
Türk Tabipleri Birliği (TTB) 28 Aralık itibarıyla Türkiye genelinde 302 sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. TTB'nin paylaştığı verilerde doktorların görev yaptıkları iller, branşları ve meslek gruplarına da yer verildi.
Buna göre, yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının 274'ünün erkek 29'unun kadın olduğu belirtildi.
TTB'nin verilerine göre Covid-19 kaynaklı sağlık çalışanı ölümü en fazla İstanbul'da yaşandı. İstanbul'da 59 sağlık çalışanı yaşamını yitirirken, Ankara'da 21, İzmir'de 17, Diyarbakır'da 16, Konya'da 11, Bursa'da 10 Eskişehir'de 1 sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
Yaşamını yitiren doktorlar arasında en çok acil kurumlarda ve diyalizlerde görev alan pratisyenler yer alıyor. Hayatını kaybeden 302 kişi arasında 21 pratisyen, 12 aile hekimi, 9 iş yeri hekimi, 7 kadın doğum uzmanı, 7 dahiliye/iç hastalıkları uzmanı, 7 radyoloji uzmanı da bulunuyor.
Yaşamını yitiren sağlık çalışanları arasında 39 eczacı, 30 teknisyen, 18 hemşire/ebe, 15 diş hekimi, 7 sağlık memuru, 3 veteriner bulunuyor.
AVRUPA'DA KABUL EDİLDİ
Covid-19, İtalya, Almanya, Belçika, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Afrika ve Malezya tarafından COVID-19 ön planda sağlık çalışanları olmak üzere riskli gruplar için meslek hastalığı olarak kabul edildi.
Bazı ülkelerde ise sağlık çalışanlarının yanı sıra kargo çalışanları, süpermarket çalışanları, güvenlik görevlileri gibi bazı iş kollarında da mesleki maruziyet tanımlaması sonucu Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmiş.
* * *
Meslek hastalığı, 6331 sayılı 'İş Sağlığı ve Güvenliği' Yasası'nda 'Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık' olarak; 5510 sayılı yasada ise; 'Çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı hastalık' olarak tarif edilmektedir.
Salgının başlangıcından beri salgınla mücadelenin en ön saflarında mücadeleye devam eden ve mesleği/görevi gereği Covid-19 hastaları ile teması/muayenesi/
müdahalesi gerekli ve kaçınılmaz olan sağlık çalışanlarında diğer meslek kollarından daha farklı bir durum söz konusu.
* * *
İnşaatta çalışırken iskeleden düşen inşaat işçisinin durumu 'iş kazası' olarak kabul edilip bildirilebiliyor ise, işi ve mesleği gereği Covid-19 hastalarına bakan/ muayene eden/müdahale eden/temas eden sağlık çalışanlarının buna bağlı olarak COVID-19 hastalığı tanısı almaları da benzer şekilde sağlık çalışanı için meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir.
AKP VE MHP 'RET' OYU VERDİ
'Covid-19'un meslek hastalığı ve Covid-19'dan dolayı vefat eden sağlık çalışanlarımızın şehit sayılmalı' konusunda TBMM Başkanlığına İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Dr. Arslan Kabukçuoğlu önerge verdi.
Bu önergenin hiçbir siyasi yönü yok.
Hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının arasında AK Parti'ye de CHP'ye, İYİ Parti'ye MHP'ye veya diğer partilere gönül vermiş sağlık çalışanları vardı.
Bırakın İYİ Parti veya CHP'yi.
Şayet istemiş olsalardı AK Parti ve MHP'li milletvekillerinin oyları ile Arslan Kabukçuoğlu'nun önergesi kabul edilebilirdi.
* * *
Bu bilgileri sizlerle paylaştıktan sonra İYİ Parti Milletvekili Dr. Arslan Kabukçuoğlu'nun söylediklerine bakalım isterseniz.
Arslan Bey önemli bir konuya dikkat çekiyor.
'Millete sunulan rakamlar gerçeklerin çok altında. Bu durum devlete karşı bir güvensizlik yaratıyor. Türkiye'de sağlık ordusu çok büyük bir fedakarlık gösteriyor. İYİ Parti olarak Mecliste, Covid-19'un meslek hastalığı ve Covid-19'dan dolayı vefat eden sağlık çalışanlarımızın şehit sayılmasıyla ilgili öneriler getirdik, çalışmalar ortaya koyduk. Covid-19 olağanüstü bir durumdur, cephedeki askerlerimiz ne yapıyorsa şu anda sağlık çalışanlarımızda onu yapıyor. Canlarını kaybediyor, fedakarca çalışıyorlar.'
FEDAKÂRCA ÇALIŞIYORLAR
Covid-19'dan dolayı hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarının 'şehit' sayılmasına Türkiye'de bir Allah'ın kulu 'hayır' der mi?
Ben kesinlikle diyeceklerini sanmıyorum.
Hepimiz 'Aman bu virüs bana bulaşmasın' diye kaçacak delik arıyoruz.
Nedeni de belli.
Bir kere yakaladı mı kurtulmak çok zor.
Ama onlar yoğun bakım odalarında tedavi görenlerin yeniden sağlıklarına kavuşmaları için canlarını dişlerine takarak büyük fedakarlık gösteriyorlar.
ŞEHİT SAYILMALILAR
İşte böylesine canla başla çalışırken Covid-19'dan dolayı hayatını kaybedenler 'görev şehidi' olarak kabul edilmediler.
Güvenlik ve kolluk güçlerimizden sonra bugün virüs nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına da yaptıkları fedakarlıkların karşılığı olarak sağlık çalışanlarına da 'şehitlik' unvanı verilmiş olsaydı devlet olarak ne kaybedecektik?
Sadece 3-5 milyon para.
Covid-19'dan dolayı hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının yakınları; 'Biz para pul istemiyoruz. Onlarda ayrı bir cephe de insanların hayatta kalmaları için hayatları pahasına da olsa savaştılar. Hastalık olmasaydı belki de bugün hayatta olacaklardı. Onlara şehit unvanı verilirse acımız ancak biraz da olsa hafifler' diyor.
* * *
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'sağlık şehitlerine' unvanlarının verilmesi için gereken duyarlılığı göstermeli.
Bu unvan onlardan esirgenmemeli.
* * *
Taraftarlar da kendini sorgulamalı


Eskişehirspor Kulübü yönetim kurulu içinde bulunduğu maddi krizden kurtulabilmenin hesabını yapıyor.
Ancak nasıl hesap yapılırsa yapılsın bu mali krizin içerisinden çıkmak, deveyi hendekten atlatmaktan daha zor.
* * *
Siyah-Kırmızılı Kulübün Başkanı Mustafa Akgören, yapacakları projelerin hayata geçirilmesinden sonra kulübe ayda 50 bin TL gelir geleceğini söyledi.
Yaşanan bu pandemi döneminde tesisler hayata geçse bile ki şu aşamada oldukça zor görüyorum. Hedeflenen paranın da gelmesi çok zor…
Çalışanların veya taraftarların çoğu bugün asgari ücreti bile alamıyor veya kimisi de ücretsiz izine çıkartılmış.
Karnını bile doyuramayan kişi ve kişiler kulübe nasıl katkı verecek?
* * *
Taraftardan söz etmişken aklıma geldi.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda geçmiş yönetimleri eleştirmişler.
Mustafa Akgören ve yönetimi ise 'baş tacı' olarak görüyorlar.
Nasıl gördükleri beni çok fazla ilgilendirmiyor.
Tercih kendilerinin.
Ancak geçmiş yönetimleri eleştirirken acaba bugün kulüp başkanı olan Mustafa Akgören'in hem Halil Ünal hem de Mesut Hoşcan'ın başkanlık yaptıkları dönemlerde başkan yardımcısı veya yönetim kurulu üyeliği yaptığını hatırlamıyorlar demek ki!
* * *
Geçmiş yönetimleri eleştirirken farkında olmadan Mustafa Akgören'i de eleştirmiş olmuyorlar mı?
* * *
Yine bu yazıyı yazarken aklıma bir şey daha geldi.
O da şu.
4 Haziran 2017 tarihinde başlayan 5 Haziran 00.30 da biten Eskişehirspor Antalya'da Göztepe ile Süper Lige yükselme 'play-off' maçı oynadı.
1- Şeytanın bile aklına gelmeyecek sandviç ekmek arasında stadyuma patlayıcıları kim veya kimler soktu?
2- Mücadelenin ikinci yarısında oyun Eskişehirsporlu taraftarların bulunduğu kale arkasından sahaya atılan maytap ve meşalelerden dolayı dakikalarca geç başlamadı mı?
3- Eskişehirspor, 53. dakikada Ofoedu'nun attığı golle 1-0 öne geçti. Golden sonra sahayı yabancı madde yağmuruna kim tuttu?
4- Sahaya atılan yabancı maddeleri itfaiye ekipleri toplarken mücadele 4. kez durmadı mı? Atılan meşale ve maytapların toplanmasının ardından maç 7 dakika inkıtaa uğramadı mı?
5- Karşılaşma zaman zaman atılan yabancı maddelerden dolayı toplam hakem tarafından 25 dakika durdurulmadı mı?
Göztepe 90+4. dakikada Jahovic'in attığı golle maça dengeyi getirdi ve maç uzatmalara ve penaltı atışına gitti.
Penaltılarda Eskişehirspor, Göztepe'ye yenilerek avucumuzun içine kadar gelen süper lig biletini, taraftarların ekmek arası içerisinde soktukları patlayıcıları saha içine atarak maçın uzamasına ve uzatmada yenilen golle kaçırmadık mı?
* * *
Eğer o patlayıcılar sahaya atılmamış ve maç durmamış olsaydı maç Eskişehirspor'un 1-0 galibiyeti ile bitecek ve 'süper lige' merhaba diyen kulüp siyah-kırmızılı kulüp olacaktı.
İşte o 'süper lige yeniden merhaba' diyen Eskişehirspor Kulübünün federasyondan alacağı 'ayak bastı parası', reklamlar, sponsor anlaşmalarıyla bugün, 'Nasıl ödenecek?' diye çare aradığımız borçlar sıfırlanmış olacaktı.
* * *
Eğer o ekmek arasında stadyuma sokulan patlayıcılar atılmamış, duraklamalar yaşanmamış olsaydı büyük ihtimalle Eskişehirspor bugün Göztepe'nin yerine süper ligde olacak, bugün konuşulan 300 bin TL borçta olmayacaktı.
* * *
İğneyi önce kendinize, sonra da çuvaldızı eski yöneticilere batırın.
Bakalım kimin canı daha fazla yanacak?
* * * *
OLGUNLAŞTIKÇA TATLANIYORUZ
Öğretmen, 2 öğrencisine birer sepet verir ve bahçeye elma toplamaya gönderir.
'En tatlılarını getiren mezun olur' der.
Öğrenciler 1 saat sonra dönerler. Biri, arkadaşının sepetine yan gözle bakıp kendi getirdiklerinin muhteşem göründüğünden emin olmanın rahatlığıyla koyar sepetini ortaya. Her biri tornadan çıkmışçasına pürüzsüz, muazzam ve güzeldir.
Ardından diğeri koyar sepeti. Eğri büğrü, kötü görünümlü, ezik, tomurcukken yağmur değmiş, yaralı bereli ne kadar elma varsa toplamıştır.
Öğretmeni; 'Yolun açık olsun. Mezun oldun' der ve uğurlar öğrenciyi. Diğeri; 'Nasıl olur!' diye hayıflanır, bir kendisinin birde giden öğrencinin elmalarına bakarak...
Öğretmen çakısıyla birer parça keser; bir onun harika görünümlü elmasından, birde giden öğrencinin elmasının bereli kısmından. 'Tat' der, 'En tatlısını dedim, kabuğu en güzelini değil' diyerek uzaklaşır.
Gerçekten üzerine dolu değmiş bir meyvenin o kısmını koklayın ve tadın, bal gibidir.
-Yaralanarak- büyüyor, yaralandıkça tatlanıyoruz…
(alıntı)