“Nato Kafa Nato Mermer”, çocukluk yıllarımızda büyüklerimizden işittiğimiz bir uyarı cümlesiydi.

Tüm uyarılara rağmen konuyu anlamayan, söz dinlemeyen, düşünmeden iş yapan insanlar için çok sık kullanılırdı. Aslında askeri bir örgüt olan NATO ile doğrudan hiçbir bağlantısı yoktu. Ama sanki bu söz, adeta NATO’nun faydasını/zararını 1952 yılından bugüne kadar (özellikle son yıllarda) hiç sorgulamayanlar için söylenilmiş anlamlı bir özdeyişe dönüşmüş gibi duruyor.

NATO’NUN BEDELİ !...

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra 1949 yılında (o dönemde) Sovyetler Birliği’nin Avrupa için güvenlik tehdidine karşı 12 ülke tarafından kuruldu.

Türkiye’nin NATO üyeliği, 1950 yılında başlayan resmi başvurunun ardından, Kore Savaşı'na ABD’nin yanına “herkesten önce” asker göndermesi sonrasında gerçekleşti. Kore’ye gönderilen Mehmetçiklerin 741’i geri dönmedi. Binlercesi yaralandı. Bu, NATO’ya girişimizin bedeli oldu.

DOST MU DÜŞMAN MI BELLİ DEĞİL !...

Türkiye “Soğuk Savaş” döneminde NATO’nun askeri yönden aranılan ülkelerinden biri durumuna gelmişti. Ancak, Sovyetler Birliği dağılmadan önce Türkiye’nin NATO üyeliğinden “çok memnun gözüken” ABD ve Batılı ülkeler son yıllarda Türkiye’ye karşı “çifte standartlar” uygulamaya başladı.

NATO’ya karşı tüm yükümlülüklerimizi her zaman koşulsuz, sorgusuz, sualsiz yerine getirdik. Buna rağmen son yıllarda bize karşı “dostça olmayan” tavırları artık herkesin sabrını çatlatacak boyutlara ulaştı.

NATO’nun sadık üyesi Türkiye, ASALA, PKK, IŞİD, PYD/PKK,FETÖ gibi uluslararası destekli tüm örgütlerin hedefindedir. Ancak, “NATO Terörizme Karşı Savunma Askeri Konsepti’nde” beyan edilen işbirliği koşuluna rağmen başta ABD olmak üzere müttefiklerinden bu konularda gereken desteği ve anlayışı görememiştir.

Görünürde insani nedenleri kullanarak demokrasi havariliğine bürünen ABD ve NATO’nun emperyalizmin kurduğu sermaye/sömürü egemenliği ile Türkiye’yi adeta kurutması, kontrgerilla/gladio örgütlenmeleriyle yaptığı kanlı tezgahlarla, ihtilallerle olan ilişki iddiaları, bölücü ve gerici taşeron örgütler üzerinden yürütülen projelere açık destekleri, Ege ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin haklarını ihlal eden Yunanistan karşısındaki sessiz kalınması, anlamsız silah ambargoları NATO ‘yu kamuoyunda tartışılır hale getirmiştir.

TAM BAĞIMSIZLIK KORUNMALIDIR…

1952'den beri tepemize çöreklenmiş olan ABD'nin ve NATO'nun son yıllarda bizim ile işleri bitmiş, gerçek yüzleri iyice ortaya çıkmış görünüyor. Bu yüzden farklı zamanlarda dost ve müttefik anlayışı ile bağdaşmayan birçok tavrını yutkunmak zorunda kalıyoruz.

ABD Başkanı Trump ile Büyükelçi Tom Barrack’ın Türkiye ve Orta Doğu ülkeleri ile ilgili son açıklamaları ise asıl niyetlerini açıkça ortaya koyuyor. Bu durum, NATO’nun artık açıkça ABD emperyalizminin savaş örgütüne dönüştüğünü gösteriyor.

74 YIL SONRA…

NATO’ya dahil oluşumuzun 74.Yılında NATO ile olan ilişkilerinde Türkiye’nin çıkarlarının daha fazla korunur boyutta olması için direnilmelidir.

Bu direniş gösterilirken; nereden gelirse gelsin,Türkiye'yi kuşatan her türlü emperyalizme “ siyasal dincilik, mezhepçilik, bölücü etnik ayrışma” ile karşı konulamayacağı unutulmamalıdır.

Bu durumu hala anlamayanlara ise söylenecek tek söz kalıyor;

“Nato Kafa Nato Mermer (!)”