Akaryakıt fiyatlarında son dönemde gerçekleşen yüzde 100’ü aşan artışın yanında önümüzdeki günlerde fiyatlara bir zam daha geleceğine yönelik beklentiler birçok sektörü olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.
. Akaryakıta ardına ardına gelen zamlar yüzünden geçtiğimiz günlerde 'kontak kapatmak zorunda kalacağız' diyen otobüs firmaları kervanına lojistik hizmetinin önemli bir kolu olan kamyoncularda eklendi. Dün 75. Yıl Mahallesinde ikamet eden bacanaklara gittik. Aynı apartmanda oturan kat komşuları da misafirliğe gelmişler. Kat komşularıyla bacanaklara gelip giderken tanışmıştık. Taşıyıcılar Kooperatifinde kendi kamyonuylataşıyıcılık yapıyor. Beş dakikalık başka konulardaki sohbetimizden sonra kamyoncu esnafı, 'Sadi Bey bizim sorunlarımızdan bahsetmiyorsunuz. Çok zor günler yaşıyoruz. Kamyoncu esnafı bitiyor hiç dile getirmiyorsunuz. Zamanında üç beş kuruş birikim yapmıştım. Şimdi o birikimle geçinmeye çalışıyoruz. İş çıksa bile gitmiyorum. Çalışmasam benim için daha iyi. Diğer kamyoncu esnafı da aynı düşüncede. Artık para kazanmıyoruz' diyerek içini döktü.
'MALİYETLER YÜZDE 100 İLE 300 ARTTI'
'Mazot, lastik, yedek parça artışlarını bir yerden bir yere taşıdığınız eşya veya yükün taşıma ücreti üzerine koyup fiyat vermiyor musunuz?' diye sordum. 'Mazottan lastiğe, yedek parçadan motorlu taşıtlar vergisine ve sigortalara kadar birçok girdi maliyetine yüzde 100 ile yüzde 300 arasında zam geldi. Bizde bu zamları taşıma ücretine yansıtarak fiyat veriyoruz. Eşyayı yüklüyoruz yoldayken mazota zam geliyor. Bu zam kazancımın yarısını alıp götürüyor. Dönüşte bir zam daha. Kazancımız sıfırlanmış oluyor. Bu nedenle işe çıkmıyoruz. İş olmadığından işe çıkmamazlık yapmıyoruz. İş var. Ancak artan maliyetler kazancımızı alıp götürüyor. Bu
sebeple işe çıkmıyoruz. Aralık ayında aldığımız lastik 15 bin lira iken şimdi 26 bin lira. Mazota yüzde 115, lastiğe yüzde 120, yedek parçalara yüzde 300, vergilere yüzde 25 zam geldi. Bunun üstüne birde sigorta, köprü geçişleri, kasko, otoban ücretleri eklenince iş daha çıkılmaz hale geliyor. Kamyonumuza bile bakım yaptıramıyoruz. Bakım yaptıramadığım kamyonumla nasıl yola çıkarız. Artık bizimde dayanacak gücümüz kalmadı. Elimizdeki ekmek teknemizi satmak zorunda kalacağız. Herkesin, sesimizi duyması lazım. Buna kulak verilmeli ve zamlar geri çekilmeli. Yoksa nefes alamıyoruz. Artık ümüğümüzü sıkmışlar, boğazımızı sıkmışlar, nefes alamaz hale gelmiş durumdayız'.
* * *
Koca adamın bunları anlatırken gözü sulandı. Biraz daha konuşsa belki de ağlayacaktı.
Kendisini teselli etmeye çalıştım. 'Sorunlarınızı köşemde yazacağım. Muhalefet partilerine mensup milletvekillerine de bana anlattıklarını anlatacağım' diyerek konuyu değiştirdim.
* * *
Tam bu konuyu yazarken mailime gelen bir haber dikkatimi çekti. Deva Partisi İl başkanlığı, Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifini ziyaret etmiş. Deva Partisi heyeti nakliyeci şoförlerin sıkıntılarını dinlemiş
Ziyaretle ilgili DEVA Partisi İl Başkanı İsmail Haşim şöyle değerlendirmede bulunmuş: 'Mazotun litre fiyatının 15 lirayı geçmesi nakliyecilerin büyük tepkisini çekiyor. Artık eve ekmek götüremediklerini söylüyorlar. 400 litrelik bir kamyon deposunun bir servete doldurabildiklerinden yakınıyorlar. Bir lastik fiyatının 7 bin lira olduğundan artık geçimlerini sağlayamayacak duruma geldiklerinden yakındılar. Yüzlerce kamyonun park alanında kontak kapamış halde iş beklediğini gördük.' Yüksek akaryakıt ücreti, yaklaşık 20 bin TL olan K belgesi, takograf uygulaması gibi sorunları olan, kamyoncuların sıkıntılarını dinleyen Ateş, bunları parti genel merkezine ileteceğinin sözünü vermiş.

* * *
Akaryakıt fiyatları yükselmeye devam ettiği ve kazancının büyük bölümü mazota gittiği gerekçesiyle kamyoncular kontak kapatmış işe gitmiyor. Nakliye durma noktasına geldi. İstekleri indirimli mazot ve devlet desteği…
'ATATÜRK OLMASAYDI BAŞKAN OLAMAZDIM!'
Gazetelerde çıkan, internet haber sitelerinde yayınlanan ve mailime gelen ilgimi çeken haberleri arşivlerim. Vakit buldukça da onları tekrar tekrar okurum. Güncelliğini kaybedenleri silerim. İki gün önce arşivimi tekrar gözden Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ın 'Eskişehirli gençler ile bir araya geldi. Lise öğrencilerine hekimlik ve belediye başkanlığı görevlerinden edindiği tecrübeleri aktardı' haberi dikkatimi çekti.
* * *
Haberi okurken geçtiğimiz günlerde Samsun'un İlkadım İlçesindeki Atatürk anıtına yapılan çirkin saldırıyı ve saldırıdan sonra yakalanan iki kişi hakkında da, 'Saldırganlar sarhoş çıkmışlar. Kendi adamları yani. Kemalizm ve Atatürkçülük bir din inancı olmuştur' diyerek kınama yerine Atatürk'e sahip çıkanları eleştirmişlerdi. Ahmet Ataç, Atatürk heykeline yapılan saldırı öncesi gençlerle bir araya gelmişti. Ataç'ın o buluşma da gençlere verdiği 'Atatürk, hayatınız boyunca vazgeçilmez çizginiz olsun' mesajını köşeme taşımak istedim. Belki yazımı okuyan Samsun'da Atatürk heykeline saldıranları sosyal medyadaki paylaşımlarında, 'Saldırganlar sarhoş çıkmışlar. Kendi adamları yani. Kemalizm ve Atatürkçülük bir din inancı olmuştur' diye yazanlara mesaj olsun istedim. 'Bu sevgiyi yüreklerden silemezler' Bakın Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, gençlerle yaptığı sohbette ne demiş: 'Eskişehir'de çok başarılı şekilde belediyecilik yapıyoruz. Bu başarıda daima dik durmamız çok önemli. Bugüne kadar çizgimizi bozmadan geldik. Bu anlamda sizlere vereceğim en önemli tavsiye; asla ama asla Atatürk ilkelerinden hiçbir taviz vermemelisiniz. O, hepimiz için öyle büyük bir şans ve önemli bir lider. Atatürk olmasaydı bugün ben belediye başkanı olamazdım, valiler vali olamazdı, cumhurbaşkanları cumhurbaşkanı olamazdı. Kendisine ne kadar şükran duysak azdır. Elbette bundan sonra da hiçbir ilkesinden ayrılmayacağım. Sizler de Atatürk sevgisini görüyorum, ne yaparlarsa yapsınlar bu sevgiyi yüreklerden silemezler. Atatürk sizin de hayatınız boyunca vazgeçilmez çizginiz olsun'.
* * *
Ahmet Ataç'ın sözlerine aynen katılıyorum. Birileri Atatürk'e ne kadar saldırılarsa saldırsınlar, heykellerini kırmaya çalışsalar da, bu milletin içerisindeki Atatürk sevgisini hiçbir zaman silemezler.
HÜSEYİN ERBAY VE KİTABI
Türk Sanat Müziğinin gerçek duayenlerinden birisi olan Bestekar, Eskişehir Odunpazarı Halk Eğitim Merkezi Türk Sanat Müziği Koro Şefi Hüseyin Erbay Hoca yazdığı 'Gönül Yağmurlarım' kitabını imzalayarak göndermiş. Yaklaşık 55 yıllık sanat yaşamının 50 yılını 327 sayfalık kitaba sığdırmaya çalışmış. Odunpazarı Belediyesi tarafından bastırılan kitabı bir hafta da ancak okuyabildim. Hüseyin Erbay Hoca'nın kitabı Türk Sanat Müziği sevenlerine rehber olacak, ışık tutacak bir eser. Kitap sayesinde Hüseyin Erbay'ı tanımayanlar veya tanıyıp da sanat 55 yıllık sanat yaşamında neler yaptığını bilmeyenler okuduklarında öğrenmiş olacaklar. Hüseyin Hoca kitabının bir sayfasında şunu yazmış: 'Türk Sanat Müziğinin bir birinden değerli bestekar, ses ve saz sanatçıları, şairler, sinema sanatçıları, öğrencilerim, sanatseverler, birçok insanla öyle çok anılarım var ki, bu anıları okuduğunuzda kah romantik duyguların doruğuna ulaşır, kah hüzünlenir, kah güler, kah coşar ama çok büyük mesajlar alırsınız. Bu kitap da 50 yılda ulaşılan başarılar, yaşanan büyük mutluluklar, yapılan fedakarlıklar, acılar, hüzünler var. Benim gibi bu yola baş koyanların alması gereken mesajlar var. Hani şöyle derler ya 'YAZSAM ROMAN OLUR'. Gerçekten her şeyi yazsam hayatım bir roman olur'.

* * *
Kitaptaki 'TSM dünyası ve dostları Hüseyin Erbay için ne dediler?' bölümümü okuduğumda yaklaşık 40 yıldır tanıdığım Hüseyin Erbay hakkında bilmediklerimi de öğrenmiş oldum.
* * *
'Yazılı Basında Hüseyin Erbay' bölümünde ise 50 yıllık sanat yaşamında gerek Odunpazarı Halk Eğitim Merkezi Korusu gerekse kendisi hakkında yazılı basında çıkan haberleri görselleriyle yer vermiş. Katıldığı beste yarışmalarında aldığı ödül ve dereceleri, kendi için çekilen belgeselleri listelemiş. Ayrıca TRT repertuar kurulundan geçen sözlü eserlerinin notalarına, kendisine atfen yazılmış övgü şiirlerin şairlerine de yer vermiş.
* * *
Hüseyin Erbay'ın yazdığı ' Gönül Yağmurlarım' kitabında Anadolu Gazetesi'nde yaptığım haberler, röportaj ve ES TV'de iki kez konuk ettiğimde çektirmiş olduğum fotoğrafları da görünce duygulandım.
* * *
Hüseyin Hoca yazmış olduğu kitabını İlk Halk Kütüphanesine de iki adet bağışlamış. Merak edenler Kütüphane de okuyabilirler. Aslında 55 yıllık sanat yaşamındaki anılarını tek tek yazmaya kalksa 327 sayfalık 5 kitap olurdu.
* * *
Kalemine sağlık Hüseyin Erbay Hocam. Allah geçinden versin. Bu dünyadan göçtüğünde başta yapmış olduğun bestelerin ve kitabın yaşayacak. Erbay bu kitabıyla kendisinden sonra gelecek kuşaklara önemli bir miras bırakmış olacak.
SAATÇİLERE KADIN BAŞKAN
Çarşamba günü yapılan Saatçiler Meslek Odası kongresi öncesi başkan adaylarından Sema Ersoy telefon ederek kahve içmeye davet etmişti. Hem de kendisini tanıtmak ve seçildiği takdirde yapacakları projeler hakkında bilgi vermek istediğini söylemişti. Fırsat bulup davetine gidemedim. Ama bazı oda üyesi dostlarımdan kendisi hakkında gerekli bilgiye ulaşmıştım.
.png)
* * *
Bugüne kadar yapılan meslek odaları seçimlerinde üç kadın başkan adayı oldu. İkisi Terziler Meslek Odasına adaydı. Üçüncü bayan ise Saatçiler Meslek Odasına. Terzilerde Ebru Sevim Tonbaktepe Saatçilerde de Sema Ersoy'un kazanmalarını gönlümden geçiriyordum. Her iki kadın adayı tanımıyordum. Aday olduklarında tanışma fırsatım oldu. Gönlümden Meslek Odalarının iki veya üçünde kadınların seçilmeleri geçiriyordum. Meslek Odalarına birde kadın eli değsin istiyordum. Sema Ersoy kazandı, Ebru Sevim ise seçilemedi. Medeni cesaretlerinden dolayı kadın adayları kutluyorum. Bu yıl odalarına başkan adayı olan kadınlar kadınları cesaretlendirdiklerini düşünüyorum. 4 yıl sonra yapılacak seçimlerde daha fazla sayıda kadının oda başkanlıklarına aday olacakları inancındayım. Bu vesile ile Saatçiler Meslek Odası Başkanlığını