“Yeni Parti’yi halk kurdu” söylemi Özgür Özel’in siyasi hayatı boyunca aldığı en önemli destek ve kurduğu partinin en güçlü meşruiyet iddiası. Bu argümanla siyasete başlayan Yeni Parti, kuruluş işaretini milletvekillerinin CHP içindeki siyasi mücadelesinden öte, halkın otoritesine dayandırıyor.
Özgür Özel’in söyleminde Yeni Parti, siyasetçilerin ‘iktidar’ bahanesiyle bir kaçışından çok halkın mücadelesini tanımlıyor…
Bu durum da Yeni Parti’nin hikayesinin temelini oluşturuyor. Siyaseti ‘ben’ olmaktan çıkaran bu söylem özneyi daima ‘biz’e, yani halka çeviriyor. O yüzden muhtemeldir ki; Yeni Parti’nin sınavı da, başarısı da büyük olacak… Çünkü “halk kurdu” denilerek yola çıkılan bir siyasi hareketin en büyük denetçisi de halk olacak.
Yeni Parti’ye geçen, CHP’de uzun yıllardır siyaset yapan aktörlerin de söylediği gibi halka rağmen, demokrasiye rağmen, adalete rağmen, emeğe ve emekçiye rağmen atılan her bir adımın karşısında ‘kurucu halk’ var olacak…
*
Eskişehir’de dün düzenlenen rozet takma töreni de bu hikayenin yerel bir penceresini açıyor. Yeni Parti’ye Eskişehir’den ilk katılan isimler olan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak’ın yanı sıra milletvekilleri Utku Çakırözer ile İbrahim Arslan’ın da orta söylemi “Halkımıza sorduk ve Yeni Parti’ye geçtik. Halk ‘Biz seçilmiş olanların arkasındayız’ dedi” oldu.
Özgür Özel’in tüm ülkeyi gezerken oluşmasına şahit olduğu toplumsal muhalefet Eskişehir’de de sözünü belediye başkanları vasıtasıyla yeniden duyurdu…
Burada da, Eskişehir’deki ilk resmi törende de siyasetin öznesi halk… En azından anlatılan böyle.
*
Ama dün Eskişehir’deki o ‘ilk’ törende görmeyi umduğum şey yoktu. Başkanlar vardı, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri ve örgütün temsilcileri yoğun bir kalabalık oluşturmuştu…
İradesiyle Yeni Parti’yi kurduğu söylenen halk yoktu.
Oysa “Yeni Parti’yi halk kurdu” deniyorsa bu söylem önce yerelde gerçekliğe kavuşmalı. Keşke ilk rozet de bir siyasetçiye değil bir köylüye, bir emekliye, bir emekçiye ya da gençliğimizin temsilcisi bir öğrenciye olsaydı. Halkın meşruiyeti yalnızca bir hikayenin başlangıcı olarak kalmadan; rozeti göğsünde gururla taşıyan sade bir vatandaşla ete kemiğe bürünüp yüceltilseydi…
Çünkü halkı siyasetin öznesi ilan etmek başka, halkı siyasetin sahnesine çıkarmak bambaşka bir duruş. Dün Eskişehir’de sadece halkın iradesinden çokça söz edildi.
Halk adına konuşmakla halkı gerçekten siyasetin öznesi yapmak arasındaki mesafe CHP ile Yeni Parti arasındaki mesafeden daha büyük!
(Sonhaber Gazetesi'nden alıntıdır.)