Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, ESKİ Genel Müdürlüğü ve Belediye-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesiyle çalışanların ücret ve sosyal haklarında yüzde 26’lık iyileştirmeye gidildi.
En düşük ücretin 61 bin 863 liraya yükselmesi, Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz’ın da gündemindeydi.
Dilbaz, çalışanların elde ettiği kazanımları olumlu karşılarken emeklilerin gelirlerinin de insanca yaşam koşullarına uygun hale getirilmesini istedi.
Aslında burada birbirine karıştırılmaması gereken iki ayrı mesele var. Birincisi, çalışanların emeğinin karşılığını alması. İkincisi, yıllarca çalışıp prim ödeyen insanların emeklilik döneminde geçim sıkıntısı yaşamaması.
Çalışanın maaşı artsın diye emeklinin itiraz etmesi gerekmiyor. Emeklinin aylığı yükselsin diye de çalışanın kazanımından vazgeçilmesi beklenmemeli. Mesele, bir kesimin elde ettiği hakkı diğer kesimin kaybı olarak görmek değil; herkesin emeğinin karşılığını alabileceği bir düzen...
Ancak insanın aklına şu soru geliyor: Bugün çalışma hayatında olan biri, yıllar sonra emekli olduğunda nasıl bir gelirle yaşayacak? Bugünün çalışanı, yarının emeklisi değil mi?
Muhsin Dilbaz’ın dikkat çektiği emekli aylığı sistemi tam da bu nedenle önemli. Enflasyon oranları, açıklanan zamlar ve kağıt üzerindeki rakamlar bir yana; pazara, markete, kiraya ve faturalara ayrılan para bir yana.
Emeklinin talebi lüks bir yaşam değil, yıllarca verdiği emeğin karşılığında insanca yaşayabilmek. Sosyal devlet anlayışı da tam burada anlam kazanıyor.
BEYAZ ÖNLÜĞÜ ÇIKARDI
Bazen insanın hayatındaki en zor karar, herkesin doğru kabul ettiği yolu bırakıp kendi yoluna gitmesidir.
Eskişehirli Mertcan Caner’in hikayesi tam da böyle bir kararın hikayesi.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim gördü, ardından İstanbul’da altı yıl aile hekimliği yaptı. Ancak öğrencilik yıllarında başlayan gitar tutkusu hiç peşini bırakmadı. Sahneye çıktı, videolar hazırladı, müziğe yatırım yaptı. Sonunda doktorluğu bırakarak tutkusu olan müziğe yöneldi.
Bugün ise müzik tutkunu arkadaşlarıyla kurduğu çevrim içi platform üzerinden Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden binlerce kişiye gitar eğitimi veriyor.
Caner’in röportajımızda söylediği bir cümle özellikle dikkatimi çekti:
“Para kazanmak için doktorluğa devam etmek yerine, kendimi mutlu olduğum şeye adamayı tercih ettim.”
Elbette bu kararı herkesin uygulaması kolay değil. Düzenli-yüksek gelirden vazgeçmek, yeni bir işe başlamak ve geleceğin ne getireceğini bilmeden ilerlemek ciddi bir cesaret istiyor. Üstelik Caner de kararını almakta zorlandığını, ailesinin endişelendiğini ancak eşinin desteğiyle hayalini gerçekleştirdiğini anlatıyor.
Burada çıkarılacak sonuç, herkesin mesleğini bırakıp sevdiği işe yönelmesi gerektiği değil. Asıl mesele, insanın kendisini neyin mutlu ettiğini bilmesi ve şartlarını değerlendirerek o yönde adım atabilmesi.
Caner’in hikayesinde bir başka önemli ayrıntı daha var: Gitar öğrenmek isteyen çocuklardan 50-60 yaşlarındaki yetişkinlere kadar geniş bir kitleye ulaşması. Üstelik bunu yalnızca Eskişehir’deki öğrencilerle sınırlı kalmadan, teknolojinin imkanlarını kullanarak yapması.
Bir zamanlar doktor olarak hastalarına hizmet eden Caner, bugün müzik aracılığıyla başka insanların hayatına dokunuyor.
Belki de bazen insanın kendisini yeniden keşfetmesi için mesleğini değil, hayata bakışını değiştirmesi gerekiyor. Yeter ki hayal kurmakla yetinmeyip o hayalin sorumluluğunu da üstlenebilsin.
ZOR SINAV
Şimdi gelelim şehrin ortak heyecanına…
Eskişehirspor, cumartesi günü saat 19.00’da Fethi Heper Stadyumu’nda Bursa Yıldırım’ı konuk edecek. Ancak karşısındaki rakip, ilk yedi haftada henüz mağlubiyet yüzü görmedi.
Bursa temsilcisi dört galibiyet ve üç beraberlikle yoluna devam ediyor. Söke, Denizli İdmanyurdu, Buca ve Alanya ekiplerini mağlup eden Bursa Yıldırım; Karşıyaka, Gemlikspor ve Uşakspor karşılaşmalarından ise beraberlikle ayrıldı.
Rakibimiz, yedi maçta sekiz gol atarken kalesinde yalnızca üç gol gördü. Bu tablo, Eskişehirspor’u nasıl bir karşılaşmanın beklediğini anlatmaya yetiyor.
Fakat futbolun güzelliği de burada. İstatistikler maç öncesinde fikir verir, sahadaki sonucu garanti etmez. Namağlup olmak önemli bir avantajdır ama her serinin bir sınavı vardır.
Eskişehirspor’un kendi sahasında, taraftarının desteğiyle oynayacak olması da bu karşılaşmayı daha anlamlı kılıyor. Siyah-kırmızılıların rakibin savunma disiplinini aşması ve maç boyunca dikkatli olması gerekecek.
Eskişehirspor taraftarının beklentisi belli: Mücadele eden, formasının hakkını veren ve sahadan istediği sonuçla ayrılan bir takım görmek.
Cumartesi akşamı Fethi Heper Stadyumu’nda Bursa Yıldırım’ın namağlup serisiyle Eskişehirspor’un kendi sahasındaki iddiası da sınanacak. Kırmızı Şimşekler’e şimdiden başarılar…
KISSADAN HİSSE
Bir gün Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:
“Hocam, insanın doğru yolda olduğunu nasıl anlayabiliriz?”
Hoca, “Önce nereye gitmek istediğini bileceksin,” demiş. “Sonra da yürüdüğün yolun seni oraya götürüp götürmediğine bakacaksın.”
Hayatta bazen daha yüksek maaş, bazen huzur, bazen de tuttuğun takımın galibiyeti için mücadele edersin. Herkesin hedefi farklıdır ama ortak bir gerçek vardır: Başkasının başarısına bakarak kendi yolunu ölçemezsin.
Çalışanın hakkını emeklinin kaybı saymayacaksın. Hayal kuranı cesaretsizliğe mahkum etmeyeceksin. Sahaya çıkmadan da maç kazanılmayacağını unutmayacaksın.
Çünkü hayat, yalnızca ne istediğinle değil, istediğin şey için ne yaptığınla da ilgilidir.
Köşebaşı’ndan bakınca mesele belli: Emeğin karşılığını almak, hayalin peşinden gitmek ve mücadeleyi bırakmamak…