Savcı Necib Ali Bey 8 Temmuzda, Bekir Sami, Halil Kamil, Feridun Fikri, Çolak Selahattin, Hüseyin Avni, Mersin mebusu Besim, Erzurum mebusu Necati, Hafız Ahmet, Kara Vasıf Beyler ile Cemal Paşa'nın suikast olayının duyulmasından sonra Refet Paşa'nın evinde toplanmış oldukları için yüzüne karşı, ' cürmün başlangıcını hazırlayarak Avrupa'ya gitmiş' olduğunu ileri sürdüğü Rauf, Dr. Adnan ve eski İzmir valisi Rahmi Beylerin gıyaben yargılanmalarını ister.
Bu isteğe uyan mahkeme adı geçen kişilerin sorgusuna başlar. Bekir Sami Bey'in, yaşlı bir adam olduğunu, iktidar hırsı taşımadığı belirten konuşmasından sonra, Feridun Fikri Bey, bu toplantının bir amacı olmadığını, doğrudan doğruya, Şükrü Bey'in mebus olmasına rağmen tutuklanışını görüştüklerini söyler. Daha sonra Besim, Zeki ve Nafiz Beylerin de bir şey bilmediklerini gören Başkan Ali Bey, Çolak Selahaddin'i sorguya alır. Muhalif Parti kurulmasının ülkeye yararlı olduğunu, tek partili demokrasi olamayacağını savunan Selahaddin Bey, Kara Kemal ile ilişki kurmalarının, yalnızca siyasi tecrübesinden yararlanmak için olduğunu söyleyecektir. Hüseyin Avni Bey ise sorgusunda, Terakkiperver Fırka'nın programını uygun bulduğu için Fırkaya katıldığını, Fırkanın kapatılmasını da günün şartları içinde tabii karşıladığını, İttihatçılarla da yalnızca bilgi edinmek için görüştüğünü belirttikten sonra, suikast konusunda hiçbir bilgisi olmadığını söyler. Hafız Mehmet Bey, olayla ilişkili olduğunu itiraf eder. Ziya Hurşid'e rastladığı bir gün Sabit, Rauf ve Halis Turgut Beylerin de kendilerine yardım ettiklerini söylediğini ileri sürer.
Suikastı düzenleyen birinci derecede suçlu olanlar yanında eski İttihatçıların da iktidarı ele geçirmeye çalışmış olduğu gerekçesiyle yargılamalarına karar verilirken, hemen hemen bütün Terakkiperver Fırka mebusları da, özellikle İttihatçılarla ilişki kurmaları ve içlerinden bir kısmının suikast girişimine katılmış olması dolayısıyla yargılanmaktadırlar. Şimdi muhakemenin birinci dönemi kapanmak üzeredir. Başkan Ali Bey 10 Temmuz'da ; 'Terakkiperver Fırka maalesef vatanın zararına olarak çıkan her hadiseye manevi dayanak olmuş ve nihayet azasından mühim bir kısmının delalet ve hıyanetiyle bir suikast ve taklib-i hükümet teşkilatı vücuda getirmiştir' diyerek Terakkiperver Fırka üyelerinin yargılanış gerekçelerini yetkili biri olarak açıklamaktadır.
11 Temmuz'da, Savcı Necib Ali Bey iddianamesini okur. 17 Haziran 1926 tarihinde Cumhurbaşkanına bir suikast yapılmak istendiğini, suçun hazırlanışı ve uygulamaya konuşu hakkında açıklamalara girerek, olayın önce Ankara'da hazırlanmak istendiğini belirtir. Olaydan Ali Fuat Paşa ile diğer arkadaşlarının bilgisi olduğunu, ancak razı olmadıklarını, Erzincan Mebusu Sabit Bey'in Ankara suikast girişimini engelleyen tek kişi olduğunu ileri sürer. Olayın daha sonraki bölümlerini, Ziya Hurşid ve arkadaşlarının Şükrü Bey'le ilişkilerini, ayrıca İsmail Canbolat, Rauf ve Dr. Adnan Beylerin de ilgili olduklarını ileri sürerek, Rauf ve Dr. Adnan Beylerin Avrupa'da oldukları için döndüklerinde yeniden yargılanmalarını, Necati, Çolak Selahaddin, Hüseyin Avni, Nafiz, Kara Vasıf Beylerin olayla ilgilerinin olmamalarına rağmen, Kara Kemal ile yakın ilişkileri dolayısıyla Ankara'da yargılanmalarını ister. Geçmişte particilik, komitecilik olaylarının ülkeyi nasıl çökerttiğine değinen Savcı, ülkenin birlik olması gereken inkılap yapıldığı buhranlı günlerde, Terakkiperver Fırka'nın kuruluşunun hoş karşılanmadığını, kendilerinin zamanında uyarıldıklarını, fakat etkilenmediklerini ve Doğuda çıkan ayaklanmalarda bu partinin etkisinin görüldüğünü hatırlatır ve 'inkılap zamanında ülke bir kitle olmalıdır' dedikten sonra, olayda İttihat ve Terakki parmağı olduğunu, bu partinin geçmişte hizmeti görüldüğünü, sonradan Osmanlı İmparatorluğu'nun batışını hazırladığını ve kendisini dağıtmışken, şimdi yeniden iktidarı ele geçirmek istediklerini açıklar. 'iktidar mevkiine geçmek için artık bundan sonra tabanca bomba değil, meclis kuvveti, mantık kuvveti lazımdır' diyen Savcı, Şükrü, Arif, Rasim, Ziya Hurşid, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Hafız Mehmet, Kara Kemal ve Abdülkadir'in idamlarını, Halis Turgut, İsmail Canbolat, Rahmi İdris, Vahap, Dr. Adnan, Rauf Beylerle Rüştü Paşa'nın küreğe konulmalarını, Kazım Karabekir, Cafer Tayyar, Ali Fuat, Refet, Mersinli Cemal Paşalarla, Sabit, Münir Hüsrev, Faik, Bekir Sami, Kamil, Zeki, Besim, Feridun Fikri, Halit, Necati Beylerin de beraatlarını ister. Savcının iddianamesinden sonra, sanıkların savunmalarını yapmaları için duruşma ertesi güne ertelenir.
Sanıklar son savunmalarını 12 Temmuz'da yaparlar. İlk söz alan Ziya Hurşid, yazılı metin hazırlamadığını belirttikten sonra, suikast yapmayı istediğini ve bunun için uygulamaya geçtiğini kabul eder ancak, Anayasayı değiştirmek, Büyük Millet Meclisi'nin görevine engel olmak gibi suçlar işlemeyi düşünmediğini, dolayısıyla, savcının bu konuda ileri sürdüğü suçlamayı reddederek kendisinin, tutuklandığı tarihte yürürlükte olan Ceza Kanunu'nun 46. Maddesine göre cezalandırılabileceğini öne sürer. Sonra Sarı Efe Edib söz alır. Olayın asıl suçlusu olmadığını, İstanbul'a gidip Celal (Bayar) Bey'e haber verecekken tutuklandığını, cezasının bu durum göz önüne alınarak verilmesini ister. Gürcü Yusuf af istemektedir. Laz İsmail suçsuz olduğunu, Çopur Hilmi ise suikast teşebbüsünü vatan hizmeti sandığını ve kandırılmış olduğunu ileri sürer. Şükrü ve Arif Beyler suçlamaları reddederler. Abidin Bey olaylarla ilişkisi olmadığını, Hafız Mehmet verilen karara 'muti' olduğunu, Baytar Rasim savunacak birşeyi olmadığını, Vahap ise, cahil birisi olup hiçbir şey anlamadığını, İdris bilgisi olmadığını söyler. Suikast ile ilişkisi olmadığını söyleyen Canbolat Bey beraatını istemektedir. Rüştü Paşa, 'mahvoldum. Karşımda sehpalar görüyorum' gibi sözler söyleyerek, mahkemenin insaf ve adaletine sığınır. Halis Turgut Bey olay hakkında bilgisi olmadığını belirtir. Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet, Cafer Tayyar Paşalar ve Bekir Sami Bey savunma yapmayı reddederler. Savunmaların bitmesinden sonra, Başkan Ali Bey karar verilmek üzere celseyi ertesi güne erteler. Ertesi gün, İstiklal Mahkemesi heyeti saat 17'de salona gelir. Başkan Ali Bey'in, kararın okunacağını bildirmesinden sonra, kararın okunmasına geçilir. Kararın içeriği, olayın hazırlanışını, İstiklal Mahkemesi'nin olayı nasıl değerlendirdiğini göstermesi bakımından da önemli bir belgedir. Suikast sebebiyle tutuklanmış kişilerin isimlerini verdikten sonra, olayın Giritli Şevki tarafından İzmir Valisi'ne ihbar edilişi, Ziya Hurşid ve suç ortaklarının tutuklanışı, hükümetin olayı İstiklal Mahkemesi'ne bildirmesi üzerine derhal el koyduklarını, daha sonra suikastçıların Ankara'daki çalışmaları, Terakkiperver Fırkalı bazı mebuslarla, Kara Kemal arasında kurulan ilişki, olayın planlanışı, kimlerin ne şekilde olaya katıldıklarını ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Olayı uzun zamandır oluşan muhalefetle ilişkili olarak ele alan kararnamede, işin büyük bir organizasyon olduğu ve İttihatçılarla, Terakkiperver Fırka mensubu bazı üyelerce düzenlendiği ve Rauf Bey'in de olaydan bilgisi olduğu ileri sürülmektedir. Terakkiperver Fırka tüzüğünün hazırlanışında Kara Kemal'in nasıl yardımcı olduğu anlatıldıktan sonra, özetle şu hususlar vurgulanır ve karar açıklanır (Devam Edecek).