Üzerinden neredeyse dört ay geçti...
Yani 120 gün...
6 Şubat depreminden söz ediyorum...
O görüntüler hala gözümüzün önünde...
İzlemek bile o denli dehşete düşürmüştü ki insanları,
Yaşayanların neler hissettiğini tahmin bile edemiyorduk...
Bütün ülke el ele verdi,
Kimin elinden ne geliyorsa, kimin gücü neye yetiyorsa destek olundu...
Hayatını kaybedenler için yapacak bir şey olmasa da,
Sağ kalanların sıkıntılarını azaltmak için, bu ülke her şeyi yaptı...
Nutuklar atıldı, sözler verildi...
Sonra ne mi oldu?
Sonra infialler azalmaya, ya da kabuk bağlamaya başladı...
İşin içine bir de seçimler girince, bölge halkı unutuldu...
Her gün, her saat yapılan haberler azaldı, iki üç günde bire düştü...
Gündem hızla değişti, deprem felaketi, yerini seçimlere bıraktı...
***************
Sonra işin başka bir yönüyle yüzyüze geldik...
Bölgeden iktidara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hatırı sayılır bir oy çıktı...
Hem milletvekilliği hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde...
İktidardan memnun olmayanlar (en azından bir kısmı) bölgenin bu seçiminden inanılmaz rahatsız oldular...
'Yaptığım yardımlar haram olsun' diyenler bile oldu...
Onlar,
Kartala kaptırdıklarını güvercinden almak istiyor gibiydiler...
Değişimi gerçekleştirememiş olmalarının acısını deprem bölgesindeki insanlardan çıkarmaya çalışıyorlardı...
Oysa,
Yardım yapanların içinde muhalifler olduğu kadar, iktidar yanlısı olan insanlar da vardı...
O yardımlar, o destek kampanyaları, 'oyunuzu bizim istediğimiz kullanın' diye mi yapılmıştı?
Yoksa,
Ölümün ve acının azaltılması, yaraların sarılması için mi yapılmıştı?
Gerçekten de, insanoğlu evrenin en acımasız canlısı...
İstediği şey gerçekleşmediğinde yapmayacağı şey yok...
Böylesine insani bir trajedi içinde bile, siyaseti kullanmayı başarıyor...
***************
Bu acınası tavrı bir kenara bırakalım ve yeniden deprem gerçeğine dönelim...
6 Şubat depremleri ne ilkti, ne de son olacak...
İlk dönemlerde yükselen hassasiyet şu anda yerlerde...
Olası bir İstanbul depremi için konuşulanlar buhar olup uçtu...
Göstermelik önlemler, dostlar iş başında görsün diye yapılan yıkımlar durdu...
Yapılmaya devam ediyorsa bile gündemden düştü...
İnsanlar çaresizlikleri ve kaderleriyle baş başa bırakıldı...
***************
Peki ne kadar daha bekleyeceğiz?
Yeni bir felaket yaşayana kadar mı?
Binlerce insanı yeniden enkaz altından çıkarmaya, binlerce canı toprağa vermek zorunda kalana kadar mı?
Evet, o zamana kadar kulağımızın üstüne yatacağız...
Ancak ne olacak biliyor musunuz?
Ahlayıp, vahlayacağız, ağıtlar yakacak, ne kadar büyük önlemler alacağımızı konuşacağız...
Ve bir süre sonra,
Aynı 17 Ağustos'u,
Aynı 6 Şubat'ı unuttuğumuz gibi, onu da unutacağız...
***************
Umarım ve dilerim ki,
En azından devlet kademesindekiler, uygulamanın başındakiler, 6 Şubat depremi sonrasında nelerin eksik, nelerin yanlış yapıldığını, nelerin yapılamadığını iyi şekilde analız eder ve gerekli çözümleri üretirler...