Ülkemiz genelinde ılık ve kurak geçen bir kışın ardından, yarısından çoğu kurak ve normallerinin üstünde sıcak geçen bir ilkbahar yaşanmaktadır. Beklenmedik anda gelen donlar, dolu yağışları, aşırı miktarda su bırakan sağanak yağmurlar, aynı yerde hem kuraklık hem sellerin görülmesi, çok yıllık meteorolojik gözlemlere göre belirlenen iklim olaylarından ve kayıtlı değerlerden olan büyük sapmalar, insanı endişeye sevk eder durumdadır. Bu üretim yılında Eskişehir'in bazı ilçeleri kuraklığı diğerlerinden çok daha şiddetli yaşamış, üzerinde kışlık ürün bulunan çok sayıda ekili alan bozularak yazlık ürünlere çevrilmiş, bazısı ise boş bırakılmıştır. İl merkezinde Eylül-Nisan arasında belirlenen yağış miktarı, çok yıllık verilerin %57 si düzeyinde kalmıştır. Buna karşılık bu güne kadar normalin üzerinde yağış almış ilçemiz de bulunmaktadır.
İklim değişiklikleri dünya kurulalı beri yaşanmaktadır, ancak bu değişiklikler doğal olarak ve çok uzun sürelere yayılarak meydana gelmiş, bu sürelerde bir kısım canlı türü yok olmasına karşın, çok sayıda canlı türü yeni koşullara uyum sağlayabilmiştir. Doğal iklim değişikliklerinin yanında, insan faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan iklim değişiklikleri de olmaktadır. Bu değişikliklere neden olan etmenler arasında en etkilisi, aşırı miktarda sera gazları salımı (emisyonu) sonucu oluşan sera etkisi nedeniyle meydana gelen küresel ısınmadır. İster doğal, ister insan etkili olsun mevsimsiz, zamansız meydana gelen iklim değişiklikleri oldukça zarar verici olmaktadır.
Bu zararlardan en çok etkilenen canlılar ise bitkilerdir. İklim değişiklikleri ; bitkilerin çiçeklenme, döllenme, meyve/ tohum bağlama zamanlarını ve güçlerini, olgunlaşma sürelerini, kışa, kurağa, sıcak şokuna, sıcak ve kurak rüzgarlara dayanma derecelerini, hastalık ve böceklerden zarar görme düzeylerini ve daha bir çok özelliklerini etkileyebilmektedir. Ayrıca hastalık etmenleri ve zararlıların hızla çoğalıp, daha büyük sayılara ulaşmalarına ve daha etkili olmalarına da yol açabilmektedir.
Canlı yaşamının en önemli garantisi olan bitkilerin, özellikle de gıda, yem, ilaç, giyecek, endüstri ham maddesi vb. pek çok kullanım alanı olan kültür bitkilerinin ciddi boyutlarda zarar görmesi, yaşamı ve yaşam kalitesini çok etkilemektedir. Dünya genelinde ve ülkemizde hızlı bir nüfus artışı görülmektedir fakat sahip olduğumuz tarım toprağı ve tatlı su kaynakları sınırlıdır. Nüfus artışının yanı sıra, tarım toprakları ve su kaynaklarının yanlış kullanımı, toprakların ve suların kirletilmesi, kişi başına düşen tarım toprağı ve içme-kullanma suyu miktarını hızla azaltmaktadır.
Halen dünya genelinde kişi başına düşen tarım arazisi miktarı 2 dekar kadar olup, 2050 ye kadar 1,5 dekara düşecektir. Türkiye'de bu miktar 3 dekarın biraz üzerindedir ( Eskişehir'de 7 dekardan biraz fazla). Ülkemizde kişi başına düşen tatlı su miktarı bizim su sıkıntısı çeken bir ülke olduğumuzu göstermektedir. Ancak bütün dünya'da olduğu gibi ülkemizde de kişi başına kullanılan su miktarı hızla artmaktadır. Nüfusun kırsal alanlardan kentlere göçü, sanayi ve turizm tesislerinin ve buralarda kullanılan su miktarının artması, artan nüfusu beslemek için tarımda daha fazla su kullanma ihtiyacının doğması bunun en belli başlı nedenleridir. Bir insanın bir günlük besin ihtiyacının karşılanabilmesi için gereken su miktarı 3 bin litre olarak hesaplanmıştır.
Bilim adamlarının çalışmaları sonucu yapılan öngörüler, küresel ısınmanın zararlı etkilerinin en çok görüleceği bölge, içinde ülkemizin de yer aldığı Akdeniz kuşağıdır. Türkiye'nin, küresel ısınma nedeniyle meydana gelecek iklim değişiklikleri sonucu kuraklık, su kaynaklarının zayıflaması, düşük nemli, sıcak yaz koşulları nedeniyle orman yangınlarının artması, sıcak ve nemli baharlar ve ılık kışlar nedeniyle bir yandan hastalık ve haşerelerin artması, diğer yandan yeni hastalık ve zararlıların görülmesi gibi olumsuzluklarla karşı karşıya kalabileceği tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra güney bölgelerimizde yetişmekte olan ürünlerin bir kısmının kuzey bölgelerimize kayması da söz konusu olacaktır. Bu durumda üretim alanlarımızda daralma daha da artacaktır. Üreticiler kuraklıktan daha az zarar gören türlere yönelecek bu da verimi ve buna bağlı olarak üretim miktarını azaltabilecektir. Bu konuda ileri sürülebilecek bir çok olumsuzluk yanında bazı olumlu etkiler ve buna bağlı olarak üretim artışları görülebileceği, ancak bu durumun kısa süreceği de tahmin edilmektedir.
Bu yılın iklim koşulları en son gördüklerimizdir. Daha önceki yıllarda da normalin dışında oluşan ve ciddi zararlarını gördüğümüz iklim olayları yaşandı. Bütün bunlar çok ciddi uyarılardır. Önlemlerde geç kalmamak için her bir birey üzerine düşen sorumlulukları titizlikle yerine getirmelidir.