Sevgili okurlar; insanlar yaşadığı sürece birbirine muhtaçtır. Her kesimden, herkese ihtiyacı vardır. İşte bu ihtiyacı giderirken, çok halkı bile olsa nezaketi, saygıyı elden bırakmaması gerekir.
Mesela 'Sevgide serbestiyet, saygıda mecburiyet vardır.'

Bu genel kaidedir. Yani bir memleketin Cumhurbaşkanını, Başbakanını, Valisini, Emniyet Müdürünü sevmeyebiliriz ama o kişi o makamda olduğu sürece ona ve makamına saygı göstermek zorundayız. Bunun yanında iş arkadaşlarımıza, komşularımıza ve karşılaşmak zorunda kaldığımız her insana vakarımızı koruyarak, eğer bize zarar vermiyorsa, saygılı davranmak aynı zamanda bir insanlık görevidir.

Bu konuda Hz. Muhammed AS. 'Güzel söz sadakadır' buyurmuşlardır. Hatta Kur'an-ı Kerim'de Yüce Yaradan, Hz. Musa'ya şöyle emretmiştir: 'Ey Musa kardeşin Harun'u da al, Firavun'a git ve ona (kavlenleyyinen) çok yumuşak sözle söyle ve davet et' diye onun izlemesi gereken yolu Rabbi böyle çizmiştir.

Oysaki Firavun, tanrılık iddiasında bulunan ve Allah'a alenen isyan eden bir kişi idi ve Mısır'ın Sultanı (kralı) idi.

Bazen gençlerimizi özellikle toplu taşıma araçlarında görüyorum. Çok yaşlı ve ayakta duramayacak kadar acuze olan kişilere bile yer vermekte tereddüt ediyorlar. Ondan sonra da bana gelip hocam 'Komşularımız Ramazan'da bile bize ikramda bulunmuyorlar. Bunlar hiç gurbet görmemişler' diye şikayette bulunuyorlar. Ben de onlara 'Çocuklar sizler de yaşlılara gerekli saygıyı göstermiyorsunuz, onun için size kırılıyorlar ve gerekli ikramı size göstermiyorlar' diyorum.

Gerçi gençlerin çoğu saygılı davranıyorlar ama yaşlılar, birkaç gencin yaptığını tüm gençlere mal ediyorlar.

Peygamberimiz AS. Mescitte eshabı ile otururken, topluma gelen bir amaya yüzünü ekşitmesi sonucu Cenab-ı Hak hemen Abase Suresi'ni göndererek yaptığı hareketin doğru olmadığını söyleyerek, derhal hareketini düzeltmesini istemiş ve bir manada o amaya saygılı davranmasını emretmiştir.

Bir peygamberine bile saygılı olmayı emreden İslam dini güzellikler ve iyiliklerle dolu bir dindir. Bizler de onun birer ferdi olarak dini, dili, kavmiyeti, milliyeti ne olursa olsun Müslümanlığın gereği olan saygıyı elimizden, dilimizden ve yüzümüzden eksik etmemeliyiz.

Neticede saygı gösteren saygı görür. Saygılı kişiye açılmadık kapı da olmaz.

Bir Arap atasözü ile bitirelim, 'Sevgi ve saygı bütün kapıları açar.' Hep saygı ile anılmayı Yüce Rabbim cümle ehli imana nasip etsin.

AYET

Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.) (NAHL/119)

HADİS

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî