Bir sabah uyandığında…
Ne kadar çok şey değişmiş olur memleketimde, görünmeyen düşmanın elleriyle yok ettiği hayallerimiz varken…
Varlığın ve yokluğun, iyot kokulu bir kumsalda bulursan ayak izlerini, anlamak çok fazla çaba istemez; dudaklarının ucunda biriktirdiğin sözcükler yetecektir anlatmaya her şeyi…
Bir sabah uyandığında…
Korkularınla yüzleşmenin ağır kokusu sinmişken her yere
Ve dahası, inanılmazı, dayanılmazı inanılır ve dayanılır kılan direncimize en güçlü darbe vurulmuşken;
Son sözlerimiz böyle olmamalıydı…
Bir sabah uyandığında büyümüş çocuklarımızın sesleri kesmeli yolumuzu,
Rahatlamış bir vicdan gibi…

***

Çocuklarımız…
Ağıtlar yaktığımız, bayramlar yaptığımız…
Ağrımız, sevincimiz, gözyaşımız…
Uğrunda hayata kafa tuttuğumuz çocuklarımız…
Onlar için, bir sabah uyandığımızda, elimizde kalan tek şeyin tuz ve keder olmamasını umut ettiğimiz…
“Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz…” diyen şairin mavi gözlerindeki hüzün gibi çocuklarımız…

***

Tarihin çoktan unutulmaya yüz tutmuş tozlu sayfaları içindeki sepyalı fotoğrafların insan yüzlerini gizlediği o acı dolu günler…
Bugün balonlar uçurduğumuz, güler yüzlü çocuklarımızla neşe içinde kutladığımız bayramları bize armağan eden yarım çarıklı, güneş yanığı yüzlü çocuklarımız…
Genci, yaşlısı, kadını, erkeği…
Ve çocuklarımız…
Bir sabah uyandığında yepyeni bir ülkeye uyanan çocuklarımız…
Bizim çocuklarımız…
Bahar ve çiçek kokan bir dünyanın sabahında…

***
Güneş kokan, hayat kokan, biraz da kan ve gözyaşı kokan günlerinin ardından bugün geldiğimiz noktada, neden bu kadar kırılgan, neden bu kadar acılı olduğumuzu anlamaya çalışırken, kutlu günler kutluyoruz…
Oysa bir sabah uyandığında, hesabını ödeyemeyeceğin günahlar bekliyor olacak seni…
Ve sen bunu bilmeyeceksin…
Çocukların gözlerinden süzülen yaşlardan ibaret olacak herşey…
Nutuklar atmak ne kadar zevkli, ahkam kesmek, çığlıklarını bastırmak aç gözbebeklerinin…
Ve sen ne yazık ki, bunu da bilmeyeceksin,
Babasının neden öldüğünü bilemeyen ve hiç bilemeyecek çocukların bu vatanı neden bu kadar sevdiklerini anlamayacaksın ve bilmeyeceksin…

***
Korkularla bezeli bahçeler içinden bakıp geleceğe bir bayramları kutlayacağız…
Mutlu doğum günleri, yalancı yıl dönümleri…
Bir yurdun kendi külleri içinden yeniden doğmasına şahit olanların ve kendi kanlarıyla bir ülke resmi yapanların bayramlarını…
Bir sabah uyandığında…
Gülümseyerek bakıyorsan gökyüzüne;
Anlamlı ve bir o kadar da masumdur sözlerden arda kalan her şey…
Sevgi ve minnet…
Gözyaşı ve keder…
Ellerimizin içinden kayıp giden zamanı ve zamanlarımızı bir kenara bırakıp, bir kenara bırakmayı göze alıp…
Sarılmak dört elle toprağa…
Sarılmak dört elle halka…
Sarılmak dört elle geleceğe…
Bir sabah uyandığında;
Kara bulutları görmemek için memleketin ufkunda…
Bir sabah uyandığında,
Ölüme uyanmış olmamak için…