Yeni Parti Lideri Özgür Özel…
Son zamanlarda özellikle kendilerine yaşatılan haksızlıklar karşısındaki tutumuyla hem süreci nispeten sağlıklı bir şekilde yürüttü hem de halkın sempatisini kazandı.
Düne kadar!
Dün çerçeve yasa, TBMM Genel Kurulu’nda oylandı.
Yeni Parti’nin tutumu merakla bekleniyordu.
Birileri “evet” diyeceklerini söylüyordu, birileri “hayır” diyeceklerini…
Ve Özel, yaptığı konuşmayla çerçeve yasaya “evet” dediklerini açıkladı ve ekledi: Milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek.
Bu “evet” Özel ve Yeni Parti’nin kaderini etkileyecek kadar önemliydi belki de…
Çünkü henüz içeriği tam olarak bilinmese de bu yasa ile cezaevinde olan çok sayıda PKK üyesinin “terör örgütü” suçlamasının kaldırılacağı, bazı suçların erteleneceği, binlerce teröristin de tahliye edileceği öngörülüyor.
Sadece bununla da sınırlı değil…
Birbirinden farklı 12 maddenin bulunduğu teklifte toplumsal barışın hakim kılınacağı öne sürülüyor.
Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor?
Özgür Özel’in son dönemde yakaladığı siyasi çizgi, kendisine yönelik eleştirileri göğüsleyebilmesi ve özellikle iktidarın uygulamalarına karşı geliştirdiği söylem, toplumun belirli bir kesiminde karşılık buldu.
Fakat Özel, çerçeve yasaya “evet” diyerekhem AK Parti ve MHP hem de haftalardır didiştikleri CHP ile ortak fikirde buluştu.
Üstelik yaptığı konuşmayla adeta neden “hayır” denmesi gerektiğini anlatıp, gidip “evet” oyu verdi.
Ve bu oy Yeni Parti’nin CHP’den farksız olduğunu, yeni bir çizgi geliştiremeyeceklerini ortaya koydu.
O cesur profil yerini korkak bir profile bıraktı.
Üstelik ortada yeni kurulmuş bir parti açısından çok daha önemli bir sorun var:
Parti lideri ile o partiye mensup milletvekillerinin aynı meselede farklı düşünmesi…
Kuruluşu sonrası önlerine çıkan ilk engebeyi Yeni Partililer birlikte aşamadı.
Eğer parti lideri “evet” diyorsa, milletvekilleri kendi illerindeki seçmenin eğilimine göre farklı oy kullanıyorsa burada ister istemez şu soru ortaya çıkıyor:
Yeni Parti’nin ortak bir siyasi iradesi var mı?
Yoksa parti, farklı seçmen gruplarının beklentilerine göre şekil değiştiren bir yapıya mı sahip?
Daha da önemlisi…
Yeni Parti, CHP’den ayrıştığını iddia edecekse bunu yalnızca isim değişikliğiyle değil, kritik meselelerde ortaya koyacağı siyasi tavırla da göstermek zorundaydı, gösteremedi…
Özel, bu hamlesiyle bana sosyal medya fenomeni Süreyya Hanım’ı hatırlattı!
Bir TV programına katılan Süreyya Hanım’ın stilinin değiştirilmesi için düğmeye basılıyor. Aradan biraz zaman geçiyor, Süreyya Hanım yeniden stüdyoya geliyor. Herkes değişimi görmek için bakıyor ama… Değişimden eser yok!
Yeni Parti de tıpkı Süreyya Hanım gibi…
CHP’den ayrıldı, “Yeni bir siyasi çizgi mi geliyor?” diye düşünüldü. İsim değişti, yeni bir sayfa açıldığı söylendi. Ancak aradan geçen zamana ve ortaya konulan siyasi tavra bakıldığında değişimden eser yok!