Kurşunlu Külliyesi’ndeki kriz “şimdilik” duruldu derken haydi sil baştan…
Odunpazarı Kaymakamlığı 30 Ekim’de verdiği tahliyeyi durdurma kararını 2 Kasım’da değiştirdi.
Belediyeye bir yazı göndererek 3 Kasım saat 11.00’de külliyenin teslim edilmesini istedi!
Geçen 3 günde sürece ilişkin hiçbir gelişme yaşanmamasına rağmen Kaymakamlık ne hikmetse bir anda, “pardon ya, şaka yaptık, tahliye edilsin edilsin” diyerek verdiği kararı değiştirdi.
Tepkileri bir süreliğine de olsa dindirmek için böyle bir hamle yaptılar desek, sonra karar değiştirildiğinde çok daha büyük tepkilerin verileceğini tahmin etmek zor değil.
Bu karar değişikliğinin arkasında nasıl bir gerekçe olduğunu kamuoyu bilmiyor.
Ancak ister istemez siyasi müdahale iddialarını da beraberinde getiriyor.
Üstelik 3 gün önce kaymakamlık tarafından verilen kararda “Kaymakamlığımıza ulaşan Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin 26.10.2026 tarihli ve 2026/1219 Esas sayılı kararında Odunpazarı Belediyesi’nin ‘yürütmeyi durdurma’ istemli bir dava açtığı anlaşılmıştır. İleride herhangi bir olumsuzluğa sebep olmamak için ‘yürütmeyi durdurma’ ile ilgili bir karar alınıncaya kadar taşınmazın tahliyesi işleminin durdurulmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararından sonra tarafların bir talebi olursa yeniden değerlendirilecektir” denilmişti.
Mahkemeden henüz bir karar çıkmadı.
İleride olumsuzluğa sebep olma ihtimali hala devam ediyor.
Kaymakamlık gibi bir makam bugün adeta çocuk oyuncağıymış gibi kullanılıyor…
“Kamu kurumlarının kararları hukuki gerekçelerle mi, yoksa siyasi iradenin beklentileri doğrultusunda mı şekilleniyor?” diye sormadan edemiyor insan…
Görevler ve makamlar günümüz Türkiye’sinde bir başkasının gücü yetene kadar bir anlam ifade ediyor.
Daha güçlü bir yerden gelen ses, ne karar ne eylem ne de söylem tanıyor…
Kim bilir belki de eski AK Parti İl Başkanı Dündar Ünlü’nünKülliye’nin Odunpazarı Belediyesi’nin bünyesinde kalması yönündeki fikri yeniden ateşi harlamıştır…
“Bu şehirde benim sözüm geçer” demenin yeni yöntemi bu şekildedir belki de…
Kamu kurumlarının başındaki yetkisiz yetkililer sadece o koltukları işgal ediyor.
Külliyenin tahliye edilmesini sessizce izlememizi bekleyen iktidar temsilcileri, burası Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne geçerse ne yapılacağını, ne planlandığını hala söyleyemiyor…
Görünenin ötesinde hangi hesapların yapıldığı esas mesele…
Gazeteci Ayhan Aydıner'in, araştırmaları sonucunda kaleme aldığı “Külliye Olayının Gölgesindeki Rant Çarkı: Vakıflar’dan Adrese Teslim İhaleler!” başlıklı yazısı da bu sürece ilişkin dikkat çekici iddia ve ihtimalleri gündeme taşıyor.
Aydıner'in yazısında ortaya koyduğu iddialar, kamuoyunun yanıt beklediği soruların daha da artmasına neden oluyor.
Okumanızı tavsiye ederim…
Her şeye rağmen Eskişehirliler külliyeye sahip çıkmaya çalışıyor ama ne kadar güçleri yetecek önümüzdeki günlerde göreceğiz…