Okullar açılıyor, uyum haftası başladı. Önümüzdeki hafta 14 Eylül Pazartesi günü de 2026-2027 yılı eğitim öğretim döneminin ilk ders zili çalacak.
Eylül ayı eğitim öğretim açısından önemli, başlangıç ayı… Veliler için ise stres ve telaş ayı diyebiliriz. Çünkü ne kadar az konuşulsa da, sorunlar ne kadar kronik olarak görülse de eğitimin kaosuna da yeni bir başlangıç yapıyoruz.
Ekonomik krizin, ideolojik/politik baskıların en çok hissedildiği fakat en az mücadele edildiği alan eğitim… Maddi gücünü ya da ‘ayrıcalıkları’nı kullanabilen her veli çocuğunun geleceğini nispeten güvenli bir alanda sürdürebiliyor… Bu da kronikleşmesine göz yumduğumuz sorun değirmenine su taşıyor.
Fikir ayrılıklarına hoşgörüsüzce yaklaştıkça çocuklarımızı karanlığın içinde yetiştirme çabamızda boğuluyoruz. Üstelik eğitimdeki sorunlar müfredat, ideolojik baskı veya nitelik tartışmalarıyla sınırlı değil.
Sorun okul kapısında başlıyor!
Çocuğunuz için okul kaydına gittiğinizde karşınızda sizden ‘bağış’ adı altında ‘kayıt ücreti’ ödemenizi bekleyen yetkililer bulunuyor. Okul Aile Birlikleri üzerinden yürütülen bu uygulamada Anayasa’da devlet okullarında ücretsiz eğitimden yararlanmak isteyen veliler ‘zorunlu bağış’la karşılaşıyor.
Evet Milli Eğitim Bakanlığı’na yeterince bütçe ayrılmaması, Bakanlığın da okullara yeterli kaynak aktarmaması nedeniyle okullarımızda ne güvenlik görevlisi ne de temizlik personeli bulunuyor.
Geçtiğimiz sene okullarda yaşanan şiddet olayları bu açıkları bir kez daha ortaya koydu.
Okullarda Toplum Yararına Program kapsamında yardımcı personel sorunları yüzeysel çözülmeye çalışılsa da çare olmuyor. Çare olmadığını bildiğimiz programlarla her sene çocuklarımızın geleceğe hazırlandığı hikayesini dinliyoruz…
Okulların birçok ihtiyacı var.Bu ihtiyaçların çözümünü İl Milli Eğitim Müdürlükleri büyük ölçüde okul müdürlerinin omzuna bırakıyor. Okul müdürleri de ihtiyaçları karşılamak için velilerden medet umuyor… Böylece çözümün adı ‘bağış’ oluyor.Bazen bağışın gerekçesi ikametgah oluyor, bazen başka bir gerekçe bulunuyor…
Fakat konuyu kanıksayan veliler kamuoyu oluşturmuyor, oluşturamıyor; belki de ekonomik krizle boğuşurken yeterince çabalayamıyor…
‘Zorunlu bağış’ da sorunların çözülmesine bir türlü çare olmuyor!
*
Eskişehir’de de durum her sene sil baştan yaşanıyor. Kayıt ücretleri o kadar yükselmiş ki 28 bin TL olan asgari ücreti de 37 bin TL olan açlık sınırını da aşıyor.
Ankara ve İstanbul’la yarışıyor, Eskişehir’deki ücretler!
Asgari ücretle geçinmeye çalışan dar gelirli vatandaşın çocuklarını düşündürüyor rakamlar… Çocuğunun geleceği için kaygılanan, bir yandanevinin geçimini sağlamaya bir yandan da çocuğuna iyi bir eğitim sunmayaçalışan anne babaları düşündürüyor.
Boğazımızda bir düğümle, çocuklarımızın geleceğine kaygıyla bakıyoruz. Cumhuriyetin çocuklarının, parası olanla olmayanın ayrılmadığı, eşit ve adil bir eğitim sistemi içinde kendi hayatlarını kurabilmesini istiyoruz.
*
Muhabir arkadaşım Mehmet Tolga Tunç geçtiğimiz günlerde yaptığı detaylı haberle Eskişehir’deki okulların ne kadar kayıt ücreti talep ettiğini araştırdı. Eğitim sendikaları ve hukukçulardan görüş aldı. Eylül ayında perişan olan velinin derdini dinledi.
Eskişehir’de velilerden kayıt ücreti talep edildiği belirtilen bazı okullar ve istenen meblağlar şöyle;
Melahat Ünügür Ortaokulu 100 bin TL
Mehmet Akif Ortaokulu 100 bin TL
Şehit Yunus Baykal Ortaokulu 90 bin TL
Meserret İnel İlkokulu 80 bin TL
Murat Atılgan Ortaokulu 65 bin TL
Hatice Ongurlar Ortaokulu 50 bin TL
Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 50 bin TL
Ahmet Sezer Ortaokulu 50 bin TL
2 Eylül Ortaokulu 35 bin TL
Osmangazi İlkokulu 25 bin TL
Pilot Binbaşı Ali Tekin İlkokulu 13 bin 500 TL
Bu okulların yanı sıra Kanatlı Anadolu Lisesi, Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulu, Şehit Yalçın Baykuş İlkokulu, Safitürk İmam Hatip ile Milli İrade İlkokulu’nda da velilerden yüksek miktarda kayıt ücreti talep edildiği belirtiliyor…
*
Şunu özellikle belirtmek isterim: Söz konusu okulları ve rakamları paylaşmaktaki amacım okul müdürlerini rencide etmek ya da onları hedef göstermek değil.
Eğitimcilerimiz her zaman kıymetli olacak…
Fakat İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ın kayıt ücreti konusuyla yeterince ilgilenmediğini düşünüyorum. Bürokrasi sadece resmi ziyaretler ve törenlerle sınırlı kalamaz. Eğitimci kimliğiyle bir görevi üstlenmiş kişinin önce toplumdaki temel sorunlara eğilmesi gerekir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 il milli eğitim müdürlüğüne gönderilen 2026-2027 eğitim-öğretim yılı genelgesinde belirtildiği gibi hiçbir ad altında kayıt ücreti velilerden talep edilmemeli…
Bu genelgelerin ‘sözde’ kalmaması için de 81 il müdürünün titizlik göstermesi gerek.
Eskişehir İl Müdürü Aydın, herhalde kayıt ücretlerini ilk kez bu yazıyla duymayacaktır.
Ama velilerin ve sendika temsilcilerinin sitemlerini yok saymaya devam etmesi bu kentte eğitimin gerçek sorunlarına ne kadar eğildiği sorusunu sorduruyor!
Çünkü belli ki yayımlanan genelgelerin okullarda bir karşılığı yok!