Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından düzenlenen 15 Temmuz silahlı darbe teşebbüsünde şehit olan vatandaşlarımızın ailelerine ve yaralanan vatandaşlarımıza yönelik yardım kampanyası başlatıldı.

TBMM'YE TAŞIYACAĞIM

Türk halkı bu kampanyaya büyük destek vererek, şehit ve yakınlarına destek çıktı. Ben bu yardım kampanyasının ülkenin birlik ve beraberliği adına doğru buluyorum. Sonuna kadar destekliyorum. Ancak bu kampanya bağışı ile ilgili İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmenlere gönderilen telefon mesajına bir anlam veremedim. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmenlere cep telefonu ile gönderilen mesajda; '15 Temmuz darbe teşebbüsünde şehit olan vatandaşlarımızın ailelerine ve yaralanan vatandaşlarımıza yönelik başlatılan yardım kampanyasına desteklerinizi bekliyoruz. Lütfen dekontlarınızı kurum amirlerinize teslim etmeyi unutmayın. Gün şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkma günüdür' ifadelerini kullanıldı. Bu paylaşıma ilk tepkiyi CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer verdi. Usluer kendi sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımla; 'Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmen arkadaşlarımıza aşağıdaki mesajı göndermiş. Bağış ve yardımda esas gönüllülüktür. Elbette ki hepimizin içi yandı. Elbette ki insanlarımız yaraları sarma telaşında. Ancak Dekont istemek neyin nesi? Böyle bir uygulama yasal değildir. Böyle bir zorlama suç teşkil eder. Konuyu TBMM'de de gündeme getireceğim' diye tepki gösterdi.

HANGİ AMAÇLA KULLANILACAK?

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Haydar Urfalı'da yaptığı açıklamada; 'Ne demek şimdi bu? Anlayan ya da anlatabilecek varsa beri gelsin! İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gönderilen SMS mesajdaki anlamı, içerikteki anlayışı ve mesaj sonrasında oluşan tepkilerin nedenlerini irdelediğimizde şunları görmekteyiz.
1-Bizim inancımızda ihtiyaç sahiplerine verilecek yardım, sadaka fitre ve zekat yalnızca Allah rızası gözeterek verilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed bir hadisinde 'sağ elin verdiğini sol el bilmesin' buyuruyor. Sol elin bile bilmemesi gereken böylesine hassas bir durumun bilinmesinden amaçlanan nedir?
2-Kampanyaya bağış yapanlarla bağış yapmayanlar tespit edildiğinde bu bilgi hangi amaçla kullanılacaktır?
3-Bu kampanyaya katılanların bilgileri aracı kurumlar tarafından tutulmakta ve Başbakanlıkla paylaşılmaktadır. Yereldeki yöneticilerin bu bilgileri neden toplamaya çalıştıkları, bu bilgileri nerede, ne amaçla kullanacakları anlaşılmamıştır.
4-Bağışta bulunan veya çok bağışta bulunan darbe karşıtı, bağışta bulunmayan veya az bağışta bulunan darbe destekçisi olarak mı kabul edilecektir?
5-Bağışta bulunmayan veya bağışta bulunduğu halde bunu şu ya da bu nedenle başkasıyla paylaşmak istemeyen kamu çalışanlarına yaptırım mı uygulanacaktır?
6-Bağışta bulunduğunu gösteren belgeyi mesaj içeriğinde belirtildiği gibi çalıştığı kurum amirine veren kamu çalışanına hangi paye verilecektir?
7-Gerçek ve tüzel kişiler beş bankada bulunan hesaplara doğrudan bağış yapabildikleri gibi, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom (Avea) GSM operatörleri aracılığıyla da bağışta bulunabilmektedirler. GSM operatörleri aracılığıyla bağışta bulunanlar kurum amirine ekran görüntüsünü mü vereceklerdir?
8-Bu mesajı gönderilmesini isteyenler çalışanlar üzerinde baskı mı kurmak istemişlerdir? Yoksa bu başka bir beklentileri mi vardır?
Kampanyaya destek veren, katılan ve bağış yapan kişiler Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi davranmış ve yalnızca Allah'ın rızasını gözetmiş olmasından dolayı bildirimde bulunmamışsa hangi kategoride değerlendirilecektir.
Sayın Cumhurbaşkanı 'Artık 15 Temmuz öncesi gibi davranamayız. Hiçbirimiz davranamayız. En başta cumhurbaşkanı olarak ben davranamam. Aynı şekilde, Türkiye'nin son 14 yılının sorumluğunu üstlenmiş iktidar partisi olarak, AK Parti böyle davranamaz. Muhalefet partilerinin de aynı anlayışta olduğuna bu süreçte şahit oldum, inanıyorum. Sivil toplum kuruluşlarının, medyanın, meslek örgütlerinin, farklı meşreplerin, ekollerin temsilcisi tüm grupların da aynı anlayışta olduğunu ümit ediyorum' diyor. Bu anlayışı tamamen destekliyoruz. Bu anlayışın kamudaki her düzeydeki yönetici, amir ve memur tarafından özümsenir ve uygulanır hale gelmesi gerekmektedir. Söz konusu mesajdaki toplumsal kutuplaşma ve ayrışmayı körükleyeceğini düşündüğümüz yüzlerce olaydan birisi olarak gördüğümüz 'Lütfen dekontlarınızı kurum amirlerine teslim etmeyi unutmayınız' ifadelerini doğru bulmadığımızı, eleştirdiğimizi ve ilgili mercilere bu konuyu ileteceğimizi ilan ediyoruz.'

DAYATMADAN

UZAK DURULMALI

Eğitim-Sen Şube Başkanı Serkan Demir'de öğretmenlerden bağış dekontu istenmesiyle ilgili kendi sosyal paylaşım sitesinde şu görüşleri dile getirdi; 'Bazı okul müdürlerinin ve Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan bağış kampanyası ile ilgili sürekli çalışanlara mesaj atması ve dekontların idareye teslimini istemeleri, isim takibi yapmaları yanlış bir tutumdur. Neden mi?

1-Adı üzerinde bağış kampanyasıdır dönemin hassasiyetini de düşünerek zorlama davranışlardan kaçınmak gerekir
2- Bağış yapan zaten gönülden yapmıştır dekontla işi olmaz
3- Darbe girişimi sonrası demokratik tutuma ihtiyaç vardır. Kimseyi tedirgin etmeye ötekileştirmeye fişlemeye gerek yoktur.
4- Değer sömürüsünün ne denli tehlikeli olduğunu 15 Temmuz'a kadar gelen süreç göstermiştir
5- Durumdan vazife çıkarmaya çalışmanın zamanı değildir. Toplum darbe karşıtlığında hem fikir iken bunlar gereksizdir.
6- Darbe gelmesin hayatını kaybeden insanımıza sahip çıkmanın esas ölçüsü eğitimciler için para değildir. Ayırımsız bu ülkenin çocuklarını sevmek ve onlar için çalışmaktır. Eğitimdeki her türlü dayatma ve değer sömürüsünden uzak durulmalıdır. İnsanları kamplaştırmak yerine hak edene yetki verelim, laik ve bilimsel bir eğitim diyelim.'

ONLARDAN HESAP

SORULMAYACAK MI?

Yönetici atamalarında haksızlığa uğradığı için kısa süre önce emekli olan eski Okul Müdürü Battal Uyar'da Serkan Demir'in paylaşımına altında bazı sorularla eklemelerde bulundu. Uyar, ' Bu Fetocu müdürleri kim atadı? Liyakatlı müdürleri yönetici değerlendirme aşamasında okul bileşenlerinden tam not aldıkları halde bilgisayar puanlama sistemi kumpası kurarak devre dışı bırakanlar kimlerdir? Mahkeme kararlarını uygulamayan yöneticiler kimlerdir? Bu kanun tanımaz kuzu postuna bürünmüş kumpasçılardan kanun önünde hesap sorulmayacak mı?'

İSİM LİSTESİ İSTEMEDİK

Konuyla ilgili İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen'i aradım. Özen bu konuda yanlış anlaşıldıklarını belirterek; 'Valimiz kurumlardan kampanyaya ne kadarlık destek olunduğuna yönelik istatiksel bilgi istedi. Biz kurum amirlerinden isim listesi istemedik. Onlardan kurumlarında çalışan eğitimcilerden toplam ne kadar bağış yapıldığını bize bildirmelerini istedik. Amacımız 12 bin personeli olan Milli Eğitim Camiasının bu önemli kampanyaya verdiği katkıyı ortaya çıkarmaktı. 'Yoksa kim bağış yaptı? Kim yapmadı?' diye bir düşüncemiz hiç olmadı' dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri kamuoyunda yanlış anlaşılmaları gidermek için okullara düzeltme yazısı gönderdi. Gönderilen yazıda; '15 Temmuz Şehitlerine ve Gazilere Yardım Kampanyasına ilişkin dekontların kurum amirlerine teslim edilmesi sadece Milli Eğitim Camiasının toplam yardım miktarının tespiti ile ilgilidir. Kurum amirleri Müdürlüğümüze isim listesi göndermeyecektir' denildi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün gönderdiği bir telefon mesajı sonrasında yaşanan tartışma son gönderilen düzeltme yazısıyla son bulmuş oldu. 'Oldu' diyorum, ama 'Olmamış da' olabilir. Gaye Usluer konuya TBMM'ye taşıması durumunda kentimizde yaşanan dekont tartışması Türkiye gündemini de meşgul edecek.

foto şaka

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım: Halilciğim o kadar borç yükü altında PTT Liginde Süper Lig kadrosunu nasıl kurdun?
Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal: Aziz Başkan seneye de Türkiye Süper Ligi'nde Şampiyonlar Ligi kadrosu kurarsam hiç şaşırma

Formun Üstü