ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi çalışanlarından bir mektup aldım. Çalışanlar mektuplarında idarenin performans ödemelerinde adaletsizlik yaptığını belirtti.
HAYRETLE OKUYORUZ
Tıp Fakültesi çalışanları gönderdikleri mektupta şu görüşleri dile getirdiler; 'Hastanemiz ile ilgili haber ve yorum yazılarınızı dikkatle takip ediyoruz. Hastane ve Rektörlük yöneticilerinin size gönderdiği cevapları hayretle okuyoruz. Biz çalışanlar olarak 'Liyakat' sözcüğünü farklı biliyoruz. İdare kendi koltuklarından olmamak için hükümet yanlısı veya cemaat bağlantılı sendikalara üye olanlara ayrıcalık yapıyor.
HANGİ ŞAHISLARA ÖZEL
PERFORMANS VERİYORSUNUZ?
Biz çalışanların bir türlü cevap alamadığımız idareye, sizin aracılığınızla soruyoruz:
'1-Performans (döner sermaye geliri) kişilere özel yapılmıyorsa, bugüne kadar çalışanların size sordukları sorulara neden cevap vermiyorsunuz?
2.Hangi şahıslara özel performans veriyorsunuz?
3.Bölüm bazında dağıtıyoruz dediğiniz performanslarda bazı bölümlere ayrıcalık tanıyor musunuz? Özellikle Başhekim Yardımcılarının bölümlerine niçin özel performans veriyorsunuz?
4.Halkla İlişkiler Sorumlusu yaptığınız kişi, başmüdürün sekreteridir. Yeni memur olmuş birisidir. Şef kadrosunda olan ve kuruma uzun yıllar emeği geçmiş çalışanlardan birine neden bu görev verilmemiştir?
5.Sayın Rektör Yardımcısının dediği gibi hiçbir zaman çalışan memnuniyetini ortaya koyan anket ya da anketler yapılmamıştır.
6. Attığı imzayı inkar eden ve bu yüzden mahkemelik olan birine süpervisörlük yaptırılması hangi liyakat ölçülerine uymaktadır.
7.Bazı idarecilere ve özel kişilere verilen performans gelirlerini net şekilde açıklanmasını istiyoruz.
8.Üniversite mezunu çalışanlar varken, lise mezunlarından müdür, şef yapılmakta. Liyakat bu mudur?'
SAYIŞTAY'A ŞİKAYET ETTİLER
Aynı çalışanlar bu konuda Sayıştay'a verdikleri şikayet dilekçesinin bir örneğini de bana göndermiş. Çalışanlar dilekçede şu ifadeleri kullanmışlar; 'Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemizde personele dağıtılmakta olan performans ödemeleri idaremizce çok adaletsiz şekilde dağıtılmakta, keyfi formüller uygulanarak, personel arası eşitsizliklere yol açmaktadır. Aynı unvana sahip çalışanlara ödenen performanslar, bölümlere göre çok büyük farklılıklar hatta uçurumlar uluşturmaktadır. Örneğin: aynı unvana sahip bir çalışan A bölümünde 50 TL alırken, bir diğeri B bölümünde 410-450 TL rakamlar alabilmektedir. (özellikle Laboratuvar Sağlık Teknisyenleri grubu bu konuda mağdurdur) Laboratuvarlar kar getiren bölümler olmasına rağmen, 'giderleriniz fazla' denilerek çalışanlara en alt katsayılar uygulanmaktadır. Sağlık çalışanı olarak risklerimiz ve nöbetli bölümler olmak göz ardı edilerek, normal masa başı memurları statüsünde çalışanlara ödemeler yapılmaktadır. Hatta 3 gün izin aldıysanız, aldığınız üç kuruş performans da buhar olmakta. O ayın kalan kısmı hiç iş üretmemiş varsayılmaktasınız.
'VERGİLERİMİZ NEYE
GÖRE ORANLANIYOR?'
Hastane Yönetim Kurulu bu dağılımı yaparken neden yönetmeliğe aykırı hareket etmekte? Neden kişiye özel uygulamalar yapmaktadır? Performans almaması gereken kişiler ve bölümlerde performans almakta mıdır? Neden gelir azlığı sebep gösterilirken ve para yok denilirken hastanemizde inşaatlar bir türlü bitmemektedir. Performans ödemeleri ve denge tazminatı ödeme bordroları neden Maliye Bakanlığına kişisel bordro olarak değil de genel ödenen toplam miktar olarak bildirilmektedir. Kişisel bordro Maliye Bakanlığına bildirilmesi zorunlu değilse, vergilerimiz neye göre oranlanarak alınmaktadır. Bu haksızlıklara karşı yapabileceğiniz bir şeyler varsa, yardımlarınızı bekliyoruz. Saygılarımızla Teşekkür ederiz.' ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Yönetimi ve Rektörlük, çalışanların bu sorularına yanıt vermelidir. Aynı unvana sahip personeller arasında ayrımcılık yapılmamalıdır.
*
Cumartesi
Hikayeleri
BAYRAM TEBRİĞİ
1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım.
'YARINA İSTİYORUM'
Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı. -Buyrun efendim. Tebrik kartları hazır mı evladım? -Hangi tebrik kartları efendim? Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi. -Hiç haberim olmadı efendim Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.
'YAZIYORUM BİTMİYOR'
'Emredersiniz efendim!' dedim ve odadan çıktım. Ancak üç bin adet bayram tebrik kartını tek tek nasıl yazacağım? Genel müdür, kartların çini mürekkeple ve güzel bir yazıyla yazılmasını isterdi. Üç bin adet kartın iki bin tanesi makamca kendinden aşağıda olanlara şu şekilde yazacaktım: Bayramını kutlar, gözlerinden öperim. Kalan bin tanesi de, daha üst makamdakilere: Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim şeklinde yazılacaktı. Hiç vakit geçirmeden masamın başına geçip kolları sıvadım. Önümde davetiyelerden oluşan irili ufaklı pek çok dağ duruyordu. Ben mesaim bitiyor, az sonra çıkar evime giderim derken, sabaha kadar burada kalıp üç bin kartı yazmak zorunda kaldım. Sızlanmanın faydası yok, işe başlayım: Bayramını kutlar, gözlerinden öperim. Bayramını kutlar, gözlerinden öperim. 5,10,20,50,100,750,875. Yazıyorum yazıyorum bitmiyor! Vakit gece yarısını geçti gitti. Bana öyle bir sıkıntı bastı ki, tarif edemem. Yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum.. bitmiyor. En nihayetinde alt makam kartları bitti. Ama ben de bittim.
'NİYAZİ İLE
BERABER EDERİM'
Şafak sökmek üzereydi. İşi biten kartları masamın üzerinden alıp başka bir yere koydum. Ama önümde hala bin adetlik bir kart yığını durmaktaydı. Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederime başladım.. Durmadan yazıyordum. Göz kapaklarım öyle ağırlaşmıştı ki, gözlerimi açık tutmam her bir karttan sonra daha da zor bir hale gelmişti. Resmen işkence çekiyordum.125, 279, 400, 689 yazdım yazdım yazdım. Bir vakit sonra, artık ben kaleme değil o bana hakim olmaya başladı. Ama hala yazıyordum: Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim. Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim. Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken... Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim... Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim... Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye başarılı günler dilerim... Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhat dilerim.. Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim... Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim... Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de.. Saygıyla ederim...
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: Aferin dedi. Bitirmen iyi olmuş. Hemen postalayın! Hemen postaladık. Üç gün sonra da önce bizim genel müdürü, ardından bendenizi postaladılar…
(AZİZ NESİN)
foto şaka
Odunpazarı Kaymakamı Selim Parlar: Necmi Bey, sizce Fecir Üçkaya'nın belediye meclis üyeliği düşecek mi?
Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen: Kaymakamım onu bana değil, Kazım Başkana sorun. Fecir Hanım, onun meclis üyesi. Düşüp düşmeyeceğini o benden daha iyi bilir.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: Fecir Hanımın Süleyman Reyhan'ın okulunda öğretmenlik yapmasına göz yum. Sonra da 'senin meclis üyen ben bilmem' de. Bu konuda ne olacağını sağır sultan biliyor da, biz üçümüz mü bilmiyoruz?