Küçücük bir çiziği,
Kangrene çevirmeye çalışanlardan söz ediyorum…
Eskişehir'in siyasi yapısı,
Özellikle de yerel yönetim anlamında,
1999'dan beri, belirli bir çizgide ilerliyor…
Bu çizgi,
Yılmaz Büyükerşen çizgisidir…
2 yıl sonra 20 yılını tamamlayacak olan bu süreçte Eskişehir, başka bir şehir haline geldi…
Bütün Türkiye'nin,
Hatta bütün dünyanın kabul ettiği bu gerçeklik,
Doğal olarak bazı kesimleri fazlasıyla rahatsız ediyor…
Siyasi rekabet koşulları içinde, bu sürece müdahale edilememesi, son dönemlerde farklı bir kulvara iteledi, rahatsız olan bu kesimleri…
Yılmaz Büyükerşen'in DSP'de başlayan siyasi hayatını, 2010'dan bu tarafa CHP'de sürdürmesi, CHP'nin yapısı ve gelenekleri açısından DSP'den daha farklı yapıda olması, bazılarının iştahını fazlasıyla kabarttı…
CHP'nin demokratik yapısı içinde, geleneksel siyaset yapma biçimini tam olarak dönüştürememesi, kurumsal olarak yapsa bile, yerelde parti üyelerinin bazı alışkanlıklarından hala vazgeçememesi de, küçücük bir çiziği kangrene çevirmeye çalışanların ekmeğine yağ sürüyor…
***
Yılmaz Büyükerşen ile Ahmet Ataç arasında yaratılan ve bazılarının hiç durmadan kaşıyarak kanatmaya ve derinleştirmeye çalıştıkları ortamdan söz ediyorum…
Yılmaz Büyükerşen, Ahmet Ataç, Kazım Kurt, Gaye Usluer, Utku Çakırözer ve Cemal Okan Yüksel ve bu altılıyla birlikte CHP il ve ilçe başkanları ve yöneticilerinin arasına, yalan dolanla çomak sokmak isteyenlerden söz ediyorum…
Bu çaba içerisinde çapa görevini de,
Ahmet Ataç'ın siyasetin doğal seyri içinde olan Büyükşehir Belediye Başkanlığı hedefi kullanılıyor…
Büyükerşen ile Ataç'ın arasında derin bir ayrılık yaratılarak, bunun zamanla karşılıklı çatışmaya dönüşmesi için uğraş verenler, çabalarını var güçleriyle sürdürüyorlar…
Algı yaratma çabaları hız kesmiyor…
Yukarıda sözünü ettiğimiz 1999'da başlayan süreci başka türlü durduramayacaklarını anlayanlar, bu iki ismin arasında sanki bir nefret ve kan davası varmış gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar…
***
Son dönemde ise,
Eskişehir kamuoyu nazarında başarılı olamayacaklarını gözleri kesmiş olmalı ki, CHP Genel Merkezi'nde ve oradan gelen yönetici konumundaki siyasilerden medet umuyorlar…
CHP Eskişehir Örgütü içinde sanki çok büyük sorunlar varmış gibi bir hava yaratıp, arkasından bunu Büyükerşen-Ataç ikilisine bağlamaya çalışıyorlar…
Gözlerini öylesine bir hırs bürümüş ki,
16 Nisan'ı zerre kadar düşündükleri yok…
Varsa yoksa,
Yerelde, daha doğrusu CHP içinde bir çatışma ortamı yaratıp buradan bireysel başarı elde etmeyi bekliyorlar…
Hatta bu konu üzerinde,
Hayatları boyunca sol ve sosyal demokrasinin yanından bile geçmeyenlerin, CHP'lilere akıl vermeye ve yol göstermeye çalışan yazıları yok mu, beni en çok onlar güldürüyor…
***
Eskişehir'de Büyükerşen-Ataç çatışması yaratılmaya çalışılmasının temelindeki neden, işte bu kadar basit…
Eskişehirliler de bu basit gerçeğin farkındalar elbette…