16 Mart 1848’de, “Darül Muallimin-i Rüşdi” adıyla kurulmuş okullar ilk öğretmen yetiştiren kurum olarak kabul edilir ve her yılın 16 Mart günü öğretmen okullarının kuruluş yıl dönümü olarak kutlanır.
Ancak, öğretmen okullarının 178.yıl dönümünü kutladığımız bu günlerde maalesef, öğretmen yetiştirme konusunda nitelikli ve doğru bir çizgide olduğumuzu söyleyemiyoruz.
OSMANLI DÖNEMİNDEN CUMHURİYETE…
Cumhuriyet döneminde, en temel eğitim hedeflerinden biri nüfusumuzun büyük çoğunluğunun yaşadığı köylere öğretmen ulaştırmaktı.
Çünkü,40 bin köyün 35 bininde okul ve öğretmen yoktu. Bu süreçte, yedisi kız, 13’ü erkek olmak üzere 20 ilköğretmen okulu ile ilkokullara öğretmen yetiştirmeye devam edildi.
1936 yılında, askerdeki başarılı erbaşlardan öğretmen olarak yararlanmak için “Eğitmen Kursları” açıldı.
KÖY ENSTİTÜLERİ….
17 Nisan 1940’taKöy Enstitüleri kuruldu. 1940-1954 yılları arasında, 21 köy enstitüsünde her türlü zorluğa karşın çağdaş eğitim ilkeleri doğrultusunda ve Türkiye’nin özgün koşullarına uygun 17.342 Öğretmen,8756 Eğitmen,7300 Sağlık Memuru Türkiye’ye kazandırıldı.
Köy Enstitüleri Projesi ile bir tarafta Türkiye’nin karanlıktan çıkmasını isteyen bir avuç aydın, diğer tarafta toprak ağaları, gericiler, Osmanlı’dan kalma alışkanlıklarını sürdüren bürokrasi ve işbirlikçiler, sürekli çatışma içinde oldu. Köy Enstitüleri,27 Ocak 1954 tarihinde kapatıldı.
İLKÖĞRETMEN OKULLARI DA KAPATILDI…
Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra ön plana çıkan ilköğretmen okullarınınsayısı 1940’ta 27 iken, 1972’de 89 oldu. İlkokul üzerine 6 yıllık ortaokul üzerine 3 yıllık yatılı eğitim veren ilköğretmen okullarının öğretim süresi 1970’de ilkokul üzerine 7,ortaokul üzerine 4 yıla çıkarıldı. İlköğretmen okulları kapatıldıkları 1974 yılına kadar eğitim sistemimize oldukça nitelikli ilkokul öğretmenleri kazandırdılar.
1973’te yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ‘öğretmenlere yüksek öğrenim görme zorunluluğu’ getirdiğinden, 1974-1975 öğretim yılından itibaren ilköğretmen okullarının bir bölümünde “2 Yıllık Eğitim Enstitüsü” açıldı, ilköğretmen okulları, ortaokul üzerine 3 yıl eğitim veren ‘Öğretmen Lisesi’ne dönüştürüldü. Daha sonra ‘Anadolu Öğretmen Lisesi’ adı altında eğitimlerine devam eden bu okullar da 2014- 2015 Öğretim Yılında tamamen kapatıldı.
YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULLARI
Ortaokullara öğretmen yetiştiren “Eğitim Enstitüleri” ve liselere öğretmen yetiştiren “Yüksek Öğretmen Okulları”, Cumhuriyet dönemi öğretmen yetiştirme sisteminin çok önemli parçalarıydı.
Eğitim tarihimizdeki ilk yüksek öğretmen okulu 1891’de İstanbul’da kurulan “DarülmualliminiAliye”dir. Cumhuriyet döneminde Yüksek Öğretmen Okulu adını alan bu okula Ankara ve İzmir Yüksek Öğretmen Okulları eklendi.Bu okullar, ilköğretmen okullarının son sınıfına geçen öğrenciler arasından, not ortalaması yüksek, başarılı öğrencileri alıyordu.1975-1976 yılından itibaren Yüksek Öğretmen Okulları, üniversite sınavını kazanan lise mezunları arasından sınavla öğrenci almaya başladı.
Yüksek Öğretmen Okulları, siyasi nedenler ve işlevlerini yitirdiği gerekçesiyle MEB tarafından 18 Temmuz 1978 tarihinde alınan kararla kapatıldı. Bu karar ile ülkemizde uzun yıllar nitelikli lise öğretmeni yetiştirilmesinde tarihi bir sorumluluğa sahip en önemli kaynağın varlığına son verildi.
EĞİTİM ENSTİTÜLERİ…
İlk eğitim enstitüsü Türkçe öğretmeni yetiştirmek amacıyla 1926-27 öğretim yılında Konya’da açılan Orta Öğretmen Okulu’dur.
Bu okul 1929-1930 öğretim yılında, Ankara’ya taşındı, adı “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” olarak değiştirildi; ortaokul ve liselere her branştan öğretmen yetiştiren ana kaynak haline geldi.
Cumhuriyet döneminde ortaokul ve liselerin öğretmen ihtiyacını uzun yıllar eğitim enstitüleri karşıladı. İlk açılışta öğretim süreleri lise ve ilköğretmen okulları üzerine iki yıl olan eğitim enstitülerinin öğrenim süresi daha sonra üç yıla çıkarıldı ve 1976’da sayıları 50’ye ulaştı.1979’da çıkarılan bir yasayla eğitim süreleri dört yıla çıkartıldı. 1980 öncesinde siyasi mihraklarınağır baskısı altında kalan ve asıl işlevleri zedelenen eğitim enstitüleri1982’de Eğitim fakültelerine dönüştürülerek kapatıldı.
Öğretmen yetiştirmede belirli dönemlerde; yedeksubay/er öğretmenlik,vekil öğretmenlik,mektupla öğretim,hızlandırılmış program ile öğretmen yetiştirme gibi uygulamaları da görerek bu günlere geldik.
MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ MODELİ ÖĞRETMEN!...
1982 yılından beri öğretmen yetiştirme görevi üniversitelerin eğitim fakülteleri tarafından sürdürülüyordu. Ancak artık eğitim fakültelerinden alınan diplomalar öğretmen olmak için yeterli olmuyor. Öğretmen atamalarında KPSS şartı da kaldırıldı.Öğretmen olabilmek için artık ÖSYM tarafından yapılan Akademi Giriş Sınavı (AGS) ve Öğretmenlik Alan Bilgisi(ÖABT) sınavlarına girmek gerekiyor. Sınavda başarılı olan adaylar Milli Eğitim Akademisi’nde uzun süreli eğitime alınacaklar.
Eğitim sonunda yapılacak “değerlendirmelerden sonra(!)” sözleşmeli öğretmen olarak atanabilecekler. Asıl öğretmen kadrolarına geçişleri ise ancak üç yıl sonra gerçekleşebilecek.
Tartışmalı Öğretmenlik Meslek Kanunu ile hayata geçirilen Milli Eğitim Akademisi’ne dair belirsizlikler sürüyor. Sendikalar bu sistemi “iktidarın kendi öğretmenini yetiştirme projesi” olarak nitelendiriyorlar. Bu sistem ile eğitim fakültelerinin 4 yıllık formasyonu adeta yok sayılıyor.
Bugün öğretmenler odaları, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, baş öğretmen diye beş parçaya bölünmüş durumda. Eğitim sisteminin asli unsurları olan öğretmenlerin yetiştirilme ve istihdam yöntemlerine bakıldığında; gerek nicelik gerekse nitelik bakımından 178 yıllık öğretmen eğitimi deneyiminden gereği gibi yararlanamadığımız ve siyasetin cenderesinden bir türlü kurtulamadığımız gerçeği çok açık ve acı bir şekilde ortaya çıkıyor…