Eskişehir’de geçtiğimiz günlerde vicdanları yaralayan bir vahşet yaşandı…
Caninin biri, “bahçesine girdi” bahanesiyle yavru bir köpeği öldürdü, ardından yavrusunun başından ayrılmayan anne köpeğe de adeta işkence etti.
Meslektaşım Ali Naki Erdoğan’ın gündeme getirdiği haberin detayları ise insanın kanını donduracak cinsten…
İddiaya göre vicdanını tamamen yitirmiş şahıs, yavru köpeği tabancayla vurdu. Anne köpek ise yavrusunun yanından ayrılmadı. Bunun üzerine öfkesini anne köpekten çıkaran cani, hayvana sert bir cisimle saldırarak bacağını kesti.
Yaşanan bu vicdanları sızlatan olayın ardından hayvanseverler harekete geçti. Jandarmaya haber verildi ve şüpheli yakalandı.
Peki sonra ne oldu?
Yavru köpek artık hayatta değil, anne köpeğin tedavisi sürüyor.
Masum canlara bunu yapan caniye ise “ev hapsi” verildi!
Bu karar beni ve tüm hayvanseverleri kahretti!
Kanunlarımıza baktım, şöyle diyor:
“Bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden veya acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddede düzenlenen suçların birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
Hukukçu değilim fakat herhangi bir canın hayattan koparılmasının cezasının en fazla 3 yıl olmasını kabul edemiyorum!
Ki şehrimizde yaşanan bu korkunç olayın bedeli 3 yıl bile olmadı!
O caniye resmen “evinde keyfine bak” dendi!
İnsanın aklı almıyor!
Bir hayvanın hayatına son vermek, bir başka hayvanı işkenceyle yaralamak bu kadar kolay mı?
Bir canlının yaşam hakkı, “bahçeme girdi” denilecek kadar değersiz mi?
Bugün hayvanlara zarar veren bu insan dışı yaratığın yarın bir insana zarar vermeyeceğinin garantisi var mı?
Caydırıcı olmayan yasalarımızla bu şiddet olayların önüne ne kadar geçilebilir?
Aslında tüm bu soruların cevabı için çok da düşünmeye gerek yok.
Tablo ortada.
Hayvanlara yapılan zulüm, “nasıl olsa hayvan” denilerek geçiştirilemeyecek kadar büyük bir vicdan meselesi.
Sanırım o vicdan; hayvanları katledenlerde olmadığı gibi, yasa koyucularda da kalmamış artık…