Ülkemizde 'sağlık' ve 'demokrasi' sorunları artarak sürüyor.
Gelişmiş ülkelerde artık sorun olmaktan çıkmaya başlayan 'salgın', ülkemizde azgınlığını sürdürüyor. Güzel ülkemizde bayramlar bile artık 'bayramca' yapılamıyor.
Demokratik ülkelerde toplumsal yaşam 'bilim ve demokrasi' ilkeleriyle güzelleştirilirken bizim ülkemizde 'bilim dışı diktatörlük' sisteminin çirkinlikleri artıyor. Tek kişi sistemini kalıcı hale getirmek için, 'siyaset/ mafya/ medya/ tarikat/ etnik ayrımcılık' ilişkilerinden karanlık 'çıkar birlikleri' oluşturuluyor.
Çünkü tüm diktatörlüklerin yaşam kaynağı, karanlık ortamlarda oluşturulan 'örgütlü cehalet'tir… Çünkü o işbirlikçiler 'Böylesi karanlık havaların kendileri için çok önemli vurgun fırsatları yarattığını' biliyorlar… Onun için yangınların üzerine sürekli 'petrol döküyorlar…'
SAĞLIKLI VE DEMOKRATİK TÜRKİYE İÇİN 'YEREL DEMOKRASİ'
Günümüzde dünyadaki ve ülkemizdeki 'diktatörler ve yandaşları', fıtratlarında yatan özellikler nedeniyle öncelikle yerel yönetimleri kontrol altına almayı hedefliyorlar. Ülkemizdeki tek adam yönetiminin sürekli belediyelerle uğraşması; gelecekteki cumhurbaşkanı adaylarının şimdiki belediye başkanları üzerinden kurgulanması bundandır.
Daha açık söyleyecek olursak, 'Diktatörlük sistemi ile yerel yönetim değerleri arasında uzlaşmaz bir çelişki vardır…' Koskoca bir ülkenin, başkentteki bir saraydan yönetilemeyeceği gerçeğini ortaya koyan yaman bir çelişkidir bu… Bunun içindir ki 'Demokratik belediyeler diktatörlerin korkulu rüyasıdır…'
Çünkü çağdaş demokrasi öğretisinde 'Katılımcılık ve çoğulculuk' demokrasinin temel ilkeleri olarak kabul ediliyor ve bu bağlamda 'Yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir' deniliyor.
Ayrıca, çağdaş yönetim bilimi verileri 'Yerinden yönetim' uygulamalarının daha işlevsel ve daha verimli olduğunu ortaya koyarak 'Yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin arttırılmasını…' öneriyor ve gelişmiş ülkelerdeki toplumsal yaşam içinde yerel yönetimlerin ağırlıkları giderek artıyor.
GÜNCEL GÖREV: DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK
'Demokratik Belediyecilik' deyince akla gelen ilkeler şöyle sıralanabilir: 'Katılımcılık, çoğulculuk, açıklık, bilimin rehberliği, sanatın güzelliği, emeğin üstün değeri, hizmette kalite, toplum yararının önceliği, uygulanabilir ve sürdürülebilir projeler, kültür ve doğa varlıklarının korunması ve geliştirilmesi, planlı kentleşme…'
Demokratik belediyecilik kanallarını güçlendirecek uygulamaların örnekleri ise şöyle özetlenebilir:
* Belediyelerde meclisleri için 'İlgili meslek örgütlerine, STK'lara ve akademik kuruluşlara katılım yollarının açılması…'
* 'Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, belediye başkanı, belediye meclisi ve belediye bürokrasisi arasındaki yetki ve görev ilişkilerinin dengeli/ uyumlu olarak yürütülmesi…'
* Belediyeler bünyesinde yürütülen tüm iş ve işlemlerin 'etnik ve dinsel ayrımcılıktan ve partizanlıktan arındırılması…'
Bu konuda, son yerel seçimlerde Türkiye nüfusunun çoğunluğunu oluşturan büyük kentlerde yönetime gelen sosyal demokrat belediyelere önemli görevler düşmektedir. Bu bağlamda, ülkemizin demokratikleştirilmesinde ve demokrasi güçlerinin birlikteliğinin geliştirilmesinde de CHP'yi önemli görevler bekliyor.
Unutmayalım ki Türk halkının demokrasi ve yerel yönetim birikimi, tek adam sistemini etkisizleştirecek güce sahiptir.
Gerçek çözüm 'RTE/ AKP/ MHP ve bazı uçuk gruplardan oluşan 'Tek adam sistemi bloğunun' bölünüp parçalanmasını beklemekte değil; demokrasi ittifakının korunup geliştirilmesindedir…'
'31 MART – 23 HAZİRAN BİRLİĞİ' KORUNMALI VE GELİŞTİRİLMELİDİR
Türkiye'nin demokrasi güçleri, 31 Mart 2019 seçimlerinde ve özellikle İstanbul'da halkın gasp edilen iradesini geri almak için 23 Haziran seçiminde, 'bilinçlerini ve oylarını birleştirerek' çok önemli bir başarı sağladılar.
Bu birlikteliğin özünde 'Gezi Direnişinden ve Adalet Yürüyüşünden gelerek 31 Mart/23 Haziran Yerel Seçimlerinde coşan' onurlu bir mücadele süreci vardır.
Bu sürecin ortaya koyduğu üç önemli gerçek, toplumsal bilincimize kalınca yazılmalıdır:
  1. Son yıllarda toplumumuza dayatılan 'Tek adam sisteminin Türkiye'nin demokratik dokusuna uymadığı…'
  2. Ülkemizde 'Demokratik Parlamenter Sistemin korunması ve geliştirilmesi gerektiği…'
  3. 'Belediyelerimizin demokratik yetki ve görevlerinin artırılması zorunluluğu…'
Ülkemizde son yıllarda 'Demokratik belediyeler toplumsal yaşamın içinde daha aktif olarak yer alamadıkları için':
  • Türkiye'nin yakıcı sorunları olan 'Sağlık ve demokrasi yangınları söndürülemiyor.'
  • Son günlerde ülkemizde açıkça gözlenmekte olduğu gibi; siyaset, mafya, medya ilişkilerindeki pislikler ise 'güçlü merkezi devlet' paravanı arkasında gizleniyor…
  • Toplumsal yaşamımızda 'Gerçek anlamda bayram da yapılamıyor, seyran da…'
Bu durumda ülkemizde 'Sağlıklı ve demokratik Türkiye' özlemi içinde olan duyarlı yurttaşlara önemli görevler düşüyor.
Bu görevlerin başında da 'Sağlık ve Demokrasi İçin Birlik' sağlamak geliyor. Sağlık ve demokrasi yangınlarının ivedilikle söndürülmesi için, 'Birleşik ve kitlesel etkinlikler düzenlemek ve birleşik somut projeler üretmek' gerekiyor. Gün, kısır siyasal tartışmaların dayanılmaz hafifliğine kapılma günü değildir.
Gün, bilimin doğruluğu, demokrasinin iyiliği ve sanatın güzelliği doğrultusunda aydınlık geleceğe doğru birlikte yürüme günüdür.
Eskişehir'de ise gün, 'Eskişehir örneğinin irdelenmesi, korunması, geliştirilmesi ve Türkiye geneline yansıtılması' günüdür. Unutmayalım ki Eskişehir örneği etnik, dinsel, yöresel yaklaşımlara değil, 'Bilimsel ve demokratik değerlere dayalı geniş tabanlı bir birlikteliktir.'
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…