.jpg)
Rusya'yı yıllarca yönetin Josef Stalin, 'Bir kişinin ölümü trajedi, 1 milyonun ölümü istatistiktir' demiş. İstatistik sözcüğü İtalyan kökenlidir. İtalyancada devlet işleriyle uğraşan kişi anlamına gelen 'statista' ile devlet ve durum anlamına gelen 'stato' sözcüklerinden türetilmiştir. İstatistiğin orijinal anlamı, devlet adamının ilgilendiği durumlarla ilgili toplanan bilgidir.
EMEK SÖMÜRÜSÜNDE BİRİNCİYİZ
İstatistik 16. yüzyılda İtalya'da kullanılmıştır. Buradan Fransa, Hollanda ve Almanya'ya geçmiştir. Şimdi durup dururken nereden çıktı bu istatistik ile ilgili ansiklopedik veriler? Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD'nin yaptığı bir araştırmada birilerinin ekonomik anlamda öve öve bitiremediği Türkiye'de yaşayanların büyük çoğunluğu 'mutsuz' çıkmış. OECD'nin hazırladığı 'Hayat Nasıl?' (How is life?) raporuna göre Türkiye'de işsizlik kalıcı bir problem olmaya devam ediyor. Raporda Türkiye'de yaşayan insanların artık iş bulmaktan umudunu kestiği belirtiliyor. İşi olanların ise düşük ücret alıp, haftada en az 50 saat çalıştığı vurgulanıyor. Yani emek sömürüsünde açık ara birinciyiz. Olumsuz çalışma koşullarında, düşük ücretle, güvencesiz, kayıtdışı çalışanların sayısı çoğalıyor. İnsanların kişisel refah düzeylerine ilişkin beklentileri kötüleşiyor.
.jpg)
ONDÖRT YIL ÖNCE
DAHA UMUTLUYDUK
40 ülke arasında Türkiye, gelecek için iyimserlik düzeyi açısından 36'ncı sırada yer alıyor. Sağlıksız, dayanıksız, konforsuz konutlarda yaşayamada OECD birincisiyiz. Kişi başına düşen oda sayısında en sondayız. Kasten cinayetlerde 7'nci sıradayız. Hava kirliliğinde Şili'den sonra ikinciyiz. Su kalitesinde sondan ikinci sırada yer alıyoruz. PISA (Uluslararası Öğrenci Başarısını Değerlendirme Çalışması) skorları açısından Meksika'dan sonra sondan ikinciyiz. Lise eğitiminde sondan birinciyiz. Oy kullanma oranında 6'ncıyız. Kadın milletvekili oranında 34'üncüyüz. Kadınlara yakınları tarafından uygulanan şiddette sondan birinciyiz. İşsizlik yardımında sondan altıncıyız. İşten memnuniyet düzeyinde 36'ıncı sıradayız. Araştırma gösteriyor ki Türkiye'de yaşayanlar 14 yıl önce (2005'te) daha umutluydu. OECD verilerine göre Türkiye yaşayanlar mutsuz.
MENDERES'İN
TERSİNİ YAPTI
Rapordan çıkan verileri incelendiğimde ülkeyi yönetenlerin ağlanacak halimize neden güldükleri sorusu aklıma geldi? Sonra AK Parti iktidarının zihniyeti aklıma geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söz ve açıklamalarıyla hep merhum Adnan Menderes'e sahip çıkıyor, kendini onun hizmetlerinin devamı olarak gösteriyor. Merhum Menderes, 'Her mahallede milyoner yaratacağız' demişti. Menderes, halkı zenginleştirerek, onların refah düzeylerini yükselterek, oylarını almayı hedefliyordu. Erdoğan Menderes'in yaptığının tam tersini yapıyor.
Erdoğan'ın başında olduğu AK Parti'nin halkın refah düzeyini yükseltmek gibi bir derdi yok. Yıllardır halkın fakirliğinden besleniyor. Halk ne kadar fakirleşirse oyları o kadar artıyor. Kendine bağımlı hale getirdiği halkın oylarıyla 17 yıldır iktidardalar.
'İSTATİSTİK MİNİ
ETEGE BENZER'
Manchester United'ın efsane Menajeri Alex Ferguson, 'İstatistik mini eteğe benzer, çok şey gösterir, ama asıl görünmesi gerekeni asla göstermez' demişti. OECD'nin bol rakamlı raporu da Türkiye'de mutsuz çoğunluğun neden AK Parti'ye oy verdiğini göstermiyor. Bunu da Ana Muhalefet Partisi CHP çözmelidir.
Partinin beyin adamları yıllardır ülkenin mutsuz insanlarına neden umut olamadıklarını bulamadan iktidara gelemezler. 31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş eylem ve söylemleriyle daha önce çaresizlikten dolayı AK Parti'ye oy veren kitleye umut oldu. CHP İmamoğlu ve Yavaş'ın başarısını masaya yatırmalı. Onların yaptığı doğruları CHP'nin genel siyasetinde kullanmalıdır. CHP yada İYİ Parti mutsuz insanlara umut olmanın formülünü bulmadan iktidar olamazlar. CHP olası bir erken seçimde Erdoğan'ın karşısında kiminle çıkacağını şimdiden belirlemeli. Ve ona göre plan ve programlara başlamalıdır. Cumhurbaşkanı adayı olacak kişi önümüzdeki bahar ayında illeri gezmeye başlamalı. İnsanlara dokunmalı.
--------------------------------------------
NOSTALJİ
25 YIL ÖNCE GÜÇLÜ BİR YÖNETİM SEÇTİLER
.jpg)
Yıl 1994, 25 yıl önce. Yer: Büyükşehir Belediye Meclis Salonu. Eskişehirspor Kongresi yapılıyor. 1994 yılında aday olmayarak, Belediye Başkanlığını bırakan merhum Selami Vardar, Eskişehirspor Başkanlığını o kongrede, yeni Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Aydın Arat'a bıraktı. Seçime tek liste ile giren Arat Eskişehirspor Başkanı oldu.
Arat çok güçlü bir yönetim oluşturdu. Yönetimde; 'Cemalettin Sarar, merhum Ahmet Sezer, merhum Şenol Ilgaz, Adnan Kanatlı, Cafer Güven, Bekir Sıtkı Saraç, Mehmet Arapoğlu, Ertan Parlatan, merhum Safa Halaç ve Muzaffer Kozanlıoğlu' gibi kentin önemli isimler yer aldı. O yönetim 1994-1995 Sezonu'nda Eskişehirspor 6 yıl sonra tekrar Birinci lige çıkardı. (O yıllarda Süper Lig yoktu).
Aydın Arat vefat ettiği 4 Ekim 1997 yılına kadar Eskişehirspor Başkanlığı yaptı. Kulübe çok büyük katkıları oldu. Eskişehirspor'un unutulmaz başkanları arasında tarihteki yerini aldı. Fotoğrafta o kongreye katılan Eskişehirspor delegeleri, Emniyet Müdürü İsmail Taşkafa, Bekir Sıtkı Saraç, Alpagut Belediye Başkanı Yusuf Koca, Etem Arda, Selahattin Kaya, merhum Hikmet Erol, Ekrem Birsen, merhum Yüksel Atışkan, Evrensel Avar, Minteha Tuga, İsmet Ertuğrul, Muzaffer Utku, dikkati çekiyor.
---------------------------------------------
FOTO ŞAKA
.jpg)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Ali Bey, Türkiye'nin en büyük holdinginin patronusun ama bir Fatih Terim ile baş edemiyorsun.
Fenerbahçe Kulüp Başkanı Ali Koç: Cumhurbaşkanım siz bunu Fatih Terim'in adını İstanbul ve Adana'daki iki stada veren kişi olarak mı soruyorsunuz?
------------------------------------------
FIKRA
Veda yemeği
Yaşlı rahip emekli olunca politikacı onun adına şehirdeki bütün ileri gelen aileleri davet ederek büyük bir veda yemeği vermiş. Kendi davete gecikince sıkılan kalabalığı oyalamak için yaşlı rahip mecburen kürsüye çıkmış, 'Bu şehre ilk geldiğimde burası berbat bir yerdi' diye söze başlamış, 'Bana ilk günah çıkartmaya gelen şahıs hırsızlık yaptığını, polise yalan söyleyerek hapisten kurtulduğunu, ailesini ve iş yerini dolandırdığını, patronunun eşiyle aşk yaşadığını itiraf etmişti. Çalışma ve çabalarımız sonucunda burası hayır dolu bir şehre dönüştü..' Rahip konuşmasını bitirir bitirmez politikacı koşarak içeri girip kürsüye fırlamış, 'Geciktiğim için özür dilerim' demiş telaşla, 'Sevgili rahibimizin bu şehre ilk geldiği günü dün gibi hatırlarım.. Aranızda ona ilk günah çıkaran kişi olma onurunu ben taşıyorum.'