2022 yılından beri 5 Haziran Dünya Çevre gününün bulunduğu haftayı Türkiye Çevre Haftası olarak kutluyoruz.

İklim kriziyle mücadele, doğal kaynakların korunması ve farkındalık yaratılması gibi ‘bilinç’ düzeyini yükseltici söylemlerle sorgusuzca meşrulaştırılan bu özel günleri uzun zamandır politik olarak tıkandığımız alanlar olarak görüyorum.

Daha yalın örnek verecek olursak ne anneler gününe sevgililer günü ne de işçi bayramı günümüzde kapitalizmin tuzağından kurtularak kendi değerini buluyor. Gerek var mı tartışılır tabi…

Bugün, gördüğümde içime oturan bir etkinliği ele almak istedim. Konumuz Çevre Günü elbette. Çevre deyince kimin aklına talan ve katliam dışında sürdürülebilir, sermayenin eline düşmemiş politikalar geliyor ki? Bence artık hiç kimsenin…

*

Son yıllarda Eskişehir’i vahşi madencilikle özdeşleşen, doğa tahribatıyla anılan bir kente dönüştürme girişimlerinin arttığınıinkar etmek mümkün değil. Bu kapsamda Çevre Günü bize ilginç argümanlar sundu…

Vahşi madenciliği kentimizde aklımıza mıh gibi kazımış bazı markalarımız var; Cengiz Holding, Koza Altın, Eczacıbaşı, Çimsa… Unuttuklarım kusura bakmasın bir gün elbet değinirim.

*

5 Haziran’da sahnemizde Koza Altın var. Sivrihisar’ın Kaymaz ilçesinde uzun yıllardır altın madenciliği yapıyor Koza. Geçen sene kaçak olarak inşa edilen devasa üçüncü atık barajının gölgesinde yeşilden kuraklığa dönmüş Kaymaz köyü Koza’nınyıllardır tutsağı… Bunu sadece ben değil; Kaymazlılar söylüyor.

Koza’yla ilgili bir hatırlatma yapalım. Şirket 15 Temmuz darbe girişiminin ardından TMSF’ye sonra da Türkiye Varlık Fonu’na devrediliyor ve ismi değişiyor: Türk Altın.

Geçmişten gelen aşinalıkla hala Koza Altın AŞ ismi kullanılıyor. Ama satış için gereken algı isimle başlıyor; Türk Altın! İsimle de bitmiyor.

Koza’nın önünü açmak için ülke genelinde başka birçok projede sırtı sıvazlanıyor. Sarıcakaya’da da engellenen altın madeni projesi Koza/Türk Altın’a aitti. Çanakkale’den günde onlarca kamyon ‘cevher’ getirip Eskişehir’de işleme fikri de Koza’ya ait. Devasa projeler, kaçak inşa edilip izin alınan atık barajları boşuna değil…

Bu aymazlık farkındalık günlerinde de devam ediyor. Sanki talanı bu topraklara kendileri getirmemiş gibi Kaymaz’daki altın madeninde Koza Altın 5 Haziran Çevre Günü’nü kutlamış. Hem de kimlerle!

Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü; ESTÜ Çevre Sorunları Araştırma Merkezi, ESTÜ Çevre ve Sürdürülebilirlik Kulübü, Çevre Mühendisleri Odası, Mihalıççık Orman İşletme Şefliği.

*

Beni Koza’dan sonra en çok şaşırtan kurum ESTÜ oldu. Bilimsel değerlendirmenin bağımsız bir bakış açısıyla yapılması için üniversitelerimiz ve meslek odalarımızın kamuoyunu ilgilendiren konulardagörüş sunması, ‘bilirkişi’ olarak yer alması çok önemli. Toplumda akademinin bu rolü üstlenmesi için hala ciddi bir beklenti hakim.

Ancak akademinin görevi şirketlerle yan yana poz vererek tahrip edilmiş yaşam alanlarında düzenlenen ‘sözde’ farkındalık etkinlikleriyle talanı aklamak değildir…

ESTÜ nerede duracağını şaşırmış, akademinin toplumsal sorumluluğu ile kurumsal tercihleri arasındaki çizgiyi kaybetmiş belli ki! Akademik birikimini halkı aydınlatmak ve kamusal yararı savunmak için kullanmak yerine bir madencilik şirketinin 5 Haziran’da reklam vitrini olmayı tercih etmiş.

Meslek odalarından ve akademiden bilimsel görüş beklerken kurumsal kimliklerini metalaştırarak şehrin hafızasında olumsuz yer tutan bir şirketle saf tutmalarını Eskişehir’in vicdanına sunuyorum.

Çünkü kolektif mücadeleden kaçan, sessizliği tercih eden bir üniversitenin sermayenin gölgesine sığınıp bilimin ışığını topluma yansıtacağını sanmak akademik varlık nedenini unutmak demektir.