Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu bu yıl 18’inci kez düzenleniyor.

Uzun soluklu ve ses getiren bir sempozyum.

Sadece bu kadar uzun süredir düzenleniyor olması bile bir başarı.

Ama bununla da kalmıyor, her yıl kentin kültür ve sanat hayatına yeni bir iz bırakıyor.

Eskişehir’in pişmiş toprakla olan tarihsel bağını geleceğe taşıyor.

Farklı ülkelerden sanatçıları, akademisyenleri ve sanatseverleri bir araya getirerek Eskişehir’iuluslararası bir buluşma noktasına dönüştürüyor.

Yani kısacası Pişmiş Toprak Sempozyumu Eskişehir’e değer katıyor.

Bu yılın yine o zamanları geldi…

2 Eylül gibi anlamlı bir tarihte başladı sempozyum.

Biz de bunun üzerine dün Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ve bu yıl sempozyum için şehrimizegelen sanatçılar Ayşegül Veryeri, Yin Chang ve MarikoOkubo’yu Günaydın Eskişehir’de ağırladık.

Sanatçılar İzmir, Japonya ve Çin’den Eskişehir’e geldiklerini anlattı.

Chang, daha önceki yıllarda asistan olarak katıldığı sempozyuma bu kez sanatçı olarak katıldığını, yaşadığı bu deneyimin büyük katkı sunduğunu ve kendisini Eskişehirli gibi hissettiğini söyledi…

3 sanatçı da Eskişehir’deki kültürel çeşitlilik ve genç nüfustan etkilendiklerini dile getirdi.

Farklı ülke ve şehirlerden gelen sanatçıların şehrimiz ve şehrimizde düzenlenen bu sempozyumdan övgüyle bahsetmeleri göğsümüzü kabarttı…

Ama en önemlisi Pişmiş Toprak Sempozyumu’nun adeta bir okul haline dönüştüğüne bizzatkatılımcıların söylemleriyle şahit olmuş olduk.

Bu yılın teması “Atatürk ve çocuk”

Bu tema bizleri ayrı bir heyecanlandırdı.

Çıkacak eserleri kendi adıma merakla bekliyorum.

Kolektif bir çalışmayla oluşturulacak yeni eser için her bir sanatçıdan 4 adet çocuk heykeli yapmasını istemişler.

Sanatçılar kendi tarzlarında bu heykellere hayat verecek.

Farklı ve çok özel bir çalışma olacağı ortada.

Sempozyumla ilgili Başkan Ataç’a “bugüne kadar içinizde kalan bir şey oldu mu, gelecek sempozyumlarda da bunu yapacağım dediğiniz bir şey var mı?” diye sordum.

O da bir dönem belediye başkanı seçilemediğini hatırlattı ve kendisinin seçilemediği o dönemdesempozyumun düzenlenmemiş olmasının hep içinde uhde olarak kaldığını söyledi.

“Eğer o dönem de yapılsaydı şimdi 23’üncüsü düzenlenecekti belki” diyen Başkan Ataç, bundanduyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Keşke bu başarılı sempozyum 1999-2004 yılları arasında da sürdürülseydi.

Siyasete kurban edilmeseydi…

Lakin ülkede siyasete kurban edilen tek şey de bu sempozyum değil maalesef…

Her neyse!

Dileğimiz, bundan sonraki yıllarda da aynı heyecanla, aynı kararlılıkla sürmesi.

Bugüne dek sempozyuma sahip çıkan Eskişehirlilerin, bundan sonra da sahip çıkmaya devam etmesi.

Çünkü yıllar sonra dönüp baktığımızda, bugün yapılan eserler kadar,Eskişehir’in bu değere sahip çıkmış olmasını da hatırlayacağız…