belki de insanların umutları...
Ekonomi düzelmeden bu tabloyu değiştirmek kolay görünmüyor.
ÖĞRENCİ ŞEHRİ Mİ, PAHALI ŞEHİR Mİ?
Eskişehir yıllardır "öğrenci kenti" olarak anılıyor.
Ancak son birkaç yıldır bu unvanın yanına başka bir sıfat daha eklendi.
Pahalı.
YKS tercihleri başladı.
Binlerce genç, "Eskişehir'de okuyabilir miyim?" diye hesap yapıyor.
Ama artık ilk hesap okul değil.
Ev kirası.
Bugün kampüs çevresinde 1+1 dairelerin ortalama kirası 15-17 bin lira bandına çıktı.
2+1 dairelerde ise rakamlar 20 bin liraya dayanıyor.
Eskiden öğrenciler ailelerinden gelen harçlıkla geçinebilir, hatta bir kısmını sosyal yaşama ayırabilirdi.
Şimdi daha okula başlamadan "ev arkadaşı bulabilir miyim?" telaşı başlıyor.
İki kişinin aynı evi paylaşması artık tercih değil, zorunluluk haline geldi.
Üstelik mesele sadece kira da değil.
Aidat...
Elektrik...
Doğalgaz...
İnternet...
Ulaşım...
Bir öğrencinin aylık yaşam maliyeti her geçen yıl biraz daha artıyor.
Eskişehir hâlâ güzel bir öğrenci şehri.
Ama öğrencilerin bu güzelliği yaşayabilmesi artık eskisinden çok daha pahalı.
17 YILLIK BEKLEYİŞİN SONU MU?
Bursa Yüksek Hızlı Tren Projesi sonunda gerçekten sona yaklaşıyor gibi görünüyor.
Raylar döşendi.
Elektrik altyapısı tamamlandı.
Şimdi gözler test sürüşlerinde.
Planlandığı gibi giderse 2027'nin ilk aylarında seferler başlayacak.
Bu sadece Bursa'nın haberi değil.
Eskişehir'in de haberi.
Çünkü iki şehir arasındaki yolculuk yaklaşık 1 saate düşecek.
Turizm kazanacak.
Ticaret hareketlenecek.
İş dünyası yeni fırsatlar yakalayacak.
Üniversite öğrencileri için bile yeni bir ulaşım alternatifi doğacak.
Türkiye'de hızlı tren ağının büyümesi, şehirlerin birbirine biraz daha yaklaşması demek.
Yeter ki bu kez takvim gerçekten tutturulsun.
Çünkü bu proje yıllardır "bir sonraki yıl" denilerek ertelendi.
İnsanlar artık tarih değil, tren görmek istiyor.
KISSADAN HİSSE
İnat bazen bir ülkeye mal olur...
Macar Kralı II. Louis henüz 20 yaşındaydı.
Tecrübeli komutanları onu defalarca uyardı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın ordusuna karşı acele edilmemesini söylediler.
Ama genç kral, tecrübeyi değil kendi cesaretini dinledi.
Sonuç...
Mohaç Meydan Muharebesi sadece iki saat sürdü.
Macar ordusu dağıldı.
II. Louis ise savaş alanından kaçarken ağır zırhının etkisiyle bataklıkta boğularak hayatını kaybetti.
İki saat...
Koskoca bir krallığın kaderini değiştirmeye yetti.
Kıssadan hisse:
Tecrübenin sesini bastıran kibir, bazen yalnızca bir insanı değil, bir milleti de felakete sürükler.