Rusya- Ukrayna Savaşı'nın yarattığı deprem,dünyamızın tüm dengelerini sarsıyor. Kan, acı, gözyaşı, panik, karışıklık, güvensizlik; başta savaş alanı olmak üzere tüm dünyaya dalga dalga yayılıyor. Görünen o ki 'Dünyamızda bundan sonra birçok şey eskisi gibi olmayacak…'
'Dünyamızın Diktatörleri', bu karmakarışık ortamı ' Nasıl fırsata dönüştürebiliriz?' hesapları içindeler…
'Dünyamızın Sessiz Çoğunluğu' ise'sürübağışıklığınıngevşekliği'içinde durumu seyrediyor…
Dünyamızda eşit ve özgür yaşamdan yana olan duyarlı insanlarımız ve örgütlerimiz;'bilim ve demokrasi ışığında barış yolu arıyor…'
EVELEMEDEN GEVELEMEDEN 'BARIŞ': HEMEN, HER ZAMAN, HER YERDE!
Sürmekte olan savaşla ilgili olarak dünyamızda ve ülkemizde ortaya konulan tutumlar/ duruşlar dört grupta toplanabilir:
- Savaşan taraflardan birinin yanında olanlar,
- Savaşa karşı olmadıkları halde, savaşan taraflar karşısında 'tarafsız' olanlar,
- 'Şimdilik Barış (!)' yaparak savaşın durdurulmasını isteyenler,
- 'Her hal ve koşulda barış' isteyenler.
Savaş yanlısı olan emperyalist güçlerin hedefleri çok açık: Dünya çapında egemen oldukları sömürü sistemini korumak ve geliştirmek… Ayrımcılık/ bölücülük yapmadan ve orantısız silah gücü kullanmadan bu sömürü düzenini sürdüremeyeceklerini de çok iyi biliyorlar. Onların çok iyi bildikleri bir gerçek de 'Sömürü düzeninin demokrasi ve barış ortamında sürdürülemeyeceği…'
Dünya düzeyinde ayrılıkları kışkırtma konusunda artık uzmanlaşmış olan(!) savaşperverlerin en çok kullandıkları yöntem ise 'kimlik siyaseti…'Bu konuda çokzengin bir kaynak olanetnik ve dinsel/ mezhepsel kökenlifarklılıklar üzerinde özellikle sürdürülen kimlik siyasetlerinin çok iyi bir 'savaş malzemesi' olduğu biliniyor. Hele bu kimlik siyasetini bir de şovenist ve hamasi malzemelerle süslerseniz tadından yenmiyor…
Üstelik kimlik siyasetinin ürettiği karalamalar, 'sınıfsal kökenli ve demokratik siyasetler' üzerini çok iyi karartıyor. Böylece sürdürülen kimlik siyasetlerisonunda 'birlik değil ayrılık','demokrasi değil otokrasi' ve 'barış değil savaş' oluşturuyor…
Bu bağlamda, feodal kalıntıların yoğun olduğu ve demokrasi kültürünün yeterince oluşmadığı ülkelerde ve bölgelerde sürdürülen kimlik siyaseti doğrultusundaki kışkırtmalar; bağımsızlık, demokrasi, barış ve özgürlük yolundaki gelişmelerin önünde büyük engeller oluşturuyor.
Eğer savaş için öznel bahaneleriniz varsa hiçbir zaman barışçı olamazsınız…
Onun için bazı durumlarda 'kayıtsız/ koşulsuz biçimde açık bir tutum/ duruş' sergilemek gerekir. Örneğin, 'yaşam-ölüm, savaş- barış, toplumsal egemenlik- bireysel/ grupsal egemenlik, ayrımcılık/ bölücülük- birlik' gibi durumların bahanesi ya da ikilemi olmaz.
Sözün özü, Türkçe sözlükte,'Bir sözü tam olarak söyleyememek, ağzının içinde mırıldanmak…'anlamında açıklanan 'Evelemek gevelemek'deyiminde olduğu gibi açıkça haykırmak gerekiyor:
'Evelemeden gevelemeden Barış; hemen, şimdi, her zaman, her yerde!'
Ve unutmayalım: 'Barış için savaşılmaz, barışılır…'
CUMHURİYETİMİZİN BARIŞ DEĞERLERİ
Çağdaş Türkiye'nin 'kurtuluş' ve 'kuruluş' süreçlerindenbu yana oluşan ve 'bağımsız, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti' anlatımındaözetlenenCumhuriyet değerlerimiz, bugünümüze ve geleceğimize ışık tutmaya devam ediyor.
Bu bağlamda,barışla ilgili yol gösterici olarak yararlanabileceğimiz bazı belgeleri ve bilgileri birlikte anımsayalım:
- Lozan Barış Antlaşması:24 Temmuz 1923 tarihinde (99 yıl önce) imzalanan ve çağdaş Türkiye'nin bağımsızlık belgesi olan bu antlaşma,'dünyanın en uzun süreli barış antlaşmalarından biri' olarak etkisini bugün de sürdürüyor.
- Montrö Boğazlar Sözleşmesi: 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalandı. Çanakkale ve İstanbul Boğazları konusunda Türkiye'nin uluslararası boyutta haklarını ve sorumluluklarını düzenleyen bir sözleşmedir. Boğazlarla ilgili günümüzde en somut ve güvenilir biçimde geçerliliği olan bir sözleşmedir.
- 'Yurtta Barış, Dünyada Barış' Belgisi: Atatürk döneminde sürdürülen iç ve dış barış uygulamalarını özetleyen bu savsöz, dünden bugüne ve yarına aktarmamız gereken çok değerli bir yol göstericidir.
- Atatürk'ün Dış Politika İlkeleri: Atatürk döneminde sürdürülen dış politikayı özetleyen ve konuyla ilgili evrensel öğretide kabul gören ilkeler şunlardır: 'Gerçekçilik, Bağımsızlık, Barışçılık, Güvenlik, Akılcılık, Çağdaşlık'
İÇİ BOŞALTILAN DEVRİM YASALARIMIZ
Cumhuriyet değerlerimizin tarihçesi açısından mart ayının çok önemli bir yeri var.
Cumhuriyet devrimimizin (özellikle laikliğin) kök salmasında önemli olan ve 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilerek 'Üç devrim yasası' diye adlandırılan bu temel yasalar şunlardır: Halifeliğin Kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Bakanlığı'nın Kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat (Eğitim Birliği)'nin Sağlanması için mahalle mektepleri ve medreselerin kapatılması.
Ne yazık ki son yıllarda bu yasalar tamamen işlevsiz duruma düşürüldü. RTE/ AKP/ MHP iktidarının 20 yıldır adım adım ördüğü 'dindar ve kindar eğitim' uygulaması eğitimin laik, demokratik, bilimsel ve kamusal içeriğini tamamen boşalttı. Dolayısıyla bu ülkede laikeğitim artık sığınacak okul bulamıyor…
Ülkemizdeki yaşanan son durumlar, 'Laiklik olmadan demokrasinin yaşayamayacağı' gerçeğinin acı örnekleridir. Bu acı örneklerden, 'Başta laikliği önemsemeyen radikal sol ve sözde liberal gruplar olmak üzere' tüm duyarlı yurttaşlar ders çıkarmak durumundadır…
Alınacak dersler: Bilimin yol göstericiliğinde, demokrasinin güvenilirliğinde ve sanatın güzelliğinde; ama mutlaka birlikte…
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…