Özelleştirme furyası Turgut Özal dönemiyle başlar…

24 Ocak 1980…

Süleyman Demirel başbakan,

Turgut Özal başbakanlık müsteşarıdır…

Ekonomide alınan radikal kararlarla Türkiye, serbest piyasa ekonomisine geçti…

Artık her şey rekabete ve rekabet gücüne dayalıydı…

Özelleştirme düşüncesi ilk bu dönemde ortaya çıkmış olsa da, pratikteki ilk uygulama 1985 yılında hayata geçirilmiştir…

Sümerbank’ın Iğdır Pamuklu Dokuma Tesisi, özelleştirilen ilk devlet tesisidir…

1986’dan sonra hızlanarak devam etti…

2002’den sonra ise özelleştirme gelirleri büyük oranda artış gösterdi…

1985-2024 yılları arasında yapılan özelleştirmelerden devletin 70 milyar dolar gelir elde ettiği hesaplanıyor…

Geriye ne Sümerbank kaldı,

Ne SEKA yani kâğıt fabrikaları,

Ne dokuma fabrikaları…

Devletin elinde ne TÜPRAŞ kaldı, ne Türk Telekom, ne TEDAŞ ne BOTAŞ…

Her şeyi peynir gibi dilimleyerek sattılar…

***

Bir dönem ya gerçekten yavaşlamış ya da halk artık umursamamaya başlamıştı...

Alışmıştı belki de…

Geçtiğimiz ayın sonlarına doğru,

Eski devlet hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alındığı haberi gündeme bomba gibi düştü…

İktidar partisinin yerel yöneticilerinin bile haberi yoktu…

Herkes arazinin üzerine yeni bir hastane yapılmasını beklerken, alınan bu karar herkesi şaşırtmıştı…

İktidar partisinin yerel yöneticileri soluğu Ankara’da aldılar…

Sağlık Bakanından hastane değil ama sağlık tesisi yapılacağı sözünü aldılar…

Eskişehir kamuoyu biraz rahatlamışken,

Şaka yapar gibi bu sefer de Hava Hastanesi ek hizmet binası,

Şu anda İl Sağlık Müdürlüğü olarak kullanılan ve uzun yıllar önce Eskişehir Devlet Hastanesi olarak hizmet veren binanın da özelleştirme kapsamına alındığı öğrenildi…

Aynı şekilde Mihalıççık ve Sivrihisar’da da birer sağlık alanı özelleştirme kapsamına alınmıştı…

Biz,

Eski devlet hastanesi arazisini “şükür kurtardık” diye avunurken, yeni yerlerin özelleştirilmesi, eski devlet hastanesi ile ilgili umutlarımızın boş bir hayalden öteye geçemeyeceğini gösterdi…

***

Bu konu önümüzdeki günlerde tartışılmaya devam edecektir kuşkusuz…

Ancak benim değinmek istediğim bir yönü daha var bu işin…

Özelleştirme kapsamına alınan bu binaları bazıları, şehrin hafızasına kazınmış yapılar…

Özel anlamları vardır şehir ve şehir halkı için…

Örneğin yıkılıp yerine kişiliksiz bir binanın yapıldığı İş ve İşçi Bulma Kurumunun binası…

Bugünkü Anadolu Üniversitesinin ilk temel taşı olan Akşam İktisadi Ticari İlimler Akademisinin kurulduğu binaydı orası…

Şair Fuzuli Caddesi ile Atatürk Caddesinin köşesinde bulunan “Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi…”

O bina da yıkıldı…

Korkarım Hava Hastanesine de el atmaya ve zamanla hepsini yok etmeye de niyetleri var…

Ve şimdi de İl Sağlık Müdürlüğü binası…

Eskişehir’in tam kalbinin üzerinde…

İlk Cumhuriyet döneminin Eskişehir’deki en nadide örneklerinden biri…

Ve benim, hastaneye girmeme izin vermemeleri (yaşım küçük olduğu için) hastane odasının camının önünden bana el sallayan babama el salladığım o hastane…

Şehrin hafızasını yok ediyorlar