Türk sinemasının altın saçlı ilk yıldızıydı…

İlk yıldızı, ilk kadın film yönetmeni…

Sıra dışı bir güzelliği olduğu söylenir…

Üç kez evlenip boşanmıştır…

Dönemin en zengin işadamlarından biri olan İhsan Doruk ile olan evliliğinden Ender adında bir kızı olmuştur…

Bir süre sonra eşinden ayrılır, kızı ise İngiltere’de okumaktadır…

Kızının babası bir süre sonra ölür…

Geride büyük bir miras bırakmıştır ancak üvey anne payını almasına izin vermez…

Cahide Sonku ise beş parasızdır ve kızının yurt dışı eğitim masraflarını karşılayamaz…

Beş parasızdır zira kurduğu Sonku Film’in bulunduğu bina yanmış ve tüm servetini kaybetmiştir…

Kızı, babasından kalan büyük mirastan hiçbir pay alamaz ve İngiltere’ye geri döner…

Bir daha da kendisinden haber alınamaz…

Kızı da bırakıp gidince Cahide Sonku’nun alkole olan bağımlılığı giderek artar…

Şansızlıklar, özel hayatındaki iniş çıkışlar, bir film yıldızı olma özelliğini giderek kaybetmesine neden olur…

Çoğu zaman Şehir Tiyatrolarındaki işine sarhoş gitmektedir…

Muhsin Ertuğrul defalarca kovar Sonku’yu…

Oysaki

Cahide Sonku’nun ilk elinden tutan onu sinemayla tanıştıran Muhsin Ertuğrul’dur…

Ancak alkol bağımlılığından hayatı boyunca vazgeçmez…

Evliliklerinin dışında da hareketli bir özel hayatı vardır…

Bir gayrimüslimle birlikte yaşamaya başladığında önce İstanbul Şehir Tiyatrolarından kovulmuş, Muhsin Ertuğrul’un araya girmesiyle tiyatroya yeniden dönmüştür…

Bu sefer de polis peşini bırakmamış, bir tür adli kontrol şartı getirilmiştir…

Sonunda baskılara dayanamaz ve gayrimüslim sevgilisinden ayrılmak zorunda kalır…

Hayatının son yıllarını büyük bir yoksulluk içinde geçirir…

Ne gidecek bir evi, ne de parası vardır…

Arkadaşlarının evlerinde kalır…

Kullandığı ilaçlar nedeniyle kilo almış ve eski cazibesini tamamen yitirmiştir…

18 Mart 1981’de 62 yaşında bir arkadaşının evinde yaşamını yitirir…

***

Türk sinemasının ilk “femmefatale”sidir…

Yani erkeklere felaket getiren ölümcül kadın…

Hem birçok filminde hem de özel hayatında erkekleri avucunun içine alıp, onlarla oynayan biridir…

Adeta “film noire” (kara film) akımının Türkiye’deki ilk örneğidir…

Sonku sanat hayatında çöküşe geçmesinin ardından yeri Neriman Köksal ve Suzan Avcı alacaktır…

1933 ile 1971 yılları arasında 30’a yakın filmde oynamış, iki filmini de kendisi yönetmiştir…

Bugün Sonku’dan geriye kalan gizem ve rivayetlerdir…

Ancak,

Türk sinemasıyla özellikle de Türk sinema tarihiyle ilgilenenlerin asla görmezden gelemeyecekleri bir isimdir…

Sinematografisi, oyunculuk yeteneği tartışılsa da, bazen renkli, bazen siyah beyaz olan yaşamı hep ilgi çekmiştir…