Herkes AKP'de yeni il yönetiminin kimlerden oluşacağını, Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanlarının kim olacağını merak ediyor.
ODUNPAZARI'NDA VOLKAN DOĞAN
Bende de bu konuda AKP'li bazı dostlarımdan aldığım duyumları köşemde zaman zaman yer veriyorum. AKP Odunpazarı İlçe Başkanlığı için Volkan Doğan'ın isminin öne çıktığını ilk ben yazmıştım. Benim yazımdan sonra şu günlerde kulislerde Volkan Doğan ismi Odunpazarı İlçe Başkanlığı için daha çok konuşulmaya başlandı. Zihni Çalışkan'ın AKP Tepebaşı İlçe Başkanlığının kesin olduğu parti kulislerinde yüksek sesle dillendiriliyor. AKP'deki son durumu öğrenmek için İl Başkanı Dündar Ünlü'yü aradım. Yeni İl Yönetiminin ne zaman açıklayacağını sordum.
KADIN VE GENÇ KONTENJANI
Ünlü, yeni il yönetiminin 50 kişiden oluştuğunu belirterek, 'Yüzde 30 kadın ve genç kontenjanı var. Partide tüm kesimleri kucaklayacak, toplumda ağırlığı olan ve sevilen kişilerden bir yönetim oluşturmak istiyorum. Bunun için ince eleyip, sık dokuyorum Yakın bİr süreçte yeni İl Yönetimini açıklayacağım' dedi.
SAYGI DUYMAYAN BAŞKAN OLAMAZ
Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanlarının kim olacağını sordum. Ünlü, Eskişehir'den Sorumlu Parti Koordinatörü olan Kocaeli Milletvekili Mehmet Ali Okur'un 4-5 gün içinde ilimize geleceğini belirterek, 'Kendisi benimle, Odunpazarı ve Tepebaşı teşkilatlarının temsilcileriyle istişare yaptıktan sonra ilçe başkanlarımız netlik kazanacak. Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanlarının kimin olacağı konusunda şimdilik bir şey söyleyemem. Ancak Odunpazarı İlçe Başkanının kimin olmayacağını söylerim. Başbakanın belirlediği İl Başkanına saygı duymayan, benimsemeyen İbrahim Atıcı kesinlikle AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı olamaz. Benim İl Başkanlığıma saygı duymayan kişiler, ilçe başkanlıkları için göreve talip olmamalıdır. AK Partililer, partide kavga ve kısır çekişme değil, uzlaşı, birlik ve beraberlik ortamı istiyor. Ben iddia ediyorum, tüm Eskişehir'i ve tüm partililerimizi kucaklayacak yeni yönetimler göreve gelecek' diye konuştu.
DOBRA KONUŞTU
Ünlü'nün sorduğumuz sorulara politik yanıtlar vermemesi dikkatimizi çekti. Lafı hiç gevelemedi. Dobra ve içten yanıtlar verdi. Ünlü bu tavrıyla, birilerinin güdümünde İl Başkanı olmayacağını, kendi yönetimini kendisinin oluşturacağını, kendisiyle uyumlu çalışacak kişilerin ancak Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Başkanı olacağını açıkça ortaya koydu.
.jpg)
*************************************************************************************************************
İLK TÜRK KADIN AVUKAT LOKANTAYA GİDİNCE...
Süreyya Ağaoğlu, Türkiye'nin ilk kadın avukatıdır. 1924-1925 ders yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra, Ankara'ya ailesinin yanına döner. Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı'nda staja başlar..
ÖĞLE YEMEĞİ
İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir? Evlerine gidemezler, evleri Bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler.. Aslında o zamanlar Ankara'da yemek yenebilecek bir lokanta, İstanbul Lokantası vardır. Ama, hep milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir..
HOMURDANMALAR YÜKSELİR
Türkiye'nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar.. Zamanın Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu'na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası'nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, peki, der..İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu'nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikayetler yükselir.
Şikayetler aynı gün, zamanın başbakanı 'Rauf Bey'e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu'nu arayıp durumu anlatır.
'BABANIN HAKKI VAR'
Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, 'Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı.. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin' der.. Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur.. Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu'na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk'e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa, onu dinleyen Atatürk, 'Babanın da, Rauf Bey'in de hakkı var,' demesin mi ?.. Büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Süreyya, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : 'Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş !..'
'YARIN BURAYA GELECEK'
Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, 'Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor,' der. Süreyya hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası'nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, 'Bugün Süreyya'yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek..' der.Süreyya'nın şaşkınlığı daha da artar.
Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, 'Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi,' deyince durumu anlar..
BU İLK OLUR
Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası'na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez.. Bu bir ilk olur... Atatürk ve Türkiye'nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir..
*******************************************************************************************
FOTO ŞAKA

Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Vekil Şube Müdürü Hüseyin Okur: Başkanım, tabi ki benim müdür olduğum okul değil de öbür okul kapanacak. Ben boşuna mı iktidara yakın sendikaya üye oldum? Boşuna mı para ödeyip, sendikanın düzenlediği Umre Turuna katıldım?
Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Muammer Karaman: Malezya'ya bile tatile gideceksin. Bizim sendikanın düzenlediği Umre Turuna katılmayacaksın. Sonra da benim müdür olduğum okul niye kapandı diyeceksin? Başbakanımız ne güzel söylemiş, 'Bizden olmayan bertaraf olur' diye.