Bir yılı daha geride bıraktık. Bu geride bıraktığımız yıl içinde iyi günler de, zor günlerde geçirmişizdir. Önemli olan yeni yıladaha umutla girebilmektir.Kimisine göre bir türlü geçmek bilmeyen, kimisine göre ise ne de çabuk geçti diyebileceğimiz bir yıl. Zaman su misali akıp gidiyor. Kim bilir bundan tam da bir yıl önce yeni bir yıla girmenin mutluluğunu yaşarken şimdi başka bir yıla girmenin mutluluğu içindeyiz. Zaman işte belki beş on yıl sonra da aynı şeyleri yineleyeceğiz.
* * *
Yeni yılın bize ne getireceğini pek bilmiyoruz. Birçok temennimiz var. Mesela huzur isteyebiliriz ya da sağlık. Belki daha çok para isteyenimiz de olacaktır. Ben yeni yılın ne getireceğini temenni etmekten ziyade geride bıraktığımız yılın muhasebesini yapmayı daha çok yeğliyorum. Çünkü yeni yıl demek yeni bir sayfa, temiz bir sayfa demek. Bunun içinde geçmişteki hatalarımızı iyi görmek gerekiyor.
'Çevremdeki insanlarla iletişimim ne oldu?' gibi iç hesaplaşmamı yaptığım onlarca, yüzlerce hatta binlerce soru. Bu sorular neticesinde geçmişimden ders almayı yeğliyorum. Hatalarımın farkına varıyorum. Hatalarımın farkına vardığım ve olumsuz davranışlarımı değiştirmeye olan inancım sayesinde yeni yıldan daha umutlu oluyorum. Bunun dışında bu bir yıl içerisinde kimler aramızdan ayrıldı, kimler ailemize katıldı, sağlığım nasıldı, aile hayatım nasıldı bunları düşünüp şükrediyorum. Kazasız belasız bir yıl geçirdiğim için.
* * *
Aslında bazıları için de yeni yıl bir yıl daha yaşlanmak demek. Bunu düşünenler de yeni yıl karşısında biraz mutsuz olabiliyor.Her ne olursa olun yeni yıl, yeni umutların yeşermesi anlamına gelmektedir. Her insan yeni yıldan mutluluk, huzur, sağlık ve barış ister. Bu dileklerinin gerçekleşmesi için elinden geleni yapmak da önemlidir. Unutmamak gerekir ki tüm başarıların yolu çalışmaktır. Emek verdikten sonra yeni yıldan beklentilerimizin gerçekleşmesi için hiçbir engel yoktur.
Sonuç Olarak…..
Yeni bir yıl benim için ne para, ne şan ne de şöhret getirsin istiyorum. Şükrediyorum, başka şeyler istemekten ziyade elimdekilerin kıymetini anlamak için çaba sarf ediyorum. Elimdekilerin kıymetini de anlayınca her şeyden çok mutlu oluyorum. Yine de illa bir temennide bulunmak gerekirse yeni yıl hepimize huzur mutluluk, sağlık, sıhhat getirsin demek geliyor içimden. Bir de dünya da savaşların olmadığı, çocukların ölmediği, insanların zulüm görmediği bir yıl temennisinde bulunuyorum.
* * *
Geçmişte canımızı sıkan her şeyi bir kenara bırakıp yeni yılda tertemiz bir sayfa açalım. 2023 hepimize uğur getirsin.
Getirdiği mutluluğun tüm kötülükleri unutturacağı, başarıların tüm başarısızlıkları yok edeceği güzelliklerin hayatını dolduracağı bir yıl dileğiyle.
* * *

NEDEN TEK YUMRUK OLAMIYORUZ?
Son yıllarda komşularımız Kütahya, Afyon gelişmekte Eskişehir'i sollayıp geçiyorlar.Nedeni ise il menfaatleri söz konusu olduğunda siyaseti bir kenara bırakıp tek yumruk olabiliyorlar.
Zaman zaman Kütahya ve Afyon'daki meslektaşlarımla sohbet ediyorum. Çok eski dostlarım var.
'Şehrin menfaati söz konusu olunca siyaset unutuluyor. Bütün siyasi partilerin temsilcileri bir araya gelip masaya yumruklarını birlikte vuruyorlar. Ses güçlü çıkınca sorun çözülüyor' diyorlar.
* * *
Nedense Eskişehir de bunu bir türlü göremiyoruz...
'Tencere dibin kara, seninki benimkinden daha kara' diyorlar.
Böyle olunca da şehrin yıllardır süregelen sorunları hep başka bahara kalıyor.
Maalesef o beklenen bahar da bir türlü gelmiyor.
* * *
Kendi kendini yönetecek kadroları içerisinden bir türlü çıkaramıyor, ortaya atılan her fikir şehri ikiye bölüyor, başarılı olan herkes için engel çıkarılıyor ve en önemlisi birbirinin yüzüne gülen herkes sırtını dönmeye görsün hançerlenmekten kurtulamıyor…
Bu durum yalnız siyasette değil, basın camiası için de, bürokrasi için de, spor camiası için de böyle maalesef.
* * *
Hepiniz bu şehri elbette anladınız çünkü hepiniz bu güzel şehirde yaşıyorsunuz.
Sorsanız bu güzel şehri herkes daha güzel bir hale getirmek için birlik beraberlik içinde hareket edelim diye masallar anlatıyor, ama icraata gelince herkes yapılan yeni güzelliklere için için üzülüyor niye onlar yaptı da biz yapamadık diye.
* * *
Dedikodu almış başını gitmiş üstelik pirim yapar hale gelmiş bu şehirde söz sahibi olanlar dedikodulara itibar eder olmuş. Dedikodu ortaya atanlar bakmışlar ki sonuç alıyorlar daha fazla dedikodu yaymaya başlamışlar.
Güzel bir iş yapılınca herkes ben yaptım demeye başlamış yapılan iş kötü olunca kimi sevmiyorlarsa suçu onun üzerine atar olmuşlar. Ben bilirimciler çoğalmış, dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü sanan meczuplar mantar gibi bitmeye başlamış ve doğal olarak da birlikte yaptık diyenlerin sayısı her geçen gün daha da azalmış.
* * *
Yine de umut olmalı bu güzel şehirde bu şehir için gerçekten daha iyi olsun diye mücadele edenlerin sayısı artmalı, onlara destek olanlarda çoğalmalı, çamur atanlara, kara çalmakta bir beis görmeyenlere engel olmalı bunlar susturulmalı.
Yiğidin hakkı yiğide verilmeli, masal anlatanlara değer verilmemeli…
O zaman bu şehirde daha huzurlu oluruz daha da fazla severiz bu şehri…
* * *
Şehirde birlik beraberlik olmayınca sorunlarda çözülemiyor dedik ya.
Örnekleri:
-Güney ve Kuzey Çevre yolu…
-Alpu'ya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi…
-Seyitgazi-Afyon çift yolu…
Örnekler daha da çoğaltılabilir.
* * *
Son söz.
Bu 'sen-ben' kavgasını bitiremezsek kaybeden hep Eskişehir olur.
Yazımın başında belirttiğim gibi Kütahya, Afyon gelişmesini sürdürürken, Eskişehir onları izlemeye devam eder.
* * *

KISSADAN HİSSE:

BAŞARILI İNSANIN GÜCÜ İÇİNDEDİR
Palmiye ağacı için dünyanın en güçlü ağacı olduğu söylenebilir. Çünkü çok sayıda ağacı kökünden söküp savuran tropikal fırtınalar karşısında esnerler ama kırılmaz ve savrulmazlar. Bu yönleri ile başarılı olmak isteyen kişilere örnek olurlar.
Yaratıcı bireyler olmanın yolu 'esnek' olmaktan geçer. Denilebilir ki;
'Esnek olmayan yaratıcı olamaz!'
Doğadaki en güçlü ağaç palmiyedir; çünkü eğilir, kalkar ama yıkılmaz. Böyle davranmak kişisel değerlerden ödün vermek anlamına da gelmez.
- - - - - -
Başarılı insanın gücü içindedir. Başarılı insanlar güçlerini, dışarıdan değil kendi içlerinden alır.
* * *

FIKRA:

Toptan bi defada
Temel ilkokul müdürüdür. Okulların açık olduğu bir dönemde kendisinin görüşü alınmadan tüm öğretmenlerinin nakilleri yapılmış, okulda yapayalnız kalmıştı. Kafası bozulan Temel sonunda telefonla Milli Eğitim İl Müdürlüğü'nü arayıp sordu:
-'Müdür beyim, haçanhaburdayapayalnuz kaldım. Uşaklar okuma bekleyi, siz da bi dünya yaziyazup cevap isteysunuz' diye sitem etti.
Karşı telefondaki müdürün sesi rahatlatıcıdır:
–'Vaziyeti idare et evladım'.
Temel'in yanıtı ise şöyledir:
–'Olur müdür beyum, haçanbütun yazılara yıl sonunda toptan bi defada cevap veririm.'
* * *