Sevgili okurlar; Ramazan Bayramı yaklaşıyor, bu nedenle zekatımızı ve fitrelerimizi unutmayalım.
Zekat kazancımızdaki bilmeyerek, kazandığımız kirlerin temizlenmesine, fitre ise Allah'ın bize verdiği sağlığa karşılık verilir.
Fakirleri bu bayram günü sevindirmek amacıyla mutlaka Bayram Namazı kılınıncaya kadar verilmesi gerekmektedir.
Zekatı belki herkes vermeyebilir ama sadaka-i fıtrı mutlaka herkesin vermesi gerekir.
Çocukların, eşin, kendinin yanında olan üvey evlatların hatta güçleri yetmiyorsa anne ve babanın fitresini vermek büyük bir sevaptır.
Zekatta ise tüccar hangi meslekte ise onu altına çevirerek eğer nisabı malik (yeterli para) ise zekatını vermelidir.
Bu zekatı verirken hiç gocunmadan Allah'ın kendine lütfettiği, ihsan ettiği bu maldan, fakir, düşkün ve muhtaç olanlara, sevinerek bunu vermelidir. Bunları verirken bayramı beklememelidir ki o ihtiyaç sahibi de bayram gelmeden çoluk çocuğu ile bu ihtiyacını gidersin.
Zekat malı azaltmaz, bilakis kazancı artırır. Allah'ın emri bu yöndedir.
'Benim de ihtiyacım var, ben fitre vermek istemiyorum' diyen kişi büyük vebal altına girer. Biz kendimizden yukarı olana değil de kendimizden daha aşağıda ve ihtiyaç sahiplerine bakarak şükretmeliyiz.
Zekat ve fitremizi, öncelikle akrabalarımızdan ihtiyaç sahiplerine bakarak onlardan başlamalıyız. Eğer akrabalarımız yoksa yakın komşularımızdan, onlarda da yoksa mümkün olduğu kadar yaşantısı düzgün olan ve içkiye, kumara, israfa müptela olmayan kimselerden başlamalıyız. Yoksa gece gündüz, bulduğu her kuruşu bu yolda harcayan kimselere fitre ve zekat verirsek, onların kötülüklerine devam etmesine yardımcı olmuş oluruz. Bu da bizi büyük vebal altına sokar.
Bildiğiniz gibi zekatın miktarı 40'ta bir yani 100'de 2,5, fitre ise bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığının bildirdiğine göre en az kişi başı 10 TL'dir. Bu alt sınırdır. İmkanı olan yardım ve nafile sadaka niyetiyle istediği kadar verebilir.
Özellikle yetim olan, çok çocuklu olan ve bunlara bakmakta zorlanan kişilere vermek daha sevaptır. Allah kabul etsin.