Odunpazarı Tarihi Bölge, Eskişehir’in turizm açısından göz bebeği diyebiliriz.
Ben de bu hafta sonu, misafirlerimi Odunpazarı’na götürerek uzun uzun vakit geçirdim.
Tabii bir yandan da Kurşunlu Külliyesi civarını yeniden mercek altına aldım.
Yapılan eleştirilerin hangileri yerli hangileri yersiz yakından gözlemledim.
Önce TÜGVA’ya haksızlık mı ediyoruz diye düşündüm.
(Gerçeklerden emin olsam da yine de zorladım kendimi diğer taraftan bakmaya…)
Dışarıdan şöyle bir inceledim binayı...
Sonra da içeri girdim…
Beni Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüntülerinin döndüğü bir ekran karşıladı…
Ortada langırt oynayan bir aile, kenarda da çocuğuyla oyun oynayan bir anne vardı.
İçeride bir kütüphane ve masalar vardı.
Üst kata çıkmadım, alt katta toplam 4-5 kişi vardı ve tüm masalar boştu.
Acaba ETİ Göç Müzesi’nde sergilenecek eserlerle ilgili bir bölüm var mıdır diye düşündüm, göremedim…
Kitaplar belli bir bakış açısıyla, özenle seçilmişti…
TÜGVA’nın düzenlediği etkinlikler de yine aynı şekilde her kesime hitap eden etkinlikler değildi.
Bu arada bu tablo zaten beklenmeyen bir tablo da değil…
Böyle bir ortam olduğunu biliyordum ancak bir de yakından görmek istedim ve gitmeyenler için de böyle detaylıca anlatmış oldum.
Bunları şu yüzden yazıyorum.
ETİ Göç Müzesi, Eskişehir’de yaşayan göçmenlerin bağışlarıyla; çok özel eserlerden oluşturulmuştu ve toplumun her kesimine hitap edecekti.
Kente gelen ya da bu kentte yaşayan, hangi siyasi görüşü savunursa savunsun, hangi inanca mensup olursa olsun herkesin gezip görebileceği bir müze olacaktı.
Ancak TÜGVA örneğin AK Parti’yi desteklemeyen bir vatandaşın gidip faydalanabileceği bir yer değil…
Propaganda malzemesi yapılan unsurlar var…
Halkın her kesimine hitap edecek olan bir yer yerine adeta siyasi propaganda yapılan bir yer açıldı.
Üstelik orada toplanan eserlerin şimdi nerede olduğunu da kimse söylemiyor…
Ortada böyle bir örnek varken Kurşunlu Külliyesi de aynı şekilde mi olacak diye endişelenmeden edemiyor insan…
TÜGVA’dan çıktım karşıya, Ahşap Eserler Müzesi’ne girdim…
“Amacına uygun kullanılmıyor, zaten kaç kişi gidiyor” denilen müzede sürekli bir insan sirkülasyonu vardı.
Hepsini de fotoğrafladım…
Bir yandan da Eskişehir Polifonik Korosu müze içinde eserlerini seslendiriyordu.
Yani isteyenler belediyeye başvurduğu zaman bu tarz etkinliklerini de içeride gerçekleştirebiliyor.
Müzeyi ziyaret edenler koroyu da dinleyerek keyifli vakit geçirdi.
Bir kesime de hitap etmiyordu.
Genci yaşlısı, AK Partilisi, Yeni Partilisi oradaki eserleri incelerken herhangi bir rahatsızlık duymaz, o müziği dinlerken de irrite olmaz…
Sonuç olarak herhangi bir krizin nedenini, sonucunu görmek isterseniz haberin merkezinde biraz zaman geçirebilirsiniz…
Cevabı zaten orası veriyor…
Külliye krizinin de tamamen siyasal bir hamle olduğuna tanık olabiliyorsunuz…
Tabii esas üzücü kısım şu ki;
Külliyenin çok yakınında yaşlı bir teyzenin çöpü karıştırdığını, Atlıhan Çarşısı’nın kapısında da elinde kalem kağıt olan ayakkabı boyacısı bir çocuğu da gördüm…
Bu iki manzara beni derinden etkiledi…
Günlerdir külliye aşağı külliye yukarı diye konuşuluyor…
İktidarın temsilcileri belediyeyi külliye üzerinden hedef alarak acımasızca eleştiriyor…
Ama aynı kişiler ne çöp toplayan insanları ne de okuması ya da oyun oynaması gerekirken çalışmak zorunda kalan çocukları gündemine alıp özeleştiri yapmıyor…
İnsanlar neden bunlara mecbur kalıyor, düşünmüyorlar…
Gerçek sorun külliye değil, gerçek sorun ekonomi, gerçek sorun halkın çaresizliği…
Ve doğurduğunuz krizlerle gerçeklerin üstünü kapatamazsınız…