Eskişehirspor Kulübü başkan ve yönetim kurulu üyeleri yaklaşık bir yıldan beri kulübü yaşatmak için direniyor.
Kolay değil.
Bir kuruş gelir yok.
Ama aylık sadece yeme-içme masrafı 150 bin TL.
Buna elektrik, doğalgaz, personel gideri, deplasman masraflarını da eklenince bu rakam 500 bin TL'yi buluyor.
* * *
Yönetim kulübü yaşatmak, kapısına kilit vurdurmamak için bu rakamın kimisini ceplerinden, kimisini eş-dosttan buluyor.
ETİ'nin dışında temin edilen ufak tefek sponsorlarla bugüne kadar geldiler.
Artık bıçak kemiğe dayanmak üzere…
* * *
Eskişehirspor 2. Başkanı Fatih Baturaygil, transfer tahtasını açamazlarsa istifa edebileceklerini söyledi.
Bugüne kadar transfer tahtasının açılabilmesi için 40-50 Milyon TL lazım diyorduk.
Baturaygil, 20 Milyon TL bulunduğu taktirde transfer tahtasının açılabileceğinin altını çizdi.
FİFA'da 6 futbolcunun dosyasının olduğunu, 20 Milyon TL'ye bu dosyaların kapanabileceğine de vurgu yaptı.
Aslında çok büyük bir rakam değil.
* * *
Eskişehirspor'da yıldızı parlayan iki genç milli futbolcu var.
Bilal Ceylan, Buğra Çağlıyan…
17 yaşındaki bu futbolculara Konyaspor talip olmuştu.
Başka kulüpler de olduğunu duyuyoruz.
Bilal ve Buğra ara transferde satılır mı?
İşte yönetim bütün ümitlerini bu iki futbolcunun satışına bağlamış gibi gözüküyor.
Transfer bedelleri ne olur bilemem?
Eski parayla '2 veya 3'er trilyona satılırlar' diye konuşuluyor.
Diyelim 5 trilyon.
Açık 15 trilyon.
Bu rakam nasıl bulunur?
* * *
Hadi iki genç futbolcu satıldı.
Geri kalan para da bulundu
Transfer tahtası açıldı.
Bu defa transfer edilecek futbolcular için de sıcak para lazım.
Hadi diyelim o da bulundu.
Transfer edeceğiz futbolcular bu kulübü ligde tutabilme garantisi var mı?
İşte önemli olan burası…
Bu kadar puan kaybından sonra lige tutunmak çok ama çok zor…
Çünkü aradaki uçurumun dibi görünmüyor.
* * *
İşte bunu gören Eskişehirspor yönetimi devre arasında kongre yapacak.
Ancak bildiğim kadarıyla derneklerin genel kurulları mart ayına kadar yasaklandı.
Eskişehirspor Kulübü de dernek kapsamında.
Kongre kararı alsalar bile pandeminin taban yaptığı bu günlerde yapamazlar.
* * *
Hadi diyelim kongreye izin verildi.
Bu haliyle yönetime kim sıcak bakar.
İsteseler de istemeseler de sezon sonuna kadar bu yönetim iş başında kalacak.
* * *
Bir türlü bitmeyen yolları sordunuz mu?
Geçtiğimiz hafta içerisinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Eskişehir'e geldi.
Neden geldiğini de doğrusu anlamış değilim.
Onu da merak ediyorum.
TÜRASAŞ'ı (TÜLOMSAŞ) gezdi.
Valiyi ve AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti ve gitti.
Eskişehir'e ve Eskişehirlilere vereceği müjdeyi bekledik.
'Bakan durup dururken Eskişehir'e neden gelsin? Vardır bir söyleyeceği' diye ağzından çıkacak müjdeyi net olarak duymak için kulaklarımızı temizleyerek gittik!
* * *
Dağ fare doğurdu!
Ne Eskişehirlilere ne Eskişehir ne de TÜRASAŞ'ta TÜLOMSAŞ iken yapılan önemli işlerin daha da fazlasının, hatta 'YHT setleri üretilecek, tank motorları yapılacak ve dizel lokomotiflerin yapımları da artarak sürecek' müjdesini bakanın ağzından duyamadık.
Anlaşılan bakan Eskişehirlilerin sesini duymamış veya kendisine iletilen sorunları sumen altına kaldırmış.
* * *
Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Eskişehir'e yaptığı ziyaretinden sonra yapılan yorumlar şöyle:
'126 yıllık geçmişi olan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde cer atölyesi olarak başlayan Cumhuriyetin kalkınma hamlesi ile Ortadoğu'nun tek lokomotif fabrikası olan TÜLOMSAŞ'ın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bir gecede, genel müdürlük statüsünden çıkarılarak Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi Anonim Şirketi (TÜRASAŞ) bünyesinde bölge müdürlüğü haline getirildi. Geçmişte 5000 kişiye istihdam sağlarken, çalışan sayısı AKP iktidarı boyunca bin civarına düşürüldü. İçlerinde, döküm, çelik, vinç, demirhanenin de bulunduğu fabrikalarından pek çoğu kapanarak, eşsiz tezgahların üstü brandalarla örtülerek sadece montaj ve tamir bakım atölyesine dönüştürüldü. TÜLOMSAŞ'ın geleceği ile ilgili hiçbir bilgi vermeyen Bakan, yıllardır sürdürülen projeleri yeniymiş gibi anlatmış'.
* * *
Bu yorumları yapanlar haklı.
Belki de Türkiye'nin raylı sistemlerdeki en önemli müessesi olan TÜLOMSAŞ, üç kuruluşun birleştirilmesiyle TÜRASAŞ A.Ş bünyesi içerisine girmesiyle ne yazık ki eski işlevini kaybetti.
* * *
Geçtiğimiz cumartesi günü Sonhaber Gazetesi İnternet Sitesindeki yazımda belirtmiştim.
Tekrar ediyorum:
'Bakan Gemlik Liman Demiryolu bağlantısından bir tek bile söz etmedi. Yatırımlarla binlerce can kurtardıklarını söyleyerek Akhisar Çevre yolu, Malatya, Marmara Otoyolu ve bölünmüş yol çalışmalarından övgüyle söz ederken, Eskişehir'de onlarca can alan, almaya da devam eden çevre yolu, Afyon'dan Eskişehir il sınırına kadar olan bölünmüş yolun, Eskişehir sınırına gelindiğinde orada kaldığını ve bu ayıbı görmemiş olduğunu sanıyorum! Seyitgazi-Kırka Yolu, Alpu– Mihalıççık, Mihalgazi–Sarıcakaya yollarına ise hiç değinmedi. Keza bu yollarda da yaşanan yoğun trafik kazalarından da haberi yok sayın bakanın!'.
* * *
İşte yukarıda yazdığım gibi durup dururken Eskişehir'e gelen bakanın Eskişehir ve Eskişehirliler veya eski adı TÜLOMSAŞ ile ilgili müjde veya müjdeler vereceğini umuyordum.
İşte bu nedenle 'Dağ Fare Doğurdu' dedim.
* * *
AK Parti İl Başkanı Zihni Çalışkan'a soruyorum.
Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı ayağınıza yani il binasına kadar gelmişken;
-Eskişehir Güney-Kuzey Çevre yolu ile Seyitgazi-Kırka yolunun ne zaman ihaleye çıkarılacağını?
-Alpu-Mihalıççık ve Mihalgazi-Sarıcakaya yollarının ne zaman tamamlanacağını sordun mu?
-Kırka'dan sonra Afyon ili sınırlarına girer girmez başlayan bölünmüş yolun Seyitgazi'ye kadar uzamamasından duyduğunuz rahatsızlığı bakana ilettiniz mi?
* * *
MHP İl Başkanı İsmail Candemir'e de aynı soruları soruyorum.
Çünkü İsmail Candemir'de AK Parti il binasında bakanın yanında idi.
'Benim sormam yakışık almazdı' diyemezsiniz.
Bakanın AK Parti il binasında yaptığı toplantıya katıldıysanız, bırakın il başkanlığı sıfatınızı, Eskişehir'de yaşayan bir vatandaş olarak sorabilirdiniz.
* * *
Eskişehir ziyaretinden sonra Bakan Karaismailoğlu'na 'Eskişehir'de sizi belediye başkanlarımızla birlikte biz ağırlayalım da sorunları ve çözümleri konuşalım' çağrısında bulunuldu.
Bu çağrı bakalım kabul görecek mi?
Keşke katılsa da gerçekleri kendi kulaklarıyla duyup öğrense…
Ama sanmıyorum.
İnşallah ben yanılırım…
* * *
DÜRÜSTLÜK ÇİÇEĞİ
Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu.
Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı.
Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti.
Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi. En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evlerine geri döndü.
Genç kız da kendisine verilen tohumu alıp saksıya ekti. O kadar bakmasına, özenmesine karşılık toprakta tek bir filiz bile görünmedi. Her şeyi denedi, uzmanlara danıştı ama bir fayda göremedi.
Altı ay dolmuştu ama saksı hala bomboştu. Prens sunacağı bir çiçek olmadığı halde gene de belirtilen gün ve saatte boş saksıyla saraya gitti. Oysa diğer kızlar güzel çiçekli saksılarla gelmişlerdi…
Sonunda beklenen an geldi. Prens salona girdi, kızların arasında dolaştı, saksıları birer birer inceledi. Hizmetçinin kızını kendine eş olarak seçtiğini duyurdu.
Herkes şaşırmıştı. Diğer kızlar bu karara tepki gösterdiler, itiraz ettiler. Boş saksıyla gelen kız nasıl eş olarak seçilirdi? Prens durumu şöyle açıkladı:
'Bu genç hanım en değerli çiçeği yetiştirip bana sundu. O çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Çünkü sizlere dağıttığım tohumların hepsi sahteydi ve çiçek açmaları olanaksızdı.'
(Alıntıdır)
* * * *