Gün geçmiyor ki Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim camiasını şaşırtan, çığır açan(!) yeni bir fikirle gündeme gelmesin…

Okullarda tüm problemler çözülmüş olduğu için bunlara ayrı bir mesai harcamayan Bakan Tekin, son olarak Kurtuluş Savaşı ismine takıldı.

“Kurtuluş Savaşı” isminin müfredattan çıkarılıp yerine “Milli Mücadele” ifadesinin kullanılacağını açıklayan Tekin, sadece bu açıklamalarla da kalmadı, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” ifadelerini sözlerine ekledi.

Yıllardır kullandığımız ve tam anlamıyla yaşananın “savaş” olduğu “Kurtuluş Savaşı ile bir insanın ne derdi olabilir” diye düşündük.

Elbette basit bir hamle değildi bu.

Çok gecikmeden tepkiler de büyüdü.

Hem sivil toplum kuruluşları hem de siyasiler gündemlerine bu konuyu aldı.

Eskişehir’de konuşan Özgür Özel, “O Kurtuluş Savaşı’nda ‘Neden kurtuluyoruz?’ sorusunun ‘İşgalden kurtuluyoruz, istiladan kurtuluyoruz, ülkenin parçalanmasından ve milletin artık bir başka ülkenin sömürgesi olmasından kurtuluyoruz’ cevabını bilmeyenlerin, halen daha o gün işgal altındaki İstanbul ve İstanbul’daki son padişahla ilgili kendilerince bir meseleyi Kurtuluş Savaşı’ndan önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önünde tutanlara neyi hatırlatmak lazım? Belki şunu hatırlatmak lazım. ‘Bu ülke nasıl kurtuldu?’ diye sorana şunu hatırlatmak lazım. Evladının battaniyesini mermiye saranların, kağnılarla geceleyin çektikleri yollarla kurtuldu. O çektikleri kağnıları da çeken öküzdü, öküz” diyerek manidar bir konuşma yaptı.

Atatürkçü Düşünce Derneği de hızlı bir refleksle duruma zamanında tepki gösteren tek dernek oldu.

Sesleri çıkmayanlar sanırım tatildeler, aman rahatsız etmeyelim!

ADD Şube Başkanı Mehmet Avci da gösterdiği hassasiyetle bir kez daha takdir topladı.

Kendisini Günaydın Eskişehir’de ağırladık.

Uzunca Kurtuluş Savaşı konusunu konuştuk.

Yusuf Tekin’in artık söylediği hiçbir şeye şaşıramaz hale geldiklerini söyleyen Avci, yapılmak istenenin basit bir adım olmadığını vurgulayarak, Bakanın kasıtlı kelime oyunlarıyla geçmişi unutturmaya ve parçalamaya çalıştığını söyledi.

Avci’nin sözlerini olduğu gibi aktarıyorum:

“Geçmişten bugüne süreci incelediğinizde maarif model, maarifin kalbinde Ramazan, kıyafet zorunlulukları… Bunlar yavaş yavaş milletin milli şuurunu kaybettirmek üzere hamlelerdir. Kurtuluş Savaşı’na da bir hamle yapılmasını bekliyorduk. Sayın Tekin, geçmişi bilmiyormuş gibi davranmaya çalışıyor. Yeni gelen kuşağın geçmişine olan sadakatini kırmaya çalışıyor. Bunu da kelime oyunlarıyla yapmak istiyor. Geçmişi unutturmaya ve geçmişi parçalamaya çalışıyor. Milli Mücadelenin içinde Kurtuluş Savaşı olmayabilir ama Kurtuluş Savaşı varsa milli mücadele de vardır.

Avci, Kurtuluş Savaşı kavramının Milli Mücadele tabiriyleyumuşatıldığını ve bu tabirin her şeyden önce Kurtuluş Savaşı’nda canlarını feda eden şehitlere saygısızlık olduğunu vurguladı: “Emperyalistlerin artık parçaladığı bir devlet haline gelmişiz, savaşılmış. Şimdi siz tarihinizde kanını döken şehidinizi inkar ederseniz sizin gidecek rotanız da pusulanız da yoktur. O yüzden Milli Eğitim Bakanı bunu bilinçlice yapıyor. Milli mücadele deyip yumuşatıyor. Ama savaş denildiğinde bu milletin evlatlarında şuur oluşur. Şunu bilir; bu memleket için bedel ödendi, dedesi öldü, ebesi öldü, kundaktaki çocuklar öldürüldü…”

Elbette Avci’nin de altını çizdiği gibi tüm bu kelime oyunları bilinçli bir şekilde yapılıyor. Planlı, programlı, adım adım bir ilerleme söz konusu. Bugüne kadar olan tüm müfredat tartışmaları, imzalanan protokoller ve açıklamalara bakıldığında bunu görmemek için kör olmak gerekiyor.

Avci, birtakım değişikliklerin yavaş yavaş hayata geçirildiğini de şöyle anlattı: “Talim ve Terbiye Kurulu’nun yazım kılavuzlarının içinde yavaş yavaş başka değişikliğinin de olduğu biliniyor. Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları gibi… Artık kayıtlarla oynuyorlar, bu çok tehlikeli bir şey. Siz toplumun tarihe not düşen yapılarıyla oynayamazsınız.

Mesajı da netti ADD Şube Başkanı Avci’nin “Çocuklarımızın geleceğini ben bu cenaha teslim etmeyeceğim!”

Ülkece yakalandığımız bir hastalık var: Normalleştirmek.

Kurtuluş Savaşı ismi kaldırıldı mı, tamam… Cumhurbaşkanı adayı tutuklandı mı, tutuklansın… Andımız mı, okunmasa da olur… İstanbul Sözleşmesi mi, çıkalım gitsin… Üniversiteye tepeden bir rektör mü atandı, atansın… Diploma iptal mi edildi, edilsin…

Tepki vermiyoruz, kabulleniyoruz, sesimizi çıkarmıyoruz…

Ancak tarih mücadele edenleri yazar…

Kurtuluş Savaşı’nda mücadele eden Atalarımızdan hareketle, ruhumuzu kaybetmeyelim!

***

ADD, “24 TEMMUZ LOZAN BAYRAMI” OLSUN DİYOR

Avci, ilk kez ES TV’de dile getirdiği Lozan Bayramı hakkında açıklamalarda bulundu, şu ifadeleri kullandı: “Genel Merkezimizin bir çalışması var. 24 Temmuz Lozan Anlaşması’nın yıldönümü. Şöyle bir talepte bulunuyoruz; 24 Temmuz Lozan Anlaşması’nın yıldönümünün Lozan Bayramı olarak ilan edilmesi gibi bir talebimiz var. Genel Merkezimiz ve şubelerimizde bununla ilgili çalışmalar yapacağız. İlk çağrımı da ben ES TV aracılığıyla yapayım. 24 Temmuz’un bu ülkenin tapusu olan Lozan’ın bayram olarak tarihe geçmesini, birileri silmeye çalışsın tarihi biz de yazmak için tekrar hatırlatmak için elimizden geleni yapalım.”

Bakalım ADD’nin bu talebi karşılık bulacak mı?

Yoksa Lozan Bayramı yerine “gizli maddeler yüzünden madenlerimizi çıkaramıyoruz” gibi safsatalarla “Maden Çıkarma Bayramı” gibi bir bayram mı ilan edilecek?

Göreceğiz.