Doğrusunu isterseniz;
Geçtiğimiz Pazar günü delege seçimleri yapılana kadar bu konuyla pek ilgilenmemiştim…
Araştırıp, tüm yönleriyle öğrenmeye çalışmamıştım…
Zira, üye, delege, kongre, kurultay meseleleri CHP’de en çok tartışılan konuların başında gelirdi…
Yine o tür,
Hiçbir sonuca ulaşamayacak söylemler gibi geliyordu…
Gerçi bu uygulama YENİ Parti ile uygulanmaya başlandı…
Delege sistemi yerine üye sistemine geçilmesi,
Görünürde, şık, güzel, özlenen, olması gereken bir uygulama, buna söylenecek hiçbir söz yok…
Ama bu haliyle bana yalnızca bir ütopyaymış gibi geliyor…
Çünkü bu haliyle sağlam bir zemini yok, hukuki yönden geçersiz, yalnızca siyasi bir partinin kendi iç mekanizmasında, isteğe bağlı olarak kullanabileceği bir tür strateji…
Dün de belirttik;
Uygulamada ne gibi sorunlar çıkabileceğini süreç içinde göreceğiz…
Belki telafisi mümkün, belki mümkün olmayan sonuçlar doğuracak…
Peki, o zaman ne olacak?
“Yok, pek hoş olmadı, değiştirelim” mi denecek?
Peki, nereye kadar?
***
İkinci bir gariplik ise şurada…
“Delege” kavramını bu kadar ayaklar altına almak da neyin nesi?
İster beğenin ister beğenmeyin, 1980 sonrası seçimlerinde hep vardı bu müessese…
Yasa nedeniyle vaz da geçemiyorsun…
Yani yok sayamıyorsun…
Yapacağın il seçiminde, ilçe seçiminde, kurultayda o delegelere göstermelik de olsa muhtaçsın…
Çünkü delege olmayınca yapılan hiçbir kongrenin hukuki geçerliği olmayacak…
Başta il başkanı olmak üzere,
“Delege olmamayı” büyük bir erdem gibi göstererek, o kongrelerde bulundurmak zorunda olduğun delegeleri nereden bulacaksın?
Parti üyesini, bu kadar değersizleştirdiğin delegeyi seçmek için sandığa nasıl getireceksin?
Delege olmayı, neredeyse partiye ihanet sayar hale getiren bir iklim yaratıldı…
***
Daha kolay anlatabilmek için şöyle bir örnekle yola çıkalım…
Diyelim bir ilçe başkanlığı için ortada iki aday var…
Biri X, diğeri Y olsun…
Üye bazlı eğilim yoklaması yapılıyor…
X yüzde 60, Y yüzde 40 oy alıyor üyeden…
Ayrıca sistemin içinde delegeler var haliyle…
Bu delegelerin üyenin iradesine tam olarak uyması gerekiyor (nasıl olacaksa?)
Peki ya uymazsa…
Bu delegelerin yüzde 50.01’nin oy vereceği aday kazanacak…
Üyeden yüzde 40 oy alan Y, delegelerin oy kullanacağı kongreye kadar hızlandırılmış delege turları atmayacak mı?
Olmayacak vaatler verilmeyecek mi?
Üyeden yüzde 40 oy alan aday, delegelerin içinde çoğunluğu bulursa ne olacak?
Çünkü gecenin sonunda, demokratik bulun bulmayın; delegenin vereceği oy kongrenin kazananını belirleyecek…
Bunun örneklerini daha çok iktidar partisinde gördük…
Genel merkez, üyenin temayülünün aksine kongreyi kazanan adayı, çekilmeye zorlayacak, olmadı istifasını isteyecek, o da olmadı görevden almanın yollarını arayacak…
Bu da partide bir sürü insanı küstürecek…
***
Diyebilirsiniz ki, ayrıntılar içinde boğuluyorum, olmadık yerlerden olumsuzluklar bulamaya çalışıyorum…
Dedim, bundan sonra da demeye devam edeceğim;
Delegeye dayalı sistem hem kendi çok kötü, hem de partiler çok kötü kullanıyor…
Kabul…
Ancak bu şekilde, yasayı by-pass ederek ardına dolanmak;
Ülkeyi yönetmeye, adaleti sağlamaya, insanların kurallara, yasalara uyması için çalışmaya söz vermesi gereken siyasi bir partinin, böyle bir seçeneği vatandaşın önüne emsal koyması ne kadar doğru?
Zamanında dönemin başbakanı Turgut Özal ne demişti?
“Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz…”
Yine mi öyle?